- Kategori
- Deneme
UMUDU OLAN YAŞAR
Hayatlar bir yere doğru savrulurken, biz sıradan insanlar el sallıyoruz. Gidene güle, güle, kalana daha çok kalacak mısın diyoruz. Elimizden gelen bu kadar belki de, ya da başka bir şey yapmayı bilmiyoruz. Bir sürahideki su zerreciklerinden farkımız yok, her şey bizim irademiz dışında gelişiyor.
Kum saatimizde kum zerrecikleri tükenip de son zerre aşağı düştüğünde bize de aynısını diyecekler. Güle güle! Afganistan'dan gelenler, buradan da gitmek istiyorlar, umut uğruna bir yola çıkmışlar. Bizse bu toprakların uzun süreli yerleşikleri olan bizler, ne gidebiliriz ne de gitmek istiyoruz. Hem gitmek istesek nereye gideriz? Bir bebek evinden uzaklaştığında huysuzlaşıyor, mutsuz oluyor, değişimse hemen her gün sıradan insanı daha fazla yeni bir şeyler yapmaya, bulmaya zorluyor.
Her ne olursa olsun, yine de enseyi karartmaya gerek yok, "gün doğmadan neler doğar" diyelim Bin yıllık çınarları değerli kılan da bin yıldır karda, tipide ayazda hemen her şart ve koşulda yaptıkları çetin mücadele değil mi?
Zaman umudu olanın; umutlar yaşasın yeter ki, güzel günlere özlemle ulaşma umudu kaybolmasın, gerisi gelir. Gelen umutsuzluğa sebepse, hayalkırıklığı dahi olsa ne çıkar? Gelenin yerine, yenisi gelecek, kırdaki çiçekler gibi, kaldırım taşlarının arasından umutla başını güneşe uzatan çiçekler, karda açan kardelenler...kısacası herkesin umudu kadar, bu dünyada ona yer var..