- Kategori
- Gündelik Yaşam
Umut ışığı kırıntılarını görebilmek

Bulutların gölgelediği kasvetli günlerde, o mutsuz bulutların arasından süzülen ve gökyüzünde çizgiler oluşturan güneş ışınlarını seyre dalmak çok hoşuma gidiyor...
Her tarafın bulutlarla kaplı olduğu o iç karartıcı günlerde; güneşin, inadına süzülebileceği bir veya birkaç delik bulabilmesi sonucunda o ışık çizgilerini görebilmek, kasvetli havaya rağmen bana umut veriyor.
Bu manzara bana dolaylı yoldan da olsa çok önemli bir şeyi anımsatıyor: İçinde bulunduğum durum ne kadar umutsuz ve iç karartıcı olursa olsun, bir yerlerde mutlaka bir umut ışığı vardır. Ve önemli olan ise, o minik umut ışığı kırıntılarını görebilmektir...
Bir arkadaşım var, her daim mutsuz olduğunu dile getirir. Ona göre her şey berbattır; ama her şey. Örneğin, gün içinde en çabuk yorulan odur, bu hafta hiç bitmeyecek ve tatil hiç gelmeyecek gibidir, ona bir günlük tatil asla yetmez, nişanlısı hep onu üzer (aslında o kendini üzer), hiçbir şey yolunda gitmiyordur; daha neler neler... Annesi ise bu yüzden onu hep eleştirir durur. Ama o bu huyundan asla vazgeçmez.
Bir gün annesi dayanamayıp, "Kızım, mutlu olabileceğin hiç mi bir şey yok hayatında? Hep şikayet, hep mutsuzluk... Yorulmadın mı artık, bir kerecik de memnun olsan?" şeklinde bir eleştiride daha bulunmuş. O da şu yanıtı vermiş: "Ya anne ya, belki ben böyle mutlu oluyorum!?!"
İlginç ve içerisinde pek çok mesaj barındıran bir cevap bu, değil mi?
Samuel Becket*, "Sizi temin ederim ki mutsuzluktan daha komik bir şey yoktur. Evet, dünyadaki en komik şey budur." derken neyi kastetmiş olabilir sizce? Bilmem ki!
Eğer hayatımızdaki her şey güllük gülistanlık olsaydı ve sürekli mutlu olsaydık çok mu güzel olurdu hayat? O zaman mutlulukların ne kadar değerli ve ne kadar zor elde edilebilir olduğunun farkında olmazdık (çünkü zor elde edilebilir olmazlardı) ve hiçbir güzel şeyin kıymetini bilemezdik bence. Hayat bu şekliyle, yani her tür iniş-çıkışlarıyla güzel belki de...
Aslolan, sahip olduklarımızın değerini bilmek, ve onlarla yetinebilmek. Ve elbette, çaresiz kaldığımız her kötü durum için bir umut ışığı olabilme ihtimaline karşı gözümüzü dört açmak...
(Mutlu olmak senin elinde, unutma!)**
Not: Bazı durumlar umut ışığı barındırmayabilir. Böyle durumlarda fazla hayalperest davranmamalı ve her gördüğümüzü bir ışık kırıntısı olarak algılamamalıyız, yoksa sonuç hayal kırıklığı olabilir!
_______________________________________________________________________
Her tarafın bulutlarla kaplı olduğu o iç karartıcı günlerde; güneşin, inadına süzülebileceği bir veya birkaç delik bulabilmesi sonucunda o ışık çizgilerini görebilmek, kasvetli havaya rağmen bana umut veriyor.
Bu manzara bana dolaylı yoldan da olsa çok önemli bir şeyi anımsatıyor: İçinde bulunduğum durum ne kadar umutsuz ve iç karartıcı olursa olsun, bir yerlerde mutlaka bir umut ışığı vardır. Ve önemli olan ise, o minik umut ışığı kırıntılarını görebilmektir...
Bir arkadaşım var, her daim mutsuz olduğunu dile getirir. Ona göre her şey berbattır; ama her şey. Örneğin, gün içinde en çabuk yorulan odur, bu hafta hiç bitmeyecek ve tatil hiç gelmeyecek gibidir, ona bir günlük tatil asla yetmez, nişanlısı hep onu üzer (aslında o kendini üzer), hiçbir şey yolunda gitmiyordur; daha neler neler... Annesi ise bu yüzden onu hep eleştirir durur. Ama o bu huyundan asla vazgeçmez.
Bir gün annesi dayanamayıp, "Kızım, mutlu olabileceğin hiç mi bir şey yok hayatında? Hep şikayet, hep mutsuzluk... Yorulmadın mı artık, bir kerecik de memnun olsan?" şeklinde bir eleştiride daha bulunmuş. O da şu yanıtı vermiş: "Ya anne ya, belki ben böyle mutlu oluyorum!?!"
İlginç ve içerisinde pek çok mesaj barındıran bir cevap bu, değil mi?
Samuel Becket*, "Sizi temin ederim ki mutsuzluktan daha komik bir şey yoktur. Evet, dünyadaki en komik şey budur." derken neyi kastetmiş olabilir sizce? Bilmem ki!
Eğer hayatımızdaki her şey güllük gülistanlık olsaydı ve sürekli mutlu olsaydık çok mu güzel olurdu hayat? O zaman mutlulukların ne kadar değerli ve ne kadar zor elde edilebilir olduğunun farkında olmazdık (çünkü zor elde edilebilir olmazlardı) ve hiçbir güzel şeyin kıymetini bilemezdik bence. Hayat bu şekliyle, yani her tür iniş-çıkışlarıyla güzel belki de...
Aslolan, sahip olduklarımızın değerini bilmek, ve onlarla yetinebilmek. Ve elbette, çaresiz kaldığımız her kötü durum için bir umut ışığı olabilme ihtimaline karşı gözümüzü dört açmak...
(Mutlu olmak senin elinde, unutma!)**
Not: Bazı durumlar umut ışığı barındırmayabilir. Böyle durumlarda fazla hayalperest davranmamalı ve her gördüğümüzü bir ışık kırıntısı olarak algılamamalıyız, yoksa sonuç hayal kırıklığı olabilir!
_______________________________________________________________________
*Samuel Beckett: Unutulmaz oyun "Godot'yu Beklemek"in yazarı
**Mutlu olmak senin elinde, unutma: "Gripin" adlı müzik grubunun "Elalem" adlı şarkısında geçen bir cümle
<özlem boral="">
özlem>