Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '15

 
Kategori
Deneme
 

Umut

Umut
 

Dün derste:

“Şayet mutlu olmak istiyorsanız, sadece işte başarılı olmanız da size yardımcı olmaz. Önemli olan kişiliğinizi gerçeklemektir. Nitekim hayatınızın sadece %50’sini işiniz oluşturur.”

Yine:

“İşte başarmanın da %50’si şanstır. Yani ne kadar çaba gösterirseniz gösterin ve doğruyu yaparsanız yapın yine de başarılı olamayabilirsiniz!”

Son olarak:

“Kişiliğinizi gerçeklemek, kendi bildiğiniz doğruları hayatınızda tatbik etmek ve sonucunda, kendinizi olduğunuz gibi yaşamaktır.”

Kişinin mutlu olması o toplum için yeterli midir? Bireysel mutluluk toplumu nasıl etkiler? Yani mutlu bireyler, mutlu bir toplum yaratabilir mi? Veyahut da mutlu bireyler çevresini etkileyip mutlu bireyler topluluğu haline gelebilir mi?

Sizce Türk toplumu mutlu ve sağlıklı gözüküyor mu? Ahlaklı ve yardımsever mi? Diyeceksiniz dünyada böyle bir devlet var mı? Her şeyi devletten mi beklemeliyiz???

Mustafa Kemal’in hayatını incelerken karşıma çıkan iki olgu vardı: Birincisi bir şeyi en doğru yapma isteği ve ikincisi bunu yaparken araştırmacı ve bilimsel yaklaşımı, yani aklıyla zekasını birleştirmesi...  Duygularının aklını yönlendirmesine izin vermemesi ve böylelikle hata yapmaktan korkmadığı ölçüde hatalar yapmaması (bu hiç hata yapmadığı anlamına gelmez)! Onun cesareti bilgi ve bilimden geliyordu. Aynı şekilde bende kendimi oluştururken aynı  mantık ve felsefeden hareket ettim.  Evet, buraya kadar ne kadar güzelse anlattıklarım, aslında böyle bir insan olmanın büyük bir bedeli vardı; duygularına hakim olduğun ölçüde, duygusuz kalıp, insanlar tarafından anlaşılamamak!

Duygu yoksunu olmak, duyguya ihtiyacın olduğun gerçeğini değiştirmez ne yazık ki!

Yine de hayatta başarılı olmanın temel esasıdır duygu yönetimi! Ve gerekirse, her duyguyu aklınla yönlendirmek, seni diğerlerinden daha başarılı kılacaktır. Duyguyu analiz ederken, utanç ve ahlaksızlıklardan bahsetmiyorum. Bu duyguları yenmeden zaten iyi insan olmanız mümkün değildir!

Mesela ben Yavuz Bingöl’ün kızı yaşındaki Öykü’ye olan düşkünlüğünü anlamlandırabilirim belki ama Öykü’nün bu kadar yaşlı bir adamda ne bulduğunu çözümleyemiyorum. Evet, deneyim ama yeterli mi? Yoksa babasıyla kopuk olan ilişkisini cinselliği vasıtasıyla yönlendirebildiği ve dokunabildiği sevgilisinde mi gerçeklemek mi istiyor?

Freud ne kadar ahlaksız bir hayat yaşadığı gerçeğiyle değil, bu sayede ortaya koyduğu, cinsellik-hayat ilişkisi kuramıyla hatırlanıyor! Soruyorum bu tarz düşünen ve yaşayan insanlar mutlu olabilir mi? Kişisel özgürlük, her istediğini yapmak mıdır? Yoksa bu özgürlük alanı toplum tarafından sınırlandırılmalı mıdır? Böyle de olmuyor mu zaten!  

Seçim sonuçları açıklandığından beri, gün ve gün, siyasetin ve medyanın, kendi içindeki yansımalarını izliyor ve dinliyorum. Kupkuru bir gürültü ve sürekli basılan tek bir nota halinde bana gelen, aslında detaylara bakıldığında zıtlaşan çoklu kutuplar ve daha da kötüsü demokrasiyi öğrenememiş bir toplum ile yüzleşiyorum! Yasamayı-yürütmeyi-hukuku bilmeyen koca bir Türk milleti! Bilimsel olmayan duygusal mı desem ama daha çok şarkılarda olduğu gibi melankolik bir yaklaşım, aşırı tepki, sağduyusuz, içinde bolca karmaşık duygu(asma-biçme-kesme) ve sözde din adına yapılan terörle kocamanlaştırılmış olaylar zinciri ile karşı karşıyayız. Bir yandan koalisyon çabalamamaları, bir parti lideri seçim mitingleri düzenliyor ve her şeye rağmen ekonomi rayında gidiyor. Mucize mi desem, kurallar işliyor mu desem, ne desem bilemiyorum!

Evet, başa dönüyorum ve soruyorum bireysel mutluluk nereye kadar?

Ama gariptir bu sefer tüm bu olumsuzluklara rağmen ciddi bir umut taşıyorum geleceğe dair! Diyeceksiniz "hüsnü tahlil" yapıyorsun...

Hayır, yapmıyorum!  Sadece şunu biliyorum; dibe vurduktan sonra gidilecek tek yön olumluya olanıdır. Bugün yine seçim yapılsa farklı bir sonuç çıkmayacağına gerçekten inanıyorum artık.

Bu ne demek?

Öyle ya da böyle uzlaşacaksınız!

Öyle ya da böyle bundan böyle vatandaşına saygı göstereceksin.

Ve ey vatandaş, sen de, öyle ya da böyle, daha olumluya doğru değişeceksin!

Değişmeyen tek şey değişimdir. Özgürlüklerimizi, duygularımızı ve ahlakımızı denetim altına alıp birlikte yaşamaya, birbirimizi sevip saymaya, özen gösterelim. Ve gerçekten şu toplumu hep birlikte adam edelim.

Neden olmasın?   

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..