Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '09

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Umutsuzluk, kaygı, korku!

Umutsuzluk, kaygı, korku!
 

Akdeniz Üniversitesinden birkaç öğrenci ile sohbet ediyoruz. Sohbetin kimi noktalarında “keşke bu sohbet bir an önce bitse” diyesim geliyor. Sıkılıyorum ve zaman zaman yutkunuyorum. Ruhum daralıyor. Gamsız olmadığımdanmıdır nedir, bilmiyorum ama, bu ve benzer sohbetler benim ruhumu daraltıyor.

Pardon! “Sohbet” dedim. Öylesine konuşma işte. Önünüzde küçücük bardaklara konmuş o demli çay ve çayın eşliğinde gençlerin sorunları ve umutları üzerine sohbet.

Böyle bir sohbet kimin canını sıkmazki. Kim böyle bir sohbet esnasında ve sonrasında sıkılmazki.

Mühendislik okuyan öğrenciler yarına karşı inanılmaz düzeyde korku ve endişe içerisindeler.

İş bulamamak, para kazanamamak ve ihtiyaçlarını karşılayamamak gibi ciddi birçok sorunu dile getiriyorlar. E haliyle daralıyorsunuz. Tam karşınızda ciddi anlamda mağduriyet yaşayan insanlarla sohbet halindesiniz.

Ne olacak bu öğrencilerin hali?

Yüzbinlerce üniversite mezunu işsiz dolaşırken şu anda mezun olma hayali içerisinde olan öğrencilerin umutsuzluğu yabana atılacak bir durum mudur?

İşsizler ordusuna yeni katılımlar anlamı ifade ediyor bu durum.

2008 yılında mezun olan birisi “Bir yıldır Antalya’dayım” diyor ve ”İş başvurusu yapmaktan ve başvurularıma olumsuz cevap almaktan bunalıma girdim” diye ilave ediyor.

Üniversitedeki ev arkadaşlarının yanında kalıyormuş ve “hemen hemen ümidimi yitirmiş durumdayım” diyor. Birkaç aylığına İstanbul’a gitmiş ama duramamış. Başvuru yaptığı yerlerden olumsuz yanıt alınca tekrar çıkıp Antalya’ya gelmiş. “Sezon öncesi bir yerlere kapağı atamadım” diyor.
İş bulamadığını anlatan mezun konuşurken diğer üç öğrencinin yüzü daha da asılıyor. Birisi köyüme döneceğim diyor. “Arkadaş bulamamış iş, biz diplomayı alınca mı bulacağız” diyor. Doğru.

Üniversite okumanın bir esprisi kalmamıştır bu topraklarda. İşte gençlerin en yalın hali. Kaygılar, umutsuzluklar, korkular.

Yazık.

Bu denli başı bozukluk, bu denli çarpıklık sanırım dünyanın bir başka ülkesinde yoktur ve hiç kimse de durumdan vazife çıkartmak sureti ile bu konuya eğilme eğilimi içerisinde değil. Sonuçta iktidar olanlar bu sorunları çözmek adına iktidara talip oldular ama koca bir sekiz yıldır düzeltilebilen hemen hemen tek bir sorun dahi yok. Ülkenin bu yöndeki gidişatı hayra alamet bir durum değil. Üniversite diplomasını cebine koyup işsiz bir halde dolaşan yüzbinlerce insan var.

Üniversiteden diploma alacak bir diğer öğrenci ise “Hadi şimdi sıfatımız öğrencide, aylak aylak dolaışıyoruz, fazla dikkat çekmiyoruz.
Öğrencilikte bitti bitiyor, ondan sonra aylaklık sadece bizi rahatsız etmeyecek, bütün bir çevre bu durumdan rahatsız olacak.” d
iyor.
Mezun olup diplomasını cebine koyan bir diğeri ise on beş gün öncesine kadar oto yıkamacıda çalışmış. “Ne yapayım, boş gezmekten iyidir” diyor. “Neden bıraktın?” diye soruyorum. “Bırakmadım aslında” diyor. “İş yeri sahibi bıraktırdı, burada sabahtan akşama böyle olmaz dedi, git kendine doğru düzgün bir iş bak.” Birkaç otele başvurmuş, komilik için ama ilgilenmemişler.

“Sevgiliniz var mı?” diye sordum, tuhaf bir soru sormuşum gibi yüzüme dik dik baktılar.
 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..