- Kategori
- Eğitim
Üniversite Çok Geç!
Bu yazıyı daha önce yazmıştım. Şimdi The World Universities Ranking (Dünya Üniversiteler Sıralaması) bağlamında tekrar dile getirmek istedim..
**
Son zamanlarda Uluslararası Bakalorya Eğitim modeli üzerinde çalışıyorum. Okuduğum raporlar mekanizmanın doğru yapılandırıldığında sistemin de düzgün çalışacağını ortaya koyuyor. İki çocuk annesi, kuzen yeğen sahibi ve komşu akraba ilişkileri iyi olan biri olarak iddia ediyorum ki çocuklarımız matematikten çok iyi anlıyor. Sorulara cevap verebilecek yetkinlikte! Sorun maalesef biz yetişkinlerde ve “geliştir(eme)diğimiz” sistemde..
Etraftan düzenli duyduğum bir jargon var: “Biz matematiği yapamıyoruz.” “Fenden anlamıyoruz. “Geçenlerde birine sordum: “Siz mi yapamıyorsunuz yoksa çocuğunuz mu yapamıyor?” Kadının birkaç saniyeliğine duraksadığını farkettim. “Sorular çok zor, oğlum yapamıyor” dedi. Benzer bir ifade okuma konusunda olmuştu. Kadın bana dedi ki “okumayı sevmiyoruz!” Şimdi kadın mı okumayı sevmiyor yoksa çocuk mu sevmiyor gel de çık işin içinden. Belli ki çocuğa evde şu ödevi yap ya da öğretmenin dediği şu kitabı oku diyorlar çocuk da kalkıp okumuyor ya da ödevini yapmak istemiyor. Bir sürü nedeni olabilir. Bu konuda Üstün hocamın ve Özgür hocamın çok güzel tespitleri var. Dileyen medya kanallarından takip edebilir.
Benim bu doğrultuda ilgimi çeken husus IB programında yer alan öğrencilerin gerek sayısal derslerde gerek sözel derslerde başarılı olmaları noktası. Bu çocukların zeka düzeyleri, IB kapsamında olmayan çocuklardan daha mı yüksek? Sanmıyorum! Ya biz ebeveynler farkında olmadan kendi çocuklarımız için benim çocuğumda sayısal zekası yok diyerek bi nevi çocuğu etiketleyip tabiri caizse aptallaştırıyoruz ya da çocuğun algılamasında gerçekten bir sıkıntı olabilir. Hoş çocuğun dünyasında bir sıkıntı olmasa da eğitim sistemimizin içine giren bir öğrencinin 12. senenin sonunda sakin kafayla çıkabilmesi de ayrı bir araştırma konusu. Umarım birşeyler yakın zamanda değişir...
Halbuki planlama, ileriyi görme, karar alma, insiyatif kullanma gibi pek çok becerinin geliştirilebileceği bir dönem bu 12 yıllık dönem. Sinirbilim alanında yapılan çalışmalar da prefrontal korteksin en çok geliştiği ergenlik dönemine işaret ediyorlar. Türk ebeveynler ise yatırımını üniversiteden yana yapmayı tercih ediyor.
Akademinin basamaklarından geçen biri olarak söylüyorum maalesef üniversite çok geç! Çalışmalara ilköğretimden başlayın. Sınıf öğretmenlerinin şikayet ve taleplerine kulak verin. Çocuklarınızın zekasına ve isteklerine güvenin. Onlar daha küçük yaşlarından itibaren neyi isteyip neyi istemediklerinin sinyallerini size veriyorlar. Akademisyenlerden de ricam fil dişi kulelerinden başlarını dışarı çıkarıp temel kademelerle bağlantı kurabilmeleri.. yoksa körler sağırlar birbirini ağırlar gibi (sevmesem de kullandığım) bir fiil ortaya çıkıyor..
Hepimize düşen tıpkı bir dedektif gibi çocukların verdiği sinyallerin takipçisi olmak.. sorunları çözüme dönüştürebilecek modeller bulmak..