- Kategori
- Eğitim
Üniversite sınav sonuçlarının gurur tablosu

Sıfır çekmek de marifet işidir, bilesiniz.
Dile kolay, otuz bin kişi sınava giriyor ve sıfırı anlı şanlı bir şekilde alınlarının tam orta yerine yapıştırıveriyor. “Hişt birader bu nasıl iştir?” diyen de yok.
Böyle bir sonuç sonrasında siyasal iktidar o koltukta kalabilir mi? Derhal o koltuğu terk eylemesi lazım değil mi? Kimsenin kulağının duymadığı alenen ortada.
Ben düşünemiyorum ve düşünme yetilerimi kaybetmiş bir vaziyetteyim.
Yahu bir ülkede üniversite sınavına insanlar giriyor ve her yıl artan oranda sınava girenler sıfırı oryantal oynayarak alıyor.
Bu nasıl bir eğitim sistemidir?
Bu durumu birileri bana izah etse kırk yıl kölesi olurum ama ille de Sayın Başbakan izah etsin isterim. İlk tercihim Sayın Başbakandır.
Her konuda romantik laflar üreten ve posta koyan Sayın Başbakan bir de bu konuya değinse de bilsek bu işin kaynağında yatan gerçekleri.
Aklımız ermiyor zira.
“Bu insanlar neden bu denli tembel Sayın Başbakan?”
Yoksa bu işin altında başka bir bit yeniği mi var?
Komplocuyuz ya.
Dönüp dönüp duruyor ve bu işi de getirip 12 Eylül cuntasına bağlıyoruz.
Maalesef bağlamak zorundayız.
12 Eylül cuntası her şeyde olduğu gibi, eğitim alanında da kendi mantığını hayata geçirdi.
Eğitim kurumlarını da eline dolayıp, evire, çevire kışlaya çevirdi ve kendisine benzetti. O dönemden bu zamana kadar az çok okula benzeyen odakları ve unsurları yok etti. Hani diyeceksiniz ki “Yahu 12 Eylül öncesinde de eğitim denen bir şeyler var mıydı bu topraklarda?” Doğru soruya ne denir? Maalesef öyle, evet, yoktu, 12 Eylül öncesinde de bu topraklarda eğitim yoktu, sonrasında da. Lakin 12 Eylül tuz biber ekip, soslayarak yok etti var olan birkaç nitelikli kurumu da.
1950’den 1980’li yıllara kadar düşük yoğunluklu demokratik bir yapı vardı. (Siz aldırmayın arada yapılan balans ayarlarına) Eh işte, o düşük yoğunluklu demokratik ortamlarda nispeten eğitim kurumlarına benzeyen kimi yapılar türemişti ama 12 Eylül cuntası o türeyenlerin kafasını çabucacık eziverdi. Ve kapısında eğitim kurumu yazan yerleri sivil elbise ile askerlik yapılan kışlalara çevirdi.
Zaten eğitim kurumları eğitim kurumuna benzeseydi, 12 Eylül cuntasına direnir ve hiç değilse bu gün gelinen noktada bu denli vehametler yaşanmazdı. Ama her kurumda olduğu gibi okullarda da gerek eğitimcisi, gerekse de öğrencisi 12 Eylülcülerin önünde esas duruşa geçtiler.Esas duruşa geçmeyenlerin akıbeti ise belli. İşte o akıbeti belli olanlara kimse sahip çıkmadı. Önüne gelen kafasını çevirdi ve geçti. Aradan geçti koca bir 29 yıl ve ortaya inanılması güç bir rekor çıktı. 30 bin öğrencinin onca mücadelelerle elde etmiş olduğu sıfırlar.
Bu durum acep rekorlar kitabına girmez mi?
Ne dersiniz, Guines’e bir başvuru yapılsa hiç de fena olmaz hani.