Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
602
 

Unutma Beni

Unutma Beni
 

Sıcaktı hava. Oysa sonbahar başlamıştı. Açık penceredeki tül perde hafif rüzgarla ses çıkarmadan küçük hareketlerle dalgalanıyordu. Gece inmiş denize karışmıştı. Deniz küçük, peşi sıra dalgalarla kıyıya sokuluyor, ufak çakıl taşlarını önüne katıp kumsala sürüklüyor, geri çekilirken taşları da içine alıyordu yeniden. Belli belirsiz bir çıtırtı sesi yükseliyordu taşların bir birlerine çarpmasından. Dalgalardan kırılan ay ışığı tül perdenin hafif hareketlerini karşı duvara dalgalanan bir deniz gibi düşürüyordu.

Ertesi günüydü evliliklerinin. Adam bir kucak dolusu çiçek fidesini zor taşıyarak, bahçe kapısını ayağıyla açıp girdi içeriye. Kadın evin önündeki küçük taşlığı yıkamış, masaya kahvaltılıkları yerleştiriyordu. Tek katlı küçük bir evdi. Bahçe içinde. Açık pencerelerinden içeriye denizin kokusu ve ışıltısı giriyordu. Hava deniz ve belirsiz çiçek kokuyordu.

-Gel bak, ne aldım senin için. Sese döndü kadın.

-Ne güzel çiçekler. Adı ne bunların?

-Unutma Beni!..

Kadının mavi gözlerinden, bir belirgin çiçek mavisi coştu geçti...

 Aradan kaç sene geçti? Unutma beni çiçekleri bahçenin duvar diplerini bütünüyle kapladı neredeyse. Bir mavi çümbüşe döndürdü. Gelip geçenin gözünü alamadığı.

Dalgıç derlerdi. Pek konuşmazdı ya, konuştumu dinlenirdi sözü, geçerdi. Üst üste binmiş alın çizgileri, gür kırçıl kaşları altında yeşil harelenmelerle çakan ela gözleri derin ve uzak bakardı. Işıltılı...İsyan etmediği bir kaderi umursamaz taşır gibi iri elleri, tuzun ve güneşin ve rüzgarların yoğurup şekillendirdiği denizci yüzüyle, kaderi denize yazılmış bir adamdı. Bilirlerdi. Kayığı Mutlu mendirekte kıçtankara ise evdeydi mutlaka. Bahçedeki çiçeklerle uğraşırdı. Yoksa denizde, balıktaydı. Çıkmazdı kahveye. Evden Mutluya, denize; denizden eve...Keyfi yerindeyse, inmişse güneş, taşlıkta masada bir kadeh rakı parlatır olurdu. Kulağı portatif radyonun kısık sesinden yükselen türkülerde ve kadının evin içinden gelen akşam yemeği hazırlığındaki küçük sevgi tıkırtılarında.

Dönüp duruyordu, huzursuz. Yarı uyanık. Kalbi kulaklarının içinde vuruyordu sanki. Yastıktan yankılanan sese uyandı. Kalbi kapana kısılmış bir kuş gibi döne, çarpa, ürkek, hızla kanat vuruyordu sanki. Göğsünün orta yerinde tarifsiz, demir atmış bir ağrı, dayanılmaz. Zor nefes alıyordu. Karısının yanından güç bela kalktı. Ayaklarını sürüyerek çıktı taşlığa. Masanın başındaki sandalyeye zor oturdu. Bir sigara çıkardı. Yakamadı. Parmaklarının arasından kaydı gitti sigara. Eli açık kaldı. Düştü göz kapakları...Elinde bir demet unutma beni çiçeği, önünde rengarenk bir balık sürüsü, ayın ışıklarını denizin içine çekerek bir ışıktan yol, bir yakamoz seli gibi derine, daha derine...

Sabah oluyordu. Açıldı göğün mavisi, denizinki de. Duruldu deniz. Ayna gibi oldu. Ayın solgun görüntüsü geldi düştü içine. Yankılandı. Etrafı bir serçe şıkırtısı aldı. Kadının derin solukları yüzeyledi. Eli alışkın, yastığına uzandı kocasının. Boşa gitti. Fırladı kalktı. Bakındı etrafına, yoktu. Çıktı aceleyle. Açıktı sokak kapısı. Telaşlandı, çıktı taşlığa. Adam arkası dönük oturuyordu. Sabahın mavisi düşmüştü kırlaşan saçlarına.Telaş yerini içini dolduran sevgiye bıraktı. Yavaşça yaklaştı, kayan hırkasının açık bıraktığı ensesinden öptü sevgiyle. Hırka kaydı yere düştü. Dalgıçın başı önüne...

Kadının çığlığı sabahı yırttı...

 

 Akın Yazıcı

1 Eylül 2016/Erdek

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dostlar arasında hatırlanmakta güzeldir. Ah şu menfaat olmasa...

Abdülkadir Güler 
 17.09.2016 12:50
Cevap :
Abdülkadir Bey; Yorumunuzdan ne demek istediğinizi anlayamadım, özür dilerim. Dostane selam ve sevgiler...  18.09.2016 7:32
 

Ne kadar güzel ne mutlu detyaları izledim, hatta ne güzel hayat dedim demesine de son fenaydı hocam ne kadar korkulsa acı gelse de hepimizin gideceği yer ama acı çok acı...Güzel hayattı..özel, istenen, arzulanan hayat...selam ve saygımla .

Tülay EKER 
 02.09.2016 14:04
Cevap :
Hayat böyle bir şey. Ölümde onun bir gerçeği. Kimi zaman böler mutlulukları. Ama bütün bunlara rağmen asıl olan yaşamı düşlemek ve güzelleştirmektir. Sevgiyle...  02.09.2016 17:39
 

Değerli arkadaşım, çok güzel tatlı bir mutlulukla giden hikayenizin sonunda ben de biraz silkenenir gibi oldum, ama hayat bu. Sevgi, esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 02.09.2016 9:26
Cevap :
Ne yazık ki yaşam tam mutlulukla sürüp giderken kader kimi zaman acımasızlığını gösteriyor. Yaşamın bir gerçeği...İçinden geçtiğimiz günlerin gerçeği olsa gerek, bir yudum mutluluğu çok görür oldular hepimize. Sanırım karamsar bir anıma geldi. Size mutluluklar dileğimle, sevgiler...  02.09.2016 12:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 190
Toplam yorum
: 437
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 384
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster