- Kategori
- İlişkiler
Üretmeden olmaz
Özal sonrası gençliği tam bir asalak. Her şeye okumadan, çalışmadan, kazanmadan sahip olmak istiyorlar.''Armut piş ağzıma düş'' misali. Hiç emek yok, üretmek yok, para biriktirmek yok. Sanki ellerinde sihirli bir değnek, sallayınca her istedikleri olacak. Üstelik sadece zengin ailelerin çocukları değil, varoşların çocuklarıda aynı. Ailede var mı yok mu umurlarında değil. Sadece isteyecekler ve olacak.
Okumaya merakları yok.''Okuyayım, bulunduğum bu çevreden bu yoksulluktan kurtulayım, kendi paramı kendim kazanayım, kendi sosyal çevremi kurayım, kendi emeğimi harcıyayım ''yok.Hep hazır gelecek.
Aslında bu tuhaf bir kabul ediş ve aynı zamanda durumu değiştirmek için çabalamama.Ailende yok, oturduğun ev , yaşadığın çevre varoş , babanın kazancı ortada.Olamıyacağını bile bile neyin talebi.
Bu durumda ki çocuklar yaşadığı koşulları değiştirmek için daha çok çalışmalı, okumalı, çaba harcamalı.Gecesini gündüzüne katmalı.Önünde ki iyi şeyleri örnek almalı.Durumu kabullenmek yerine değiştirmek için uğraşmalı, emek sarfetmeli.Çünkü bunları yapmadığı sürece o çevreden kurtulması mümkün değil.Özellikle kız çocuklarına hep şunu öğütlerim:''Çok çalışmalı, okumalı ve ayaklarınızın üzerine basmalısınız.Aksi takdirde eşleriniz ve çocuklarınız tarafından bile dışlanır, ezilirsiniz.Cahil insanlarla evlenmek zorunda kalırsınız'''derim.
Şimdiki nesil hep kötüyü örnek alıyor.Bir özenti, bir kompleks, gözleri yükseklerde, inanılmaz bir hayal dünyası içerisindeler.Cahiller, kandırılmaya müsaitler.Para için kendilerini kurban bile edebilirler.Bir kere hiç aklı başında değiller.Amcamın kızı 17 yaşında.Zar zor da olsa lise okuyor.Biraz konuştuk .Baktım aklı havalarda , okumay ahiç niyeti yok.Zengin olmak istiyor, babasından mini cooper istiyor, laptop istiyor.....Kısacası istiyorda istiyor.Hiç çalışıp alacağı yok, babasından istiyor.Gelecekle ilgili planları yok.Üzüldüm, hiç hoşlanmadığım halde nasihat ettim.
Çok algıladığını sanmıyorum ama bir büyüğü olarak uyarma ihtiyacı hissettim.
Biz böyle mi yetiştik....?Hiç öyle taleplerimiz olmadı.Herşeyimizi çalışıp , kazanarak aldık.Kazanıp satın aldığım ilk arabam 94 model bir Skoda idi.Ne kadar mutlu olmuş ve heyecanlanmıştım.Harika bir duyguydu.Kendim kazanıp almıştım, öyle değerliydi benim için.İlk telefonumu da kendim almıştım.Biz öyl eailelerimizden bir şey görmedik.
Ama hayatın anlamı ve tadı burda aslında.İnsanlar üretmediği, kazanmadığı, kolay sahip olduğu ve amaçları bittiği zaman mutsuz olurlar, hiçbir şeyden keyif alamazlar.Çocukların suçu yok bu yüzden.Suçlu olan bizzat ailelerin kendileri.Çocuklara paylaşmayı, üretmeyi, çalışmayı , yoksulluğu , her istediklerinin olmayacağını, zor geçindiklerini öğretmeliler, hissettirmeliler.Aksi taktirde çocklarına zarar verirler, onları boşluklara , mutsuzluklara iterler.
Şunu kimse unutmamalıdır ki;''üretmeden, kazanmadan, amaçlar olmadan mutluluk olmaz.''Hayatta en tehlikeli, insanı tüketen şey;boşluğa düşmektir, insanın bir amacının kalmamasıdır.