- Kategori
- Gündelik Yaşam
Üretmeden Tüketmek

Her taraf inşaat!
İstanbul, kaç senedir inşaat tozundan kurtulamıyor...
Niye konut yapmak yerine işyerleri/fabrikalar açılmıyor?
İşsizlik oranımız çok mu az? Para kazanmayan insanlar o yeni yapılan evleri nasıl alacaklar?
Ömür boyu kredi ödeyerek. Kölelik sistemi gibi..
Almak isteyecekler tabi, alanlardan neleri eksik? Sınıf farkı çatışması gibi...
Alırlarsa ömür boyu kredi, almazlarsa ömür boyu ezik psikoloji mi? Nedir?
İş yok, para yok, lükse özendirilme var... Para kazanmayan insanların para harcamaları özendiriliyor.
Anlamam bu detaylardan pek... Benimki düz mantık... Basit, çok basit bir soru soruyorum:
Bu verimli topraklardayken ve bunca insanımız varken, neden üretim yapan tesisler kurmuyoruz da; herkesin iyi kötü başını sokacak bir yeri olduğu halde, lüks konutların inşaatına bu kadar yükleniyoruz?
Amerika'da çıkan ve dünyayı etkileyen krizin ana nedenlerinden biri bu konut durumları değil miydi?
Of, ben yine neyi kaçırıyorum? :(
****
Ayrıca, yatırım yapıp konut almış olanlar var; kiraya veremiyorlar evlerini çünkü herkes yeni yapılan yerlere kira öder gibi girip ev sahibi olmak istiyor.
Böylece emek edip ev alarak yatırım yaptığını zannedenlerin de yatırımları boş çıkıyor.
E, onlar ne yapıyor?
Eski evlerini satıp bu yeni yapılan lüks konutlardan alıyorlar ki onları kiraya versinler... Daha doğrusu bunu yapmaya çalışıyorlar ama tam olarak yapamıyorlar.
Neden?
Çünkü herkes yeni almaya özendiği için, o satılan eski evleri alacak insan zor bulunuyor. Ya da evler çok az paraya elden çıkıyor.
Yani herkes bu yeni konut sistemine uymak zorunda kalıyor... Seçim hakkımız neredeyse yok..
Ay yazarken bile daraldım...
****
Biri beni aydınlatsın n'ooluuurr...
***
Dün bir de, hiç tanımadığım halde, gideceği yer yolumun üstü olduğu için yol arkadaşlığı yaptığımız bir hamal da benzer şeylerden bahsedince, içime fenalıklar geldi...
Kafamın içinde dönüp duranları, tanımadığım ve farklı hayatlar yaşadığımız bir x kişisinden de duyunca yani... Hatta çoğu insanın yolda görse yüzüne bile bakmayacağı, 'o ne anlar ki' bile diyebileceği birinden...
***
Bu arada, 'hamal' demem yanlış anlaşılmasın; kendisi üstüne basa basa öyle dedi diye özellikle yazdım.