Ürkü / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Ürkü

Ürkü
 

Ufak akıllarınızın acıma büyüterek bakmasına izin verdim. 'Ayna dolu bir odada yaşardım, görebildiğim tek şey kendimdi. Sonra ruhumu aldım ve aynalarımı kırdım. Ve işte bütün dünya karşımda...'
Yaşam bir tiyatrodur. Aslında varoluşun bir senaryodur, sonuna kadar elinderki texti oynarsın, kalıpları dışına çıkmazsın. Cesaretin yoktur tabuları yıkmaya ve umudun incinmeye müsaitti çoğu zaman. Takıntılarındı;seni zincire vuran, özgürlüğüne ağıt yakan. Takıntılarındı; senin hasta bağımlılığını artıran, boş kabuğunu dolduran. Her dakika yaşadığına lanet edersin, rutin hayatın seni mahveder. Basmakalıp sözlerden bunalırsın, bazen dört duvar arasında nefessiz kalırsın. Pişmanlık getirecek hatalarından ve bunun vereceği vicdan azabından yakanı kurtaramazsın. Duygularınla vardığın nokta kördür, çevrendeki sessiz yığın ahmaktır, nankördür. Türünün basmakalıp sözleri avutamaz seni. Bedenin hezayanlar güruhu karanlıklarda erirkene, hapsedilmiş bulursun kendini ölülerin zindanlarında. Parmaklılar ruhunu yırtar, zaaflarını örtmek için yalanlar söylersin, bu sayede suçlarını ve acılarını azalttığını sanırsın;halbuki yanılırsın.. Oysaki yalanların hatalarındır ve bunu anlaman bir fayda getirmez. Çünkü artık çok geç 'DAMAGE DONE! '.. (zarar verildi bile)..
Yadsımış, hücrenin dışına çıkmış, kendini görmek istemeyen halimle kinik bir yabancılaşma figürü gibiydim sonraları. Kafam taşınması olanaksız bir yük olmuş oturmuş omuzlarımda. Her adımımda ağırlığını daha da hissettiğim bir yüktü bu. Bu yükle insan brutalitesinin ve karmaşasının karanlık dehlizlerinde yürüdüm günler geceler boyu. Ama çokça öğrendim, keşfettim insan olmayı. Gördüklerimden olsa gerek her şeyi unutmak istedim. Gittikçe ağırlaşan bu devasa kütleyi yani beynimi bir revolverla duvara yapıştımak istedim. Bunu bir kurtuluş olsun diye istedim. Nihilist olmayı istedim, en azından denedim. Öğretilenleri unutursam, düşünemeyeceğimi, düşünemeyince varolamayacağımı, varolamayınca da acı çekemeyeceğimi düşündüm. Hiçleşerek ve yabancılaşarak bu taşınmaz yüklerden, düşünsel acılardan kurtulmayı düşledim. Naifleşmek istedim;geçirdiğim nöbetlerin şiddetini ve günlerini azaltmak istedim.
Bu ikilemlerden ötürü kurulacak idam sehpalarında kesilecek en ağır cazaları göze aldım. Verilecek her cezayı büyük bir kabullenmişlik içinde içtenlikle çekmeye hazırdım. Beni karanlıklarda bıraktılar, zaten ben hep karanlıktaydım. Çekip gittiklerinde hiçbir şey fark etmedi. Dünyamdaki doğrular tek büyük bir yalanda toplanmaya devam ediyordu zaten bana hiç çekici gelmeyen küçük bir kadına da aşıktım daha ne olsun?.. Bedenim hezeyanlar güruhu karanlıklarda çürümeye devam ederken aklımda bu nöbeti nasıl atlatacağımı düşünüyordum. ÜRKÜ kayıptı ve buralardan çok uzaktaydı. Aramaya mecalim yoktu. Çünkü bir ölü tekrar dirilemez;tekrar tekrar ölemezdi..
 
Toplam blog
: 2
: 528
Kayıt tarihi
: 03.05.07
 
 

Tipik isveç metali ve doom metal aşığı... Safkan metalci... Headbanger... Non serviam....