- Kategori
- Felsefe
Ürküten bir yalnızlıktır çoğu zaman, insan olmak..

Yalnızmıyız gerçekten?
İnsan olmak..
Ürküten, korkutan, pişmanlık hissettiren, irade dışı gelişen bir oluşum. Dünya'ya gelirsiniz ve serüven başlar. Ve ürküten bir yalnızlıktır çoğu zaman, insan olmak. Ne zaman biteceğini bilmediğiniz bir süreç verilmiştir, sanki başlat tuşuna basılmıştır, bu koşuşturmanın adına da 'Hayat' denilmiştir. Yapabilecekleriniz, yapamadıklarınız, yapmak istedikleriniz ve yapmak istemedikleriniz, hepsi ama hepsi biçilen ömrün içine sığdırılmalıdır artık.
İnsana verilen bu süre nasıl kullanılmalıdır? O da, insana bırakılan seçeneklerle bellidir zaten. Bellimidir gerçekten? İnsiyatifimiz dahilindemidir bu seçenekler acaba?
İnsanın, iyi bir insan olmasını neler belirler? Ya, olmamasını?
İnsanın, kendi türü de dahil, diğer tüm canlılara verdiği zarar nasıl açıklanır? Tanrı bir hata mı yapmıştır? Eğer bir hata yaptıysa, pişman mıdır acaba? Git gide, daha da kötüye giden insanlığı kendi haline bırakmış olabilir mi? Git gide kötüye gitmemizin bir sebebi olabilir mi, bu kendi halimize bırakılmışlık?
Sorular.. sorular.. sorular..
Düşünebiliyor olmak bir ayrıcalıkmıdır, yoksa değil midir? Türümüzden olmayan diğer tüm canlıların, düşenemediğine kim karar vermiştir? İnsan mı? Olabilir elbette. Bu bize, insanın egosu hakkında bir fikir verebilir belkide. Diğer tüm canlıların üstün de görmüyormu kendini? Doğadan bağımsız, doğayla inatlaşan, ama her seferinde yenilen ve hiç ders almayan..İşte bu insan.. Tanrı'nın, yeryüzünde ki sureti diye adlandırılan, İnsan...
Böylemi olmalıdır, Tanrı'nın yeryüzünde ki temsilcisi.. İnsan, Tanrı'ya en yakınsa, diğer canlıların konumu ve sıralaması nasıl olmalıdır.? Eğer böyle bir sıralama varsa, bu adil bir sıralama mıdır? Bunlara yanıt bulmak çok zor gibi görünse de, bence tüm yanıtlar bizde..içimizde biryerlerde.. yanıtları biliyor olabilir miyiz.. muhtemel bir olasılık..
Kaybettiğimizi anladığımız zaman gerçek bir insan olabiliriz belki. Kendi gözyaşlarımız dışında, başka gözyaşlarını sildiğimiz zaman, kendi yaralarımız dışında, başka yaralara merhem olabildiğimiz zaman, korunmak için, soğuk metal silahlara ihtiyaç duymadığımız zaman, kendi türümüz dahil, diğer tüm canlıların yaşama hakkına saygı duyduğumuz zaman, insan olacağımızı bal gibi biliyoruz.
Kendi yaptığımız hatalar sonucunda, köşeye sıkıştığımızda, Tanrı'yı suçlamak yerine, gönderilmiş kutsal kitaplara, çıkarlarımızı gözetmeden tekrar baksak, göreceğimiz şey, doğru olandır. Lakin görmemek için direnen de yine insandır, ne yazık..
Hangi kutsal kitap da, öldürün der, acı çektirin, savaşın der.. Demez.. Öyleyse, suçlu ayağa kalksın.
Hep beraber ayağa kalkalım..
Çünkü;
Zararın neresinden dönülse, kar değil midir.