- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Utan Avrupalı!!
Yüzlerce yıl kölelik ile ezilen, geleceği günümüz zengin ülkeleri tarafından çalınmış bir kıtanın hikayesine hoş geldiniz. Zenginlikleri gemilerle götürülmüş, en güçlüleri tarlalarda ölesiye çalıştırılmış kara kıta insanının hikayesi içinizi burkacak.. Bu kıtanın geleceğini çalan ülkeler ise her geçen gün zenginliklerine zenginlik katmaya devam edecekler. Bir kıtanın can çekişmesine tanık olmaya hazır mısınız?
Günümüz dünyasında İnsan haklarına toz kondurmayan, ülkelere barış getirmek vaadiyle girip kandan başka bir şey getirmeyen batı dünyası bakın tarihte bu kıtada nasıl kapanması imkansız olan yaralar açtı. Bizlere sözde Ermeni soykırımını dayayan Fransa’dan tutunda dünyanın jandarması ABD’ye kadar İngilteresi, Portekizi ve diğerleri bu kıtanın batağa saplanmasına neden olan tüm uluslara bugünkü yazım ile bir tokat vurmak istiyorum. Modern şehirlerinin altında yatan kara kıta insanının gücünden kazanılmış paralar, zenginliklerini alıp kaderine terk ettikleri kıtanın şu anki durumu ve geleceği belirsiz milyonlarca insan ile birlikte hastalıklarında yüz binlerce can aldığı bir cehennem Afrika, sebebi ise bu kıtayı soyan aç gözlü Avrupalılar…
15.yy da Avrupa ülkelerinin Afrika kıtasının zenginliğini keşfederek bu kıtaya ayak basmalarıyla başlayan ve onlarca yıl devam eden sömürüler Afrika kıtasının kaderini ne yazık ki bir kabusa dönüştürdü. Coğrafi keşifler ile denizlere hakim olan Avrupalılar her ayak bastıklara yere hastalık, sömürü, savaştan başka bir şey getirmediler. Amerika’ya ayak basanlar Kızılderilileri katlederken Latin Amerika’ya ayak basanlar buraları kendi egemenliklerine almak için binlerce insanın kanını döktüler. Kuzey Amerika’nın kalkınması için gerekli iş gücünü ve Avrupa’nın tarlalarında yapılması gereken ağır işleri de bu kıtada yaşayan insanlardan temin etmeye başlayan Avrupalılar bu sayede onlarca yıl sürecek köleliğinde ilk adımlarını atmaya başladılar. Kıtaya yapılan silahlı seferler ile ellerinde ok yaydan başka silahları olmayan Afrikalıları gemilere yükleyip Kuzey Amerika başta olmak üzere Avrupa’ya taşımaya başlayan Avrupalılar bu sayede kıtanın da geleceğini çaldılar.
Gemilerin kapasitelerini arttırarak bir taraftan her defasında daha çok köleyi taşımak için ellerinden geleni yapıyorlar diğer taraftan da baş kaldıran köleleri en ağır şekilde cezalandırıyorlardı. Beraberinde götürdükleri köleleri şehirlerde zenginlere pazarlayıp bundan da büyük karlar elde ediyorlardı. Köle Afrikalılar en zor şartlarda çalıştırılıyordu. Kıtadan çaldıkları zenginliklerle ise günümüzün en güzel şehirlerinin temellerini atıyorlardı. Avrupa ve Amerika zenginleşirken kara kıta Afrika her geçen gün bataklığa gömülüyordu.
Ne yazıkki onlarca yıl süren sömürgecilik bu kıtadan milyonlarca insanı koparıp başkalarının kölesi yaptı. Kıtaya ayak basan Avrupalılar burada hertürlü vahşeti sergilemektende kaçınmadı. Hem kendi dillerini hem kendi dinlerini zorla bu kıtaya yaydılar. Kıtanın tarihi eserlerine zarar vermelerinin yanında birçok paha biçilmez eseride beraberlerinde kendi ülkelerinin lüks müzelerine götürdüler. Hem kültürel hem ekonomik olarak sömürülen Afrika ne yazıkki ayakları üzerinde duramayacak bir halde kaderine terk edildi. Bu ülkeler kıtayı soyup soğana çevirdikten sonra terk edip zenginliklerinin içerisinde yüzerken çağımızada ne yazıkki doğal güzelliğinin yanında açlığın, hastalıkların, çatışmaların, fakirliğin hüküm sürdüğü bir Afrika kaldı.
Avrupa ve Amerika, Afrika’nın kurtuluşu için çalışmasının yanında buraya pislik akıtmayada devam ediyor. Geçenlerde okuduğum bir haber Avrupalıların pekte değişmediklerini gösteriyordu. Radyo aktif çöplerini getirip Afrika’ya gömüyorlarmış. Kendi ülkelerinden çıkan ne kadar pislik varsa zaten fakir bir kuruşa muhtaç olan ülkelere para karşılığında veriliyorlarmış. Verdikleri çöplerin kimyasal pislikleri ise her gün buralarda oyun oynayan çocuktan tutunda buradan beslenen hayvanlara kadar tüm canlılara ölüm bulaştırıyor. Afrika da Avrupalıların oyunları ne yazık ki hala devam ediyor bir elimle vereyim diğer elimle alayım zihniyeti Avrupalıların dünyaya verdikleri insanlık derslerininde ne kadar gerçek !! olduğunu gösteriyor.
Tarih bir zincirdir ve eğer bu zincirin halkalarından birini çıkarırsanız tarihte onarılamaz hasarlara neden olursunuz. İşte yüzlerce yıllar önce Avrupalıların buraya ayak basmalarıyla yerinden çıkardıkları halkalar yıllar geçince Afrika’ya hastalık, yoksulluk, savaş, ölüm olarak geri döndü.Bir kıta gözlerimizin önünde erimeye başladı.Binlerce tür canlıya ev sahipliği yapmanın yanında dünyanın kültürel zenginliğine renk katan Afrika artık bu yükü kaldıramayacak hale geldi.Afrika için el ele vermenin zamanı çoktan geçti.Kıtayı kurtarmak için zengin ülkelerin çok sevdikleri silahlarından vazgeçmeleri gerekiyor ve buda günümüz dünyasında ne yazık ki imkansız gözüküyor.Avrupalılar ve Amerikalılar o güzel şehirlerinde uyurlarken bakın Afrika’da neler oluyor.Rakamlar ile bu güzel kıtanın ne hale geldiğine bir bakalım…
Dünyada sıtma hastalığının bulaştığı insanların %90’ı güney Sahrada yaşıyor.
Sıtmadan hergün Afrika’da 3000 çocuk ölüyor.(30 saniyede bir çocuk yaşamını kaybediyor.)
Afrika kıtasının gelirinin %5’i sıtma ile mücadele ve sıtmadan kaynaklı iş gücü kayıplarına gidiyor.
Bugün bu kıtada eğer sıtma yok edilmiş olsaydı Afrika tam 100 Milyar$ daha zengin olacaktı.
Afrika kıtasında 17 Milyon insan Aids’ ten yaşamını yitirdi.
Toplam Aidsli sayısı ise yaklaşık 30 milyon.
12 milyon çocuk anne-babasını Aids’ten kaybetti.
Dünyanın en fakir ülkelerinin 3/2 si Afrika’da bulunuyor.(23 ülke)
Kıtanın %70’i günde 2$’dan daha az bir parayla geçiniyor.
Kıtanın nüfusu 700 Milyon.
Ortalama yaşam süresi 46.(9 ülkede ise 40’tan daha az.)
Tarım üretiminin 3/2’si kadınlar tarafından üretiliyor.
%58’i temiz içme suyuna ulaşabiliyor.
13 Milyon kişi savaşlar yüzünden yerinden olmuş durumda ve 3.5 Milyon da mülteci bulunuyor.
Dünyanın en çok işsiz genç nüfusu Afrika’da %25.
170 Milyon kişi dengesiz besleniyor.
Her yıl 20.000 eğitimli insan gelişmiş ülkelere göç ediyor.
Gelişmiş ülkelerde yaşayan bir insan bir Etiyopyalı’ dan tam 70 kat fazla tüketiyor!!
Güney Sahra bölgesi fakirliğin son 25 yılda sürekli arttığı tek yer.
Dünyanın en borçlu 38 ülkesinin 3/2’si Afrika’da ve yardım için verilen her bir doların yarısı zengin ülkelere borç ödemeye gidiyor.
11 Milyon insan kuraklık yüzünden hayati tehlike altında.
Afrika’da daha belkide sayabileceğimiz onlarca sorunu var. Bir zamanlar burayı soyanların kıtaya bıraktıklarını ise artık söylemek bie istemiyorum.. Bu dünya hepimizin gücümüz yettiği kadar bizde bir ucundan tutalım. Ne Afrika’da ne ülkemizde nede başka bir yerde bu manzaraların yaşanmasına engel olalım. Bir kıtanın yok olması demek dünyanın yok olması demektir bunu unutmayalım. Gelecek dünya üzerinde dilerim daha güzel parlar. Bu uzun yazımı okuyan herkese saygılarımı sunmayı bir borç bilirim. Hoşçakalın.( Bu yazıdaki rakamlar internet üzerindeki İngilizce ve Türkçe kaynaklardan alınmıştır.)