- Kategori
- Siyaset
Utanmak isterdim oysa!

Kaynak:samsun.net
Anayasa değişikliği gündeme geldiğinden beri bazı veriler vardı elbet ortada, bu veriler doğrultusunda ve de deneyimlerimiz ile birlikte bir önyargı oluşmuştu kafamızda, ancak yine de paket açılmadan kaleme alınmış yazılarımdan dolayı utanır mıyım acaba diye bir iki kez kafamdan geçirmişliğim vardı; utansam mutlu olacaktım var ya, ülkem adına!
AKP birey olarak utandırmadı beni, maalesef tahminlerimin hepsi tuttu!
Bir kere olumlu gibi görünen bir- iki kalem kısacık açıklanmış, bu demektir ki uygulamada eksikler olacak ve dolayısıyla sonradan ek maddeler ile duruma müdahale edilecek.
Memurlara toplu iş sözleşmesi hakkı veriliyor, Uzlaştırma Kurulu kararları ise kesindir deniyor, cahilliğime verin lütfen, Uzlaştırma Kurulu kimler tarafından oluşturuluyor?
Siyasi yasak süresi beş yıldan üç yıla indirilsin deniyor, yurt dışı çıkış yasağı soruşturma ve kovuşturma durumundakiler için ancak hakim kararıyla oluşabilir deniliyor, öncekini tam olarak bilmiyorum ancak sanıyorum ki o durumda olan herkesin yurt dışı çıkışları engelleniyordu, suçlu iseler kaçmalarını engellemek amacıyla…
Anayasa değişiklik paketinin en kalabalık ve detaylı maddeleri ise beklediğimiz üzere Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile ilgili, şaşırmadık yani!
Ayol, tüm bu oluşumlar seçilen ve görevde olan hükümetin ve de yargı merciinin kontrolü amacı ile kurulmamışlar mı?
Seçim sonuçlarıyla hükümet kurulur, insanoğludur, şaşar beşer, padişahlık değil ya elbet, şaşarsa bir “dur” diyen olmalı, bu kurum da yansız olmalı, yansız olması gereken bir kuruma meclis nasıl müdahale eder ve hangi düstursuzlukla bunu anayasa maddesi olarak beyan eder?
Bir de Cumhurbaşkanı faktörü var, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi konusunda, lütfen çok değil iki saniye düşünün şöyle bir arkanıza yaslanıp, yaşadığımız an itibariyle cumhurbaşkanı ve başbakanı ayrı düşünebiliyor musunuz?
Cumhurbaşkanı ve başbakan denilince beklenen demokratik olmaya önce partizanlıklarından sıyrılıp görevlerinin ayrımına varmaları olmalıdır, amaç görev adamı olmaksa; görev bir araç olduğunda ancak ipler karışır!
Başbakan bir şey isteyecek, cumhurbaşkanı da yok diyecek, yok canım daha neler, ancak mizansen olarak olur, hani göstermelik…
12 Eylül darbecileri için yargı yolu açılıyor, bunca yıl sonra yargılasan ne olacak, maksat bu anayasa taslağını sevimli göstermek, aynı zamanda kabul etmeyenleri de “darbe yanlısı” olarak suçlamak!
Şahsen ben yedi yıl öncesinde cumhuriyete darbe düşüncesi içinde olanların yargılanmalarından yanayım yirmi yıl öncesine gitmek yerine…
Necmettin Erbakan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından affedildi, yaşı gereği diye lanse edildi, yirmi yıl öncesinin 12 Eylül’cüleri de kaç yaşlarındadır, Allah aşkına!
Demokrasi yanlısı Cumhurbaşkanımız onları da affedecek midir?
Ergenekon adı altında onca değerli kişiler yaşam savaşı veriyorlarken gerekçesi dahi belli olmadan evlerinden alınıp da suçlu muamelesi görürken, haklarında yasal işlemler başlatılmış ve dokunulmazlıkları yüzünden rafa kaldırılmış kişilerin anayasa değişikliği teklifleri içinde barınan maddeler, kusura bakmayın ama, hem gözümü, hem yüzümü, hem de yüreğimi tırmalıyor!
Bu ne cürettir?
Hedef geçmiş, epey bir geçmiş; gündem nerede? Ekonomi pek güzel, vatandaş pek mutlu, yirmi yıl öncesini temizleyelim; on yıl öncesini temizleyelim, yedi yıl, beş, üç yıl, ve güne gelelim!
Gün adalar satılarak kurtarılmaz beyler, satılanların haddi hesabı yok, hani nerede o paralar?
Bu yaşananları kim saptayacak, atadığınız üyeler mi, başkanlığını yapacak olan bakanlıklar mı; bir de demokrasi işte budur demiyorlar mı kara bant ile gözlerini, kara kumaş ile bedenlerini, kara safsatalar ile beyinlerini kapatmış yandaşlarınız ve elbette güvenerek gün ışığı girmemiş uslarına yandaşlarınızı, kapatılan DTP’yi de yanınıza aldığınızı düşünerek, memurlar zaten cepte, 12 Eylül’zedeler de öyle; “halkoyuna sunulması halinde tüm maddeleriyle oylanır” diye son bir madde eklemişsiniz ya pakete, aklı olan “HAYIR!” der, ancak gariban, üç paket makarna, beş çuval kömüre oyunu satan fukara halk bir paket pirince de “Evet” der diye düşünüyorsunuz muhtemelen.
Bu garibanlar ne yüzünden bu hallere düştüklerini bir bilseler!
Onlar bilemeyebilir, onların yerine bilebilecek kişiler var ve bu kişiler gariban halkın uyutulmasına izin vermemeliler; uyutmaya çalışanların da baskısı altında kalmasınlar!
Varsın 12 Eylül’ün hesabı çıkarılmasın, memurlar toplu sözleşme hakkı almasın, alsalar da sonuç değişmeyecek, kimi farkındadır, kimi değil; iki parmak bal demiştim, gerisi zehir, utansaydım keşke, gurur duysaydım Türkiye Cumhuriyeti’nin son haliyle, keşke…
Gülgün Karaoğlu
Mart,23/2010