​ Uyku Bütün istediğim buydu / Ruh Sağlığı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
 

Uyku Bütün istediğim buydu

Uyku Bütün istediğim buydu
 

Her gece keyifle geçiyorum televizyon karşısına bir şeyler izlemek dinlendiriyor beni. Yumuşacık kaz tüyü yastığımda oralarda bir yerde duruyor arada bir bakıyor bana tahrik ediyor. Tamam diyorum uyumayacağım sadece başım dinlensin, şöyle ayaklarımı da uzatsam oh… hayat bu işte diye de daha bir keyifleniyorum kaslarımın bugün dişçi koltuğunda ki yay gibi gerilmesinin ardından ilaç gibi geliyor.

Dalıyor gidiyorum filmi izlemeğe ve o kara deliğe düşüveriyorum ansızın. Kaybolup yitip gidiyorum.

Nereye uzansam oraya uykum geliyor Bir yerlerde pusuda sanki.Yolunu şaşırmadan beni bulan tek yakınım uykumdur.. Nereye gidiyorsa bilmiyorum, bazen geç geliyor. Kaçtığı, firar ettiği de oluyor. Bütün gece onu beklediğim de olmuştur. Geldiğin de bir özür bile dilememiştir. Bir bedeni olsaydı uykumun, mutlaka yerdi azarı benden. Ben bedenli, o bedensiz olunca böyle oluyor

"Uyku, her gece içine dalınan okyanus derinlikleridir. Sabah uyanırsın üstünden sular damlayarak, nefes nefese ve gözlerin yanarak" demiş James Dooglas Morıson amcamız böyle buyurmuş.

Çocukluğumuz da babamın yaptığı iş gereği hep beraber çalışmak zorunda idik. O küçücük çocuk ellerimizle şeker kutuları yapar, uykunun bizi delip geçtiği anlarda dahi kısa kısa şekerlemeler yapmak ne tatlı gelirdi.

Bir de kutsal günler de kandiller de babam hepimizin hazır bulunmasını isterdi. Mevlitler okunur, biz üç kardeş eller dizlerde sabırsızlıkla televizyonda ki mevlüt yayının bitmesini beklerdik. Hoca uzattıkça uzatırdı duayı, başımız düşer, babam kızar “ git elini yüzünü yıka” der, yıkarsın hiç fayda etmez…en sonun da hocanın El fatiha demesi ile gözlerim fal taşı gibi açılır, rahatlar doğru yatağa uykunun o hoş derinliğine doğru kayar giderdik.

Aslında hayatımızdan ne çok zaman ve yaşanabilirlik çalan bir hırsızdır uyku.

Uyku ilginç bir şey. Ne aşkı tanır ne de sevdayı. Bu uykunun problemi olmaz bence. Pek takılmaz ona buna.

Bazen arada gelir, istenmez. Arada gelmesi istenir gelmez nazlanır. Arada derede bir gelir kiii, gitmek bilmez.
Dalması ayrı dert, çıkması ayrı.Friedrich Nietzshe nin de dediği gibi.

Uyku en çok bebeklere yakışıyor bence. Hele de anne baba olmanın acemisi isen. Bütün gece viyaklayan cin bakışlarla uyumamak için direnen senin gözünden uyku akarken o el çırpıp oyuncakları ile oynamak isterken, ya da bir çarşafın içine son çare olarak yatırdığın yaramazını babası ile dört köşesinden tutarak saatlerce sallayıp aptal edip uyuttuktan sonra uyuduğunu zannedip yatağına sevinçle bıraktıktan sonra parmaklarının ucuna basarak odadan tam kaçarken aniden açılan o göz kapakları ve o müthiş viyaklama…ve dönüp sanki seni anlayacak gibi “Sen hiç uyumaz mısın çocuk “ diye haykırmak gözlerinden şırıl şırıl uyku akarken, tekrar kucaklayıp salona dönüp nöbetleşe sabaha kadar uyuyan anne yada baba rolü oynarken kaşınla gözünle oynayıp zorla gözkapağını o minicik elleri ile açmasına rağmen yedik düştüğün uyku sonrası, uyandığın da fellik fellik çocuğunu aramak. Evet evet uyku bebeklere yakışır değil mi.

Deliksiz uykulara dalmadan Fikret Kızılok’un şarkısının sözlerini okumadan dalmayalım…

Uyku kardeşim
Uyku kardeşim ver elini
Usul usul, damla damla
Eriyelim

Sonra bembeyaz fukara bir bacada
Tek göz olmuş umutlarla sevdalarla tütelim
eriyelim

Mavi mavi
İnce ince
Usul usul
Eriyelim.

 
Toplam blog
: 292
: 1094
Kayıt tarihi
: 08.03.07
 
 

Yazmaktan hoşlanan... Kelimeleri renklendiren bir sihirbazım ben.. Bodrum'da yaşamaktayım.. Sev..