Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Uykularımı sırtına vuran

Uykularımı sırtına vuran
 

"Sen değil misin?Uykularımı dahi elimden alan"diye kendi kendine söylendi. "Canımı dişine takıp beraberinde götüren. Canıma can katacakken"yeter bu kadar yaşadığın"diyen. "Nasıl olacak?Kendimi ondan nasıl kurtaracağım" diyerek söylenerek geçiriyordu günlerini. O, hep dalgın, hep suskun ; ama içindeki ses durmadan konuşur olmuştu.

"Hayırsız yarsın" dedi. İçindeki ses "emin misin? O sen olmayasın ? Kendine hayrı dokunmayan, hayrı; kendi dünyasına sıkışıp kalmış, başkasının ona aşkıyla , acısıyla alay eder gibi sevgili olmayı bilen bir vefasızdan bekleyen". Her gelişi , bir başka sıkıntının kolllarında onu uyutarak gitmesiyle son bulurdu. O , rahatsızlıklarını anlattıkça, onu hasta ilan eder ve kendinden kuşkulanır halde bırakırdı. Kendisini " aldattığından da şüphelenmeye başlamıştı. Telefonunu her fırsatta kontrol eder halde bulurdu kendini. Evet yakaladı da ama neredeyse böyle bir işi o yapmış gibi onu yerin dibine sokan kendisi oldu, yine pek kıymetlisi! Kavga etse de bağırıp çağırsa da umurunda değildi. Terk ediyorum deyip ayrılık bayrağını çekiyor arayıp sormuyor hesap ta bu işi burada noktalıyordu. Ama kızcağızın değil onun karar vermesi gerekirdi böyle bir şeye.Ona göre de henüz canı daha çıkmamıştı. Kısacası , ayrılık diye bir şey yoktu ortada. Sadece bir yanlış anlama vardı.Canını sevdiği adamı. "Bırak yahu yakasını. Ne arayıp duruyorsun. Yollarına ne diye dikiliyorsun". Sonunda yine onun dediği oluyor ayrılık bayrağı rafa kalkıyordu bizimki için; kendini onun şirin, haylaz gülümseyişlerinin gölgesinde kendini bulmak istediği o harika aşkın serinliğine bırakıyordu. Bulabildiği ise; hayallerinin atıldığı, ayaklar altında ezildiği perişanlık, pişmanlık çukurunda bir köşe.Değersizlik diz boyu, bazen de prensesler gibi tepesinin üstünde bir özen, bir incelik, dünyada en çok sevilen kadını hallerine koymalar , şaşırıp kalsın da, başlasın "ya bu adam beni seviyor , ben bazı şeyleri yanlış anlıyor, kıskançlık yapıyorum üzerine gidiyorum düşünceleri ile kendini yemeye.

"Dur bakalım orada" dedi bir gün rüyasında ak sakallı bir dede. "Allah razı olsun"Çekti aldı kızı , o kendini bilmez, kendine aşık, bencilin elinden. Her gün telefonda ağlıyor, "intihar edeceğim diyor sadece seni seviyorum diyor, diyor..."Ayy, pardon , kaçırıdım galiba ne diyordun" diye söylendi ak sakallı dedenin akıllı kızı. O da şaşırıp kaldı.O çok iyi bildiği yolunu, en sevdiği oyuncağını kaybetmiş bir çocuğa dönüverdi. Kızımız ise kendini bulmuş, kendine inanan, ayakta , yüzü güneşe dönük tazelenmiş bir onsekiz yaş güzeli oluverdi.

Kimsenin elinizdeki sizi almasına, onu esir etmesine izin vermeyin. Asıl yanlış , onun sizi çok sevdiğini ve sevme şeklinin de bu olduğunu düşünmek ve ona bahaneler bulup, kendi değerlerinize sırtınızı dönmek olur. Korkmayın , karşısında ne kadar siz olarak durursanız o kadar kazançlısınız. Sizi o kadar çok sever.Saygı duyar. İşte o zaman kaybetmezsiniz. Sanılır ki; her ne isterse yapar , onun isteklerini en önde tutarsanız sizi daha çok sever. O sizi değil, ona sunduğunuz bu sınırsızlığı sever. Onun hayranıdır o.Siz de istediği kadar şımartılacağını bilir. Bunun onun için bir kıymeti yoktur. Sadece sevginizle güç topladığı bir limansınızdır. Ama varmak istediği liman değil.

Sevilmeyi hayal ettiğiniz gibi sevmesini sağlamak sizin elinizde. Kendinize inancınızda, değerlerinize sahip çıkışınızda. Ayaklarınızı sağlam basın. Arkanızı da kendinize yaslayın.

 
Toplam blog
: 11
: 4392
Kayıt tarihi
: 06.11.07
 
 

Acı tatlı bir hayat geride kalan ; yaşadıklarımın beni bugüne taşıdığı ,ağzımda kaymaklı ekmek kaday..