​ Uykusu kaçan ayılar / Hayvanlar Alemi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '07

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
 

Uykusu kaçan ayılar

Uykusu kaçan ayılar
 

Atatürk Orman Çiftliği’nde bulunan altı adet boz ayı kış uykusuna yatmıyormuş.

(www.cnnturk.com)

Hayvanat bahçesi yetkilileri, ayıların kış mevsiminde yiyecek bulma imkanları azaldığı için doğa yaşamında normal olarak kış uykusuna yattıklarını ama bahçede yaşayan ayıların, yiyecek ve sıcak ortam ihtiyaçları karşılandığından, kış uykusuna yatmaktan vazgeçtiklerini söylemişler.

Ayılar her gün et, balık, meyve, bal ve ekmekle besleniyorlarmış.

Doğal ortamda, ortalıkta yiyecek azalmaya başladığında, göz kapakları ağırlaşan ve önüne geçilmez bir biçimde uykusu gelen ayılar, yiyecek azalmasının olmadığı ortamda, kış uykularından olmuşlar.

Demek ki medeniyet yüzünden doğal yaşamları şaşan mahluklar yalnızca biz insanlar değilmişiz.

Bunu okuyunca ister istemez, medeniyetin biz insanların doğal yaşamında neleri değiştirdiğini düşünüverdim.

Örneğin karanlık/aydınlık meselesi. İçinde oturacak evler inşa edip, köyler kasabalar ve şehirler kurduktan, elektriğin bu yerleşim merkezlerini, geceleri de gündüz gibi aydınlatmaya başlamasından sonra, bizim de güneşe endeksli uyku ritmimiz bozuldu gitti. Bilhassa erkenden karanlık olan kış gecelerinde, karanlığın bastırmasından çok sonra geliyor uykumuz, eğer gelirse.

Yiyecek bolluğundan ve çeşitliliğinden, doğanın bize hediye ettiği et-kemik dengemizin yerinde yeller esiyor. Yemek bulmaya değil, bulduğumuz yemekleri yememeye uğraşıyoruz.

Tekerlekli ve kanatlı taşıt araçları icat ettiğimizden beri yürümeyi bir ulaşım vasıtası olmaktan çıkardığımızdan, bunun sonucunda ortaya çıkan sağlık bozukluklarını ve bedenimizin dengesini, çeşitli aletlerle donatılmış jimnastik salonlarında yeniden kazanmaya çalışıyoruz.

Medenileşme yolunda inşa ettiğimiz şehirlerimizi, beton, demir ve camdan abideler haline getirip, yeşili hayatımızdan çıkardığımızdan beri bozulan ruhsal dengemizi, beton binalarımızın içine doldurmaya çalıştığımız bitki parçalarıyla avutuyoruz. Bu da yetmediği için, fırsat bulduğumuz anda, gitgide azaltmakta olduğumuz yeşil bölgelere atıyoruz kendimizi.

Teknik açıdan her geçen gün daha yetenekli makineler ortaya çıkarıp, her işimizi mümkün olduğu kadar bu makinelere yüklemeye çalışıyor, bu şekilde kazandığımız zamanı, her gün sayıları ve çeşitleri artan bu makinelerin işletme ve idaresini öğrenmeye harcıyor ve zamanın herşeyi kolaylaştıran makinelere rağmen neden yetmediğine hayret ediyoruz.

Gitgide hızlandırdığımız gündelik yaşam ritmine uyabilmek için nefes nefese kalıyor, sonra da bu kadar koştuğumuz halde neden herşeye yetişemediğimizi soruyoruz kendimize.

Bu kadar koştuğumuz için, bu koşu esnasında insanların yanından hızla geçmek zorunda kalıyor, sonra neden insanlarla ilişkiler kuramadığımızı, neden dostlukların azaldığını, neden yalnızlaştığımızı sorguluyoruz.

Herkes herşeye ulaşmak istediği için, herkes ayni kulvarlarda koştuğu için ve herkes hedefe ulaşmak istediği için, yolda biribirimize dirsek atıyor, yere düşenlere aldırmıyor, sonra neden başkalarından dirsek yediğimizi anlamıyoruz.

Para kazanmak ve medeniyetin nimetlerinden istifade edebilmek için herşeyi yapıyor, bu uğurda bazen vicdanımızın ikazlarını duymazdan geliyor, küçüklü büyüklü haksızlıklara elimizi bulaştırıyor, sonra istediğimiz birçok şeye sahip olduğumuz halde, mutluluğa neden ulaşamadığımızı düşünüyoruz.

Medeniyet iyi şey tabii ki. Hiç kimse tekrar taş devrine dönmeyi istemez.

Acaba insan doğamızı kaybetmeden, medeni olmanın yolları yok mudur?

Acaba uykusu kaçan ayılar, neden uyuyamadıklarını bilirler mi, yoksa buna sadece şaşarlar mı?

 
Toplam blog
: 165
: 1414
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..