​ Uykuya dalmak mı, sabaha uyanmak mı, uyumadan önce hayal kurmak mı güzel? / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Uykuya dalmak mı, sabaha uyanmak mı, uyumadan önce hayal kurmak mı güzel?

Uykuya dalmak mı, sabaha uyanmak mı, uyumadan önce hayal kurmak mı güzel?
 

http://www.hayvanlar.org


Geçenlerde sonbahara inat bir yazı karaladım…

<ı>“Kadınlar bir dalı tutmadan diğerini bırakmaz” dedi biri…

<ı>“Aslında erkekler bir dalı tutmadan diğerini <ı>bırakmaz” diye itiraz etti öteki…

Ben de dallardan, ağaçlardan verilen örneklere aldanıp acaba insan değil de maymun muyuz fikrine saplanıp kaldım…(!)

Diyorum ki;

<ı>Uçurumdan düşerken, iki elinizle, aralarında mesafe olan iki farklı dalı yakalamaya çalışırsanız! Kadın da olsanız, erkek de olsanız, maymun dahi olsanız! ÖLÜRSÜNÜZ!

Uçmayı biliyorsanız onu bilemem…(!)

***

<ı>

<ı>“Güvendiğim dağlara kar yağdı” diye ilk ben söylemedim…

Kendimi bildim bileli vardı…

<ı>“Elimi hangi dala attıysam kurudu” demiş adam zamanında!

Başına ne geldiyse, ne yaşadıysa artık…

<ı>Ikın ıkın kolay kolay çıkmaz bu söz ağızdan…

Durduk yere de dillendirilmez, boşa ziyan edilmez.

<ı>Günün birinde tutunduğunuz dal kırılırsa, dizlerinizin üzerine düşeceğinize, kafanızın üzerine düşün…

Mabadının üzerine düşmek isteyenler de olacaktır mutlaka…

Saygı duymak lazım!

***

<ı>Dal rüzgârı af etmiş ama kırılmış bir kere...

<ı>Bana sorarsanız rüzgârın umurunda bile olmamış(tır)…Koca ormanda daldan bol ne var Allah aşkına… İstediğini kır, istediğine tutun…

Neyse,ne diyordum?

<ı>

Geçenlerde koltuğumuzun altında eski bir gazeteyle, artık herkesin tanıdığı adamı ziyarete gittik…

<ı>Artık herkesin tanıdığı adamın, yirmi yıl öncesinin sayfaları sararmış, yazıları silinmeye yüz tutmuş, altı yapraklık gazetede, yirmi yıl önceki en delikanlı haline bakarken, farkında olmadan boşluğa takılan gözlerinden, o günleri özlediğini anladım ve görmezden geldim...

İnsanlar ne düşündüklerinin bilinmesini istemezler…

***

Rüzgârlı havalarda, yorganın altında kendimi garantiye almış, uykuya dalmak üzereyken, orman kenarında tahta bir evde yalnız başıma olduğumu düşünürüm…

Kar yağmış, uzakta kurtlar uluyor, şöminenin önünde bir postun üzerine oturmuş odun kokusunu içeme çekerken, duvarlarda alevlerin esrarengiz dansını izliyorum…

Derenin sesi ağaçların fısıltısına karışıyor…

Nihayetinde ne yaşayacağımı bilmediğim rutin bir sabaha uyanıyorum…

Uykuya dalmak mı, sabaha uyanmak mı, uyumadan önce hayal kurmak mı güzel?

<ı>Artık herkesin tanıdığı adama, yirmi yıl öncesine ait, unuttuğu, fotoğrafı görünce hatırladığı o güne, dönmek isteyip istemediğini sorsaydım!

Neyse ki cevabını bildiğim soruları sormuyorum…

Tırmanmak, zirveye çadır kurmaktan daha keyiflidir…

Her zaman olduğu gibi…<ı> Bazıları tam tersini iddia edebilir!

Saygı duymak lazım!

***

Nasıldı rahmetli Barış Manço’nun şarkısı?

“ Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız, uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor…”

Olaya bir de dalın açısından bakmak lazım… Şimdi değil ama…

 
Toplam blog
: 1280
: 1114
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..