​ Uyuyordum ben.... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Uyuyordum ben....

Uyuyordum ben....
 

Kahve taşmış ve ocak batmıştı. Uyuyordum ben. Taşan kahve ocağın ateşini söndürmüş ve doğal gazın evin içinde kafasına göre takılmasına sebep olmuştu. Hayvanat bahçesinden kaçmış aç aslanın sivri pençelerini ve dişlerini ve guruldayan midesini tercih ederdim sinsi gazın özgürlüğüne. Tercih ederdim, eğer böyle bir seçim yapma fırsatım olsaydı. Uyuyordum ben ve gaz yavaşça mutfağı geçmiş ve evin içine doluyor, doluyor, doluyordu.

Kahve taşmış ve ocak batmıştı. Uyuyordum ben. Ağzımın kenarında az biraz salya kurusu vardı. Bu halimin fotoğrafı çekilse eğer, fotoğrafların imhası için bin ytl verebilirdim. Bin ytl den beş kuruş fazlasını vermezdim ama. Rüyamda beni bir dişi aslan kovalıyordu ve ben kanatlanmışcasına koşuyor, koşuyor, koşuyordum.

Kahve taşmış ve ocak batmıştı. Uyuyordum ben. Gaz kokusu yaklaşıyordu. Bu arada güneş bir kaç derecelik parabol çizmiş ve ufka süren kaçınılmaz, ertelenmez, rotası asla şaşmaz yolculuğunu sürdürüyordu. Tüm evren kurulu bir saat gibiydi. Yeryüzü böceklerinin görebildiği, belki bir gün görebileceği ve asla ama asla göremeyeceği yıldızların tümü aynı rutinin içinde, mevleviler gibi ve hatta atlı karıncalar gibi dönüyor, dönüyor, dönüyorlardı.

Kahve ocağın üzerinde izler bırakmıştı. Eğer gaz benim odama ulaşmadan uyanabilirsem ve "bu sarımsakvari koku da ne yahu" diyerek ocağın yanına gidersem o izleri görecektim. Taşan kahvenin bıraktığı izler benim o an için en büyük sıkıtım olacaktı bu hayattaki. Oysa hayatımın kendisi büyük bir sıkıntı içindeydi. Bilemezdim bunu, uyuyordum ben. Rüya görüyordum. Pantalonunun içinden kıllı çatalı ve tangası gözüken bir taksi şöförü vardı ve o şöförün kullandığı taksideydim ben. Taksinin koltukları yoktu ve otursak olmuyor, ayakta dursak hiç olmuyordu. Taksici gaza basıyor, basıyor, basıyordu. Arkamızda sirenler çalıyor, çalıyor, çalıyordu.

Kahve taşmış ve ocak batmıştı. Uyuyordum ben. Gaz kokusu yaklaşıyordu. Şehrin bir yerlerinde kolları koparcasına çoşkuyla otuzbir çeken veletler ve diğer bilimum abazaların zevkten inliyor, inliyor, inliyorlardı.

Kahveyi cezveye koyup da yatmak neyin nesiydi? Sorun haydi bu soruyu ama cevap veremem. Uyuyorum çünkü. Şöyle bir gözlerimi kapatayım demiştim. Şöyle iki dakikalığına uyku diyarına girip çıkayım demiştim. Bir arkadaşa bakıp çıkacaktım sadece ama işte o sırada gaz odanın kapısının altından sessizce ve derinden sızıyor, sızıyor sızıyordu.

Burnumdan ve ağzımdan izçeri sızmaya başladı gaz. Ciğerlerimi doldurdu. Ciğerlerimden kalbime gitti ve kalbimde oradan kanıma pompaladı. Kalbim! Neden yaptın bunu bana.

Kahve taşmıştı ve ocak batmıştı. Gaz alev barajından kurtulup eve dolmuştu. En sonunda kanıma girmişti. Güneş suya değmişti. Yıldızlar dönüyor, dönüyor, dönüyordu. Dişi aslan beni sırtımdan ısırmıştı ve sanki fare taşıyan bir kedi gibi mutlulukla tırıs tırıs gidiyordu, ağzından sallanıyordum ben. Taksi kaza yapmıştı. Camdan fırlamıştık. Taksici üstüme düşmüştü, tangası burnuma denk gelmişti. Polisler ve ambulanslar vardı. Veletler ve abazaları iniltileri fezaya yayılıyordu ve boşalıyor, boşalıyor, boşalıyorlardı. Ben ise ölüyor, ölüyor, ölüyordum.

K.

 
Toplam blog
: 295
: 733
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..