- Kategori
- Güncel
Uzaktan kumandalı hayat…

Çocuk uzaktan kumanda elinde epeyi bir aramadan sonra sevdiği gurubun klipini bulur ve keyifle izlemeye başlar. Tam o sırada mutfakta yemeği ateşe koyan anne odaya gelir, uzaktan kumandayı kaptığı gibi izdivaç programı kanalını açıverir. Çocuk, itiraz edecektir ki, annenin sert bakışları ile başını öne eğer. Değilse şaplağı yiyeceğini bilir. Akşam evin babası bir maçımı izleyecek? Sıkı ise hanım “adam dizi izliyorum” desin. Önce gündüz çocuğun gördüğü o sert bakışları görür. Devam ederse şaplak suratının ortasındadır.
Yukarıda verdiğimiz sıradan örnek bile ne kadar uzaktan kumandalı yaşadığımızı göstermiyor mu? Bir ülke “tam bağımsızlıktan” tam bağımlılığa hızla kayıp bu gün bağımsızlığından söz edilemeyecek hale gelince birileri eline kumandayı alıp istediğini yapar, sizlerde yaptıklarınızla ağlanacak hale düşer, korkunç bir pişkinlikle de buna “komedi” dersiniz. “Futbol Federasyonu, daha önce şikeye karıştığı gerekçesiyle Şampiyonlar Ligi’nden men ettiği F.Bahçe’nin küme düşme başvurusunu reddetti. Federasyonun çelişkileri iyice komediye döndü.” Ne komedi değimli? Hadi gıdıklayın da gülelim. Daha önce “Şikecilikle suçlayacak deliller elimizde yok” diyen Türkiye Futbol Federasyonu biri kumandasını alıp başka kanala çevirince Avrupa kupalarından “men” diyor. Oysa kanun açık. Bir takım şike yapmışsa küme düşüreceksin. Yok, yapmamışsa kümede düşüremesin, Avrupa kupalarından da men edemezsin. UEFA istedi diye men ettik masalı da hemen İsviçre örneğinde ortaya çıkıverdi. Aynı UEFA, Sion takımını Avrupa kupalarından men edin dedi, İsviçre, “önce yasal süre tamamlansın” diyerek teklifi geri çevirdi. İşte uzaktan kumanda ile keyfi bir şekilde yönetilen ve yönetilmeyen iki ülkenin farkı.
Şimdi Fenerbahçe hızla maliyeti yüksek oyuncularını satıp kendini parasal anlamda güvenceye almaya çalışıyor. Zira düşmanın ne yapacağı belli olmaz. Bakarsınız yarın vadesi gelmemiş alacaklar için birileri kapısına dayanır. Düşmanda bunu bahane edip kurumu temelli ele geçirip yok eder. Türkiye’de bu tip organizasyonları gördük.
Aslında ülkenin başbakanı bile uzaktan kumanda ile yönetiliyor görüntüsü verilen bir ülkede bir futbol takımının veya başka bir kurumun bu başına gelenler son derece normaldir. Hatırlayacaksınız; Başbakan Televizyondan bas bas bağırdı. “NATO nun Libya’da ne işi var, asla izin vermeyiz, veto ederiz”. Biri kumandayı alıp başka kanala çevirince başbakan, “ NATO Libya’nın Libyalıların olduğunu tespit ve tesçil için Libya’ya girmelidir” diyordu. Hem de birinci konuşma daha kulaklarda duruyorken.
Hal böyle iken nasıl rahat ve huzur içinde olabiliriz ki? Yarın birilerinin en güvendiğimiz kurumların uzaktan kumandalarını alıp o kurumları bize düşmanca davranmaya memur etmeyeceğinden emin olabiliyor muyuz?
Çevre kanununda yapılan değişiklik ile elimizdeki tapuların değeri sıfırlandı. Birileri gelip “kamu yararı” der, elinizden arsanızı, evinizi alıverir.
Bu kuralı getiren hükümet, Osmanlının yıkılış döneminde azınlıkların vakıf adı altında talan ettikleri topraklarımızı o talancılara gururla geri verme kararı alıyor. Birileri anlaşılan uzaktan kumanda elinde bizi zaplayıp duruyor. Yarın bakarsınız tıpkı dostumuz Libya’ya savaş açtığımız gibi, Kardeş (?) Suriye’ye de savaş açabiliriz. Artık kumanda elinde olanların insafına kaldık.
Hadi isterseniz mutlu olalım, huzurlu olalım. İsterseniz gülüp oynayalım. Boşta bir huniniz var mı?
İzmir 2011-09-01