​ Vah benim güzel Türkiye’m…(2) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
 

Vah benim güzel Türkiye’m…(2)

Vah benim güzel Türkiye’m…(2)
 

İkinci Dünya savaşı bittiğinde ortaya çıkan gerçek, bu yıkıcı savaşların bizzat emperyalizm’e bile zarar verdiği idi. Öyle ise, artık büyük savaşlar dönemi kapanmalı, insanlar, uluslar emperyalizmin hizmetinde kullanılmalıydı. Daha 1954 yılının şubat ayında Yalta konferansında özü bu olan kararlar alındı, iki blok oluşturuldu.

Batı bloğunun liderliği artık ABD’ye geçti. Yüzyıllardır emperyalizmin jandarmalığını yapan İngiltere savaşlardan yorgun ve çok zarar görerek çıkmış, jandarmalığı ABD’ne devretmek zorunda kalmıştı. Doğu bloğu ise Rusya’nın sorumluluğunda örgütlendi.

Sıcak savaş bitmiş, psikolojik savaş başlamıştı. Batının en geçerli sloganı “ya bizdensin, ya komünist” şeklindeydi. Atatürk’ün her dediğini koşulsuz yerine getirmeyi ilke edinmiş olan İsmet İnönü, onun mükemmel ön görüsüne ve ilişkileri yönlendirme becerilerine sahip değildi. Bu yüzden başlatılan bu psikolojik savaştan Türkiye de hemen etkilendi. Türkiye, Sovyetlerle mevcut dostluk anlaşmasına rağmen, ABD yanında yerini aldı. Sebep Rusya’nın boğazları işgal edecek korkusuydu.

Oysa, yanaştığı batı da bu konuda masum değildi. Kasım 1943 de Tahranda yapılan toplantıda Chuchill, Türkiye’yi savaşa sokmaya zorlarken, “Ankara hükümeti, boğazların statüsünün değişmesi ile tehdit edilmeli” demişti.

Psikolojik savaşın anlamı “yalan haber yayma” idi. “Üniversiteler, Amerikan imparatorluğu, Soğuk savaş döneminde sosyal bilimlerde para ve siyaset” isimli Cristopher Simpson editörlüğünde yayınlanan inceleme kitabında bunlar detayları ile anlatılmıştır. Türkiye ilgili ilginç bölümde ise, “Türkiye’de Amerikan çıkarları doğrultusunda çalışacak, politik ekonomik, ordu, istihbarat ve akademik alanlarda itaatkâr, öncü bir tabaka yaratılacaktır” deniyor. Sonraları ülkemizdeki gelişmelere baktığımızda ne kadar başarılı oldukları gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor.

Evet, artık Türkiye Amerika’nın dostudur ve yardım edilmelidir. Raporunda, 1923 de Atatürk’le başlayan sanayi atılımları devam ederse, Türkiye’de komünist bir tehlike yükselebilir” diyen Max Weston neden yardım edilmesi gereğini de anlatmıştı.18 Haziran 1950 de Türkiye’ye Atatürk’ün temelini attığı sanayileşme planlarını rafa kaldırmak için gelen Dünya Bankası başkanı Baker, dönüşünde “Türklerle işbirliği harika” diyordu.

ABD için Türkiye tamamdı ama işbirlikçileri olan Avrupalılar bir türlü Türkiye’yi içlerine kabul etmiyor, NATO’ya almamak için direniyorlardı. Çözüm yine Amerika’dan geldi. Kore’ye asker göndermek!.. Orada bizimle uzaktan yakından hiçbir ilişkisi olmayan o insanları öldürdük, onca insanımız öldü, sakat kaldı. Atatürk’ü bilincimizde öldürmek isteyen batı biraz daha mesafe almıştı. O’nun “yurtta sulh, cihanda sulh” prensibine büyük bir darbe vurulmuştu. 1952 Şubat ayında yaptığımız bu hizmet karşılığı NATO’ya alındığımızda Adnan Menderes keyifle, “işte becerdik” diyordu. Demesine diyordu ama bunun Türkiye’nin becerilmesi anlamına geldiğini pek az kimse anlıyordu. Zaten kısa bir süre içinde itirazcıların hepsi hapsi boylamıştı.

(Devam edecek)

04/02/2010

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..