- Kategori
- Eğitim
Vah benim üniversite mezunum!
Üniversite nedir?
Fransızca bir sözcük olan üniversite; “Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumlarına denir.”
Üniversiteler; her bilgiyi özgürce edinme ve bu bilgileri en geniş şekilde kullanabilme merkezleridir.
Belli bir emek ve zorlu bir süreç sonrasında “Ben Filân Üniversiteden Mezunum” diyebilmek, insan hayatındaki en büyük övünç kaynaklarından da biridir…
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var: Herkes üniversiteden bir dal üzerinde yoğun bilgiler edinir. Alınan diplomalar, bu dal için “yeterli” olduğunuzun kanıtıdır. Bu dal ile ilgili yöneltilen bir soruya “bilmiyorum” denilemez.
Yani bir tarihçiye, fizik veya kimya sorusu sorduğunuzda, size bilmediğini söyleyebilir. Bu da normaldir. Ama tarih dalıyla ilgili bir soruya karşı, aynı şeyi söyleyemezsiniz; hem ayıptır, hem karizmanızın çizilmesine sebep olur…
Bir de, ister eğitimli olsun, ister eğitimsiz olsun; herkesin az – çok bilmesi gereken genel bilgiler vardır. Nedir onlar?
İçinde yaşadığı ülkeyi kurtaran, kuranlar… O ülkenin Başkenti, yönetim şekli, komşu ülkeler, dost ve düşman devletler, ülkenin denizleri, büyük gölleri ve nehirleri, kendi yöresinin yöneticileri, Milletvekilleri, varsa Bakanları, insan ve hayvan hakları, bazı vergileri, et ve ekmek fiyatı… filân, hemen her normal vatandaş tarafından bilinmelidir…
Peki, bizim insanlarımız bu konularda sınıfı geçer haldeler mi?
Sınıfta kaldıkları şunlardan belli: Zaman zaman bazı haber muhabirleri sokak röportajları yapıyorlar.
Libya lideri Kaddafi’nin haberlerinden geçilmeyen bir zamanda, kelle – kulak yerinde, boynu kravatlı bir vatandaşımıza soruyor:
- Efendim, öldürülen Kaddafi hangi ülkenin lideriydi?
- Haa o mu, Hindistan lideriydi galiba, ama emin değilim…
Bir genç kızımıza mikrofonu uzatıp, Van depreminden iki gün sonra soruyor;
- Hanımefendi, deprem olan Van İlimiz hangi bölgemizdedir?
- Ben üniversite mezunuyum, onu bilemeyecek ne var; Marmara Bölgemizdedir… Daha önce Gölcük depremi de olmuştu değil mi?
Elinde cep telefonu, kulaklarında walkman olan delikanlıya yaklaşıp;
- İyi günler; şu andaki Meclis Başkanımız kimdir?
- Abdullah Gül… Yok yok, o Başbakanımız. Soyadı bir çiçek adıydı, adı dilimin ucunda da… Hımm tamam, Bülent Zambak!..
- Siz öğrenci misiniz beyefendi?
- Yok, filân üniversite mezunuyum, iş arıyorum…
Geçenlerde de “Kim Milyoner Olmak İster?” programında üniversite mezunu bir kızımız yarışıyordu. İki gün önce ölen ünlü Kıbrıs Kahramanı Rauf Denktaş’ı tanıyamamış, üç bin lirayı kaçırmamak için yarışmadan çekilmiş; değerli sanatçı ve sunucu Kenan Işık’tan bayağı sitem işitmişti…
1970’li yılların üniversitelilerini bir görmeliydiniz! Sağcısı da, solcusu da okurdu! Yurt ve dünya olaylarına karşı çok duyarlılardı. Kıyasıya tartışırlardı, hepsinin cebinden kitap, gazete, dergi eksik olmaz, haber bültenlerini kaçırmazlardı!.. 12 Eylül 1980’den sonra üzerlerine ölü toprağı serptiler! O günün eli sopalı yöneticileri, gençlere siyaseti yasakladılar, bugünkü gençlerimizin böyle pasifize olmalarına sebep oldular! Başka suçlu aramaya ne gerek var ki…
20 Ocak 2012/ Sakin KOŞAR.