​ Valinin konvoyuna saldırdılar / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '07

 
Kategori
Haber
 

Valinin konvoyuna saldırdılar

2003’ün Temmuz ayındaydık. Pülümür kaymakamı “Köye Dönüş Projesi” kapsamında bir etkinlik düzenlemiş, bize de davetiye göndermişti. Davete icabet edip etmemekte kararsızdım. Defterdar Sadık Bey Tunceli’ye yeni gelmişti. Onu aradım.

-Ne dersin? Pülümür’e gidelim mi? dedim.

-Gidelim, Pülümür’ü de görmüş olurum, dedi.

Bizim Ford marka arabaya atladık. Ama vali beyin konvoyu Pülümür’e hareket edeli epey olmuştu.

-Acele etme, dedim şoföre.

Pülümür’e doğru yola çıktık. Şehit Mehmet Karakolu’nun önünde, Nazimiye yol kavşağında askerler nöbet tutuyorlardı. Yanlarından geçtik. Daralan vadi boyunca ilerledik. Pülümür Çayı’nda balık tutanlar vardı. Nihayet ünlü Zağge’ye yaklaşmıştık. Zağge eskiden dinlenme tesisiymiş. Bu yol kuzeyi, güneye bağlayan en kestirme yolmuş. Erzurum’dan ve onun doğusundaki kentlerden, Erzincan’dan, Trabzon’dan diğer Doğu Karadeniz illerinden gelen otobüsler güneye, Adana yönüne bu yolu kullanırlarmış. Zağge’de mola verirlermiş. Zağge’de yedikleri yoğurdu anlata anlata bitiremezler burada mola verenler. Tunceli ile ilgili hatırladıkları çığ tünelleri ve Zağge’nin yoğurdudur.

Ama Zağge şimdi harabeydi. Yoğurt üreten köylüler yoktu. Dinlenme tesisleri yakılıp, yıkılmıştı. Pülümür yolunda birkaç otobüsün yakılmasından sonra seyahat firmaları bu yolu terk etmişlerdi. Kamyonlar bile geçmez olmuştu. Kamyoncular mazot fiyatının yükselmesinin ve terörün nispeten azalmasının etkisiyle 2000 yıllarında yeniden bu yolu kullanmaya başlamışlardı. Otobüs firmaları ise bir daha yeniden dönmemişti.

Biz Pülümür’e giderken Zağge’deki harabe dinlenme tesislerinin etrafında yüzlerce asker vardı. Ormana doğru her tarafı kuşatmışlardı. Onları orada görünce insan rahatlıyordu. Biz de rahatladık. Ağlayan Kaya’ların önünden geçtik. Kırmızı Köprü’den sonra vadi genişledi. İleride bizim Pülümür Yibo’nun binaları gözüküyordu. Etkinlik hemen yibo’nun bitişiğindeki yerleşim yerinde yapılacaktı. Yibo önünde bekleyen askerlerin yönlendirmesiyle etkinlik alanını bulduk. Tören henüz başlamıştı. İlçe kaymakamı ve Vali Ali Cafer Bey birer konuşma yaptılar. Köye, yeniden dönen köylülerin evleri onarılmıştı. Onlara geçimlerini sağlasınlar diye arı ve inek dağıtılacaktı.

Bilir misiniz bilmem? Pülümür’ün balı meşhurdur. Aslında sadece Pülümür’ün değil, Tunceli’nin balı meşhurdur. Orada üretilen balın aromasını ve tadını başka bir balda bulamazsınız. Tamamen doğaldır.

Neyse tören bitti. Yemek ikramı yapıldı. Öğleden sonra saat 15.00 gibi Tunceli’ye dönmek üzere konvoyumuz hareket etti. Konvoy Kırmızı Köprü’ye gelince Vali beyin arabası köy yoluna döndü. Defterdar Sadık Beye:

-Toz yemeyelim. Nasıl olsa yolda güvenlik önlemleri de alınmıştı. Biz Tunceli’ye dönelim, dedim.

Defterdar bey:

-Olur, dedi.

Konvoydan ayrılarak yolumuza devam ettik. Tunceli’ye doğru Kırmızı Köprü’den geçtikten sonra kuzeye açılan muazzam güzellikte bir vadi vardı. Vadi’nin tam karşısına bir arı kolonisi konulmuştu. Arabadan inip vadiyi arkamıza aldık ve fotoğraf çektirdik. Bizim şoför Zülfü buraları adım adım bilirdi. Az ilerideki virajı göstererek:

-Müdürüm, şu yamaçta çok sayıda dağ sarımsağı bulunur. İsterseniz siz yolda yavaş yavaş yürüyün. Ben bir miktar dağ sarımsağı toplayayım, dedi.

Dağ sarımsağı Tunceli dağlarında doğal olarak yetişen bir sarımsaktı. Tek dişten oluşuyordu. Tuncelililer faydalarını saya saya bitiremiyorlardı. Buraları bilen Ankara’daki tanıdık bürokratların bizden tek isteği olurdu. “Ne olur bulursan bir miktar dağ sarımsağı gönder. Yengenin tansiyonuna iyi geliyor.” derlerdi. Aslında 40 yaşını geçen erkeklere iyi geldiğini, sarımsağı yengemiz için değil kendileri için istediklerini tahmin etmek hiç de zor değildi.

Şoför Zülfü ormana dağ sarımsağı toplamaya gitti. Biz ise Sadık beyle yol boyunca yürüdük. Çığ tünelinden geçtik. Ağlayan Kaya’lara kadar ulaştık.Yaz günü olduğundan hava sıcaktı. Yol kenarındaki bir ağacın altına sığındık. Orada beklerken Vali beyin konvoyu tekrar gözüktü. Beklediğimizi gören vali bey bizi selamladı. Arkasından gelenler de bizim makam aracını yol kenarında durmuş görünce yavaşlamışlar, “bunlar ne yapıyor?” diye merak etmişlerdi. O nedenle dip dibe giden konvoydaki araçların arası açılmıştı. Bizi selamlayarak yanımızdan geçtiler. Hemen peşlerinden şoför Zülfü yetişti.

-Sarımsağı toplamışlar müdürüm. En iyisi biz de konvoya katılalım, dedi.

Acele acele Ağlayan Kaya’ların önünde fotoğraf çektirdik. Arabamıza atlayıp hızla konvoyun peşine düştük. Zağge’yi geçtik. Daha bir kilometre civarında ilerlemiştik ki konvoy’un sonundaki araçların kenara çekilip durduğunu, içindeki insanların kendilerini şarampole attıklarını gördük. Zülfü:

-Teröristler yolu kesmiş, müdürüm, dedi.

Hemen arabayı sağa çekti. Arabadan atladık.. Şarampol derin değildi. Eğilerek kendimize sığınacak bir yer aradık. Bu arada silah sesleri geliyordu. Ama kimin, kime ateş ettiğini bilmiyorduk. Beş on metre ilerimizde bir dere ve üzerinde köprü olduğunu fark ettik. Koşarak köprünün altına sığındık. Silah sesleri durmak bilmiyordu. Yaklaşık yarım saate yakın devam etti. Sonra sustu. Silah sesleri sustuktan on dakika kadar sonra başımızı çıkarıp baktık. Diğer araçlardan çıkıp şarampolde saklanan insanlar da bizim gibi başlarını uzatmışlar, olan biteni anlamaya çalışıyorlardı. Sessizlikten sonra araç sesleri duyuldu. Biz de saklandığımız yerden çıktık. Arabaya atladık. İleride yol kenarında zırhlı bir araçla boş vaziyette vali beyin Mercedes cipi duruyordu. Yanlarından geçtik. Ama olayın detayı hakkında hiçbir bilgimiz yoktu.

Sonradan öğrendik ki vali bey yara almadan kurtarılmış, Şehit Mehmet Karakolu’na götürülmüştü. Ancak o saldırıda zırhlı araçta bulunan iki askerimiz ilk atışta şehit edilmişlerdi. Bizim sarımsak toplamak için duruşumuz konvoydaki araçların takip mesafelerini artırmış, muhtemel doğabilecek kazalar da bu suretle önlenmişti.

Ne zaman, nerede, ne ile karşılaşacağımızı bilemeden yaşıyorduk Tunceli’de. Olacakları ne biz, ne de Tunceliler biliyorlardı. Yüzlerce yıldır belki de binlerce yıldır böyleydi Tunceli.

 
Toplam blog
: 114
: 860
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..