- Kategori
- Güncel
Van'da Deniz Baykal'a yapılan saldırının düşündürdükleri...

İktidar herkesi korumakla görevli olduğu gibi Ana Muhalefet Portisi ve onun mensuplarını da korumak zorundadır. Son dönemlerde iktidar muhaliflerine karşı yapılan saldırılar aldı başını yürüdü.
Önce Ankara’ya bir günlüğüne hak aramak için gelen Tekel işçileri, polis marifeti ile şehre sokulmadı. Normal şartlarda şehre girmeleri ve eylemlerini yapmaları gereken işçiler, öylesine bir şiddetle karşılaştılar ki! Görenler şu biber gazını çıkartandan Allah razı olsun diyerek, gazın verdiği lezzetten(!) nasiplendiler.
Bildiğiniz gibi aynı işçi kesimi, kışın ayazında hamam parasından kurtarılmıştı. Eylemi bahane eden polisler, içi soğuk su dolu havuza işçileri dökmüş ve Arap sabunu(!) ile yıkanmalarını sağlamıştı!
Bu işçiler sadece işlerini kaybetmeyi istemiyorlar. Çolunun, çocuğunun nafakasını bir şekilde çıkarmaya çalışıyorlar. Ankara’nın o ayazında 75 gün civarında yaptıkları eylemlerini, insan gibi sona erdirip, herkes kaldığı ile dönmüştü. Mağduriyetlerine anlatmak için, bir günlüğüne de olsalar Ankara’nın yolunu tuttular. Bundan önce bu kadar süre eylem yapanlar, Ankara’nın havasını bozmadı da bir günlük eylemle mi Ankara’nın havasını bozacaklar?
Tekel işçilerinden geçelim, Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’a yönelik saldırıya:
İl Kongresine katılmak üzere Van'a giden CHP lideri Deniz Baykal'ın da içinde bulunduğu parti otobüsü, PKK yanlısı grubun taşlı ve yumurtalı saldırısına uğradı.
Van Ferit Melen Havaalanı'na gelen Deniz Baykal, buradan parti otobüsüyle kongrenin yapıldığı kent merkezindeki Beyaz Saray Düğün Salonu'na hareket ediyor, parti otobüsü polisin de güvenlik önlemi aldığı salon önüne geldiğinde, önceden hazırlık yapan PKK yanlısı 500 kişilik grubun taşlı ve yumurtalı saldırısı ile karşılandı.
Ankara Polisi Tekel işçilerini şehre sokmamak için elinden gelen gayreti gösterirken, Van Polisi ülkenin Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanını koruyamıyor(!) Aynı pozisyonda Başbakan ve bakanlardan birisi olsaydı, bu tip bir eyleme polis müsaade eder miydi?
Acaba polis, eylemcilerin şu sloganını duyunca mı eylemcilere müdahale etmemiştir? `Kahrolsun CHP', `Deniz Baykal defol', `Ergenekon'un avukatı'
Bu sloganı atanlar, kimi nerden kovuyor? CHP bu ülkeyi kurtarıp, kuranların kurduğu bir partidir. Ayrıca bu kendini bilmezler, Ergenekon’un ne olduğunu biliyorlar mı acaba? Ülkesini sevenlerin, Ergenekon çuvalı içinde debelendiklerini, ülkeyi bölmeye çalışan teröristlerin sınırda ‘Kahramanlar’ gibi karşılanıp, kurulan çadır mahkemeleri ile 7 dakikada yargılanıp aklanmaları ile mi karıştırıyorlar?
Bu vesile ile şunu da söylemekte yarar var. Sınırda 7 dakikada aklanan terör örgüt üyeleri, memleketi tavaf ederken, Ergenekon denilen çuvalın içindekiler 3 yıldan beri suçlarını bile bilmeden içeride yatıyorlar.
Böylesine o kadar çok örnek var ki! İşte günlerce kamuoyunun gündemini meşgul eden ‘Balyoz’ isimli ‘Darbe planı’ onca emekli ve muvazzaf asker sorgusuz sualsiz içeri tıkıldı. Sonra da bir bir serbest bırakıldı. Tabi bu arada zanlıları serbest bırakan hâkim, deşifre edilerek kurtlar sofrasına atıldı!
Ya Anayasa Değişiklik paketindeki imza skandalına ne demeli? Meclis Başkanının teklifte imzası var. Her ne kadar Meclis Başkanı imzam yok dese de, hem CHP, hem de MHP’nin elinde Meclis Başkanının imzasını taşıyan imza sirküleri mevcut. Ancak Meclis Başkanının böyle bir imza yetkisi yok. Sonra Cumhurbaşkanı? Hemen devreye girip, Meclis Başkanının üzeri çizilir, sorun çözülür diyerek, skandala katkı yapıyor!
Son dönemde bizden olmayanlara saldırın diye bir yerlerden emirler yağdırılıyor. Böylesine emri alanlar, fütursuzca önüne gelen herkese, her şeye saldırıyorlar. Sonra da bunun adı ‘normalleşme’ oluyor!
Uluslar arası ekonomik krizle ilgili, ekonomi kuruluşları halen krizin bittiğini dillendiremezlerken, bizim ülkemizdeki yandaş basın krizi bitirdi bile! Yandaş basında “Kriz Bitti” manşeti atıldığı gün, 2009 yılı ekonomi rakamları açıklanmış ve ekonomimizin bu yıl içinde yüzde 4.7 küçüldüğü resmi rakamlarla açıklanmıştı. Aslında gerçekle, resmi rakamların birbirini tutmadığı vatandaşlar tarafından biliniyor. Hal böyle iken ‘Kriz Bitti’ diye manşet atmak okuyucuya saygısızlıktır.
Son olarak Başbakan, muhalefet partilerinin liderlerine yönelik söylediği ‘Sivas’ın doğusuna’ gidemezler sözü, bu tür eylemleri körüklemiyor mu?