- Kategori
- Deneme
Vanilya kokusu!

Hadi bakalım kaldın kendinle baş başa. Ama yalnız değilsin elelesin KALEMİN’le korkma.
Ne duruyorsun? Yazsana.
Sen değil miydin, günlerdin; “Elime kalemi bir geçirsem neler neler yazacağım” diyen.
.
.
.
.
.
.
.
Yani sadece bu gereksiz birkaç cümle için mi bekletiyorsun beni gecenin bu saatinde?
Uykumu kaçıran kelimelerin nerde?
Hani, bir yerde kullanırım ben bunu dediğin cümlen?
“Çürümüş dişim gibisin. Söküp atsam da bir müddet kanayacak, ağrıyacak ve her daim yeri boş kalacak”
Evet bu!
Kullansana!
...
Seni seni.
Biraz umuttan da bahsetmelisin unutma!
Umut ve UNUT, sadece birkaç harflik mesafelerle ilerler. Çoğu zaman yan yana. Birde toplanmış bulut varsa ufukta… Vakti gelmiştir a... Şeyin işte anlayın ağ... Yani ağl...
(Soğan doğramanın)
Ucu sonu görülemeyen okyanuslar gibidir umutlarımız.
Belki, bir gün, ufuk çizgisini takip ederek de karaya ulaşırız.
Alabora da geçse ömür bir can simidi uzanır elbet insana, yılan şeklinde de olsa sarıl korkma çünkü amaç karaya ulaşabilmektir. Yılanı boğmak sonraki iş, unutmamak kaydıyla!
Gecede kaybolursan korkma, gece kurtarır insanı kuzey yönü gülüşünü göstererek.
Ama sen her zaman doğu yönüne git, güneşin her sabah yeniden doğacağını bilerek.
Güzel oldu.
Ya aşk?
Aşk da olsun içinde bir tutam.
Vanilya sever misin? Bıraksam avucuna bir tutam, “keşke yeseydim” der misin?
Yeme! Kokla!
Kokusu daha güzeldir tadından, daha özeldir adından.
Bitirelim mi artık?
Sen bilirsin, KALE’m sensin, ben ise aciz bir kulun, kelimelerini bu surların ardında itinayla tutmak zorunda kalan. Tutsaklıktan yorulan.
Kelime hazinemiz oda oda . Ne işe yarar gönlümüzce harcayamadıktan sonra…
...
"Yoksa sarıldığın yılan ben miyim?"
O halde kırılma vaktim gelmiş olmalı.
Dur kalemim!
Son dileğin?
Bir tutam vanilya! desem
Yok şaka şaka.
Son dileğim “sonsuzluk” olsa?
Seni seni. Tamam;
Sana sonsuzluğu verdim kırılma noktasında
Saygılarımla
Lavinya Öz.