​ Vatandaş senaryosu: Erken seçim bize koymaz (!) / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Vatandaş senaryosu: Erken seçim bize koymaz (!)

Vatandaş senaryosu: Erken seçim bize koymaz (!)
 

Genel kabul görmüş kanaate göre; siyasetin namusu ancak seçimle temizlenir.

AKP kapatılırsa da kapatılmazsa da bu sonbaharda erken seçim gözüküyor. Çünkü, başta iktidar partisi olmak üzere; karizma çizildi, siyasetin namusuna halel geldi. Jinekologların yapacağı pek fazla bir şey yok. Durumu, eski hale getiremezler.

ABD'nin, AB'nin, dahili ve harici bütün siyasi partilerin; mutlaka, Türk Sonbaharı için birer senaryosu vardır. Benimki de Vatandaş Senaryosu. Öteki senaryolarla pek örtüşmese de; siz buna, en gerçek senaryo diyebilirsiniz.

***

Kasım, hazan mevsimidir. Havalar soğur, günler kısalır, menekşeler solar. Leylekler çoktan göç etmiştir ılık diyarlara, yaz aşkları bitmiştir. Güne hüzün çöker, hiç nedensiz kederlenir insan. Sanki, hüzzam şarkılar çalarmış gibi taş plaklarda. Sanki, eski resimler çıkarmış gibi tozlu sandıklardan. Kim bilir, belki de bir sonbahar melankolisidir bu.

Gri bulutlar, gökyüzünden hiç eksik olmaz. Günün herhangi bir saatinde, yağmur ansızın bastırır. Bahçeler, son demlerini yaşamaktadır artık. Sığırcık kuşları, eski yuvalarına dönmüştür. Pastırma yazı, yaklaşmakta olan kara kışın habercisidir.

Önceden bilinmez elbet. Belki de yazdan kalma bir gün yaşanacaktır seçim günü. Çingenelerin çiçek tezgahları renk cümbüşüyle şenlenip, rengarenk kasımpatılar konulacaktır evlerdeki hatıra vazolara...

Belki de o pazar günü; deniz, mavi bir çarşaf gibi sakin ve gelinlik kızlar kadar güzel olacaktır. Bense; bu olup bitenleri hiç umursamadan, ikindi vaktine doğru evden çıkıp, kızıl hareli yalancı güneşi ve yazdan kalma tunç renkli yaprakları seyrederek, kuytu köşelerinde dolaşacağım İstanbul’un. Akşamla birlikte; meraklı, mahzun ve kederli, açılan sandık sonuçlarını dinleyeceğim ajanslardan...

Adaların, puslu silueti hayal meyal seçilecek penceremden. Deniz yorgunu takaların, koyu mavi ahşap gövdelerine vuran dalgalar da olmasa; o Kasım akşamı, bir hayalet şehir gibi suskun olacak bin pare acem mülküne bedel İstanbul'um...

***

İşin gerçeği; ertesi gün de, daha ertesi gün de ve sonra ki günlerde de; değişen pek bir şey olmayacak hayatımızda. Önceden ne isek sonrasında da o olacağız. Birileri zil takıp oynayarak bayram edecek. Birileri de kaybettikleri mevziler ve yağlı kapılar için hayıflanacaklar. Ekonomik kriz, enflasyon, yoksulluk, savaş tehdidi, kapkaç, hortum, faili meçhul, hırsızlık ve soygun düzeni uzunca bir süre daha devam edecek. Muhtemelen 21 , 22, 23 hatta 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30 ve 31. niyet mektupları verilecek IMF'ye...

İşsizler, umutlarını biraz daha kaybedecekler. Kuraklık ve küresel ısınma yüzünden; çiftçi, süpürge tohumu yemeye başlayacak. Piyasalarda, Çin tehdidi ve durgunluk devam edecek. Esnaf kepenk indirecek. Tarikatlar daha da azgın ve daha da fütursuzca çalacak yoksul kapılarını. Odun kömür alamayanlar kar yağmasın diye dua edecekler her gece. Hastane önlerinde yine curcuna olacak. Halk Ekmek dükkanlarında izdiham yaşanacak, okula gidebilen şanslı çocuklar, bayrak törenlerinde, muharip askerler gibi disiplinli " Türküm, doğruyum, çalışkanım" diyecek 85 kişilik öğretmensiz sınıflarına girmeden önce. Önümüzdeki yıllarda da; yine bir buçuk milyon genç insan üniversiteye giremeyecek. Onca yoksulluğa rağmen; kadınlar, eski başbakanın öğüdüne itibar edip;"rızkını Allah verir" diyerek, tedbir almadan ve orgazm olmadan sevişecekler işsiz ve yılgın kocalarıyla. Trafik kazaları, yine on binden fazla insanımızı aramızdan alacak. Küresel sermaye azdıkça azacak, daha bir iştahla saldıracak üzerimize. Bankalar, yıllık aidat almaya ve tefeci faizlerini "geçirmeye" devam edecekler. İşçiler yine dayak yiyecek 1 Mayıs’larda. Yeni vergi ve imar afları gündeme gelecek. Aziz ve pek muhterem vekillerimiz; kıyak emekliliğin şanlı yolunda onurlu mücadelesini sürdürecek. Süre kısaltılması ve maaşların artırılması için yeni yeni alengirli önergeler hazırlanacak. Yeni seçilmiş olanlar, vatanı ve milleti ne kadar çok sevdiklerini söyleyecekler her fırsatta... Eskilerin ne kadar beceriksiz olduğunu dinleyeceğiz bol bol. Yüce divanlar kurulacak. Sabık vekiller yargılanacak, ama zaman aşımından beraat edecekler. Medya ve etkili çevreler yeni iktidara "rampa" yapmanın yollarını arayacaklar hiç vakit yitirmeden... Adrese teslim, ballı kamu ihalelerinin kimlere dağıtılacağı konusunda uzun uzun pazarlıklar yapılacak kapalı kapılar arkasında... Eski iktidarın türedi zenginleri iflas edecekler. Rezil rüsva olacaklar. Mahkemelerde sürünecekler. BOP takvimi işleyecek, Sevr hayalleri kuracak birileri, ecnebi hafiyeler etrafta cirit atacaklar, sübyancısı, türbancısı, yobazı, tarikatçısı pek makbul ve muteber insanlarmış gibi yine boy gösterecekler televizyonlarda.

Her yıl, Güneydoğu’da birkaç yüz genç fidanımız daha solacak. Bol bol şoven söylevler dinleyeceğiz. “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye bağırılacak cenaze törenlerinde. ABD dost ve müttefik olmaya devam edecek. Borsa bir inip bir çıkacak... Naciye, yine koca bulamayacak. Hayat devam edecek...

Kısaca; bu erken seçimde de, bizim gibi insanlar için değişen hiç bir şey olmayacak...

Tıpkı; Yahudi mizah yazarı Efraim Kişon'un, o meşhur hikayesinde olduğu gibi, yine “ alınan önlemler sayesinde” bu memlekette hiç bir halt olmayacağı kabak gibi ortaya çıkacak.

"Dünya bugünkü gibi büyük bir krizle çalkalanmaktadır. İsrail Parlamentosu Knesset'te toplanan devlet adamları yaklaşan krize karşı ne gibi önlemler alacaklarını düşünmektedirler. Başbakan'ın rahat hali diğerlerinin dikkatini çeker. 'Nasıl bu kadar rahat olabildiğini' sorarlar. Başbakan açıklar:

Kriz enflasyonu arttıracaktır ama bunun ülkeye pek etkisi olmayacaktır. Zira 'alınan önlemler sayesinde' İsrail'de enflasyon zaten yüzde 2000'ler civarındadır. Birkaç yüz puanlık ek artış belli bile olmayacaktır.

Petrol fiyatları yükselecektir ama İsrail'in umurunda bile değildir. Çünkü "alınan önlemler sayesinde" İsrail'de zaten bir damla benzin bile bulunmamaktadır.

Terör olayları da artacaktır ama İsrail'de değişen bir şey olmayacaktır. Zira 'alınan önlemler sayesinde' terör olayları alabildiğince artmıştır.

Yolsuzluklar da artacaktır ama 'alınan önlemler sayesinde' İsrail'de yolsuzluklar zaten had safhadadır.

Hükümet krizleri yaşansa bile İsrail'e vız gelecektir. İsrail'de zaten hükümet krizleri her zaman vardır.

Dış krizler de İsrail'e dokunmayacaktır. 'Alınan önlemler sayesinde' ülkenin ilişkilerinin bozuk olmadığı bir tek komşusu bile yoktur.

Öykü böyle sürer.

A. Mesut Tatlıpınar

 
Toplam blog
: 47
: 3759
Kayıt tarihi
: 17.02.08
 
 

İstanbul'da doğdum. Şişli Lisesi'ni ve MÜ Siyasal Bilimler Fakültesi'ni bitirdim. Daha sonra, İ.Ü..