- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ve...

Hayatının her anında, yürürken ve dururken, konuşurken ve gülerken, yalnızken ve kalabalıkken, üşüyorken ve terlemişken, umutsuzken ve hayata sımsıkı bağlıyken, sevilirken ve terkedilirken, gün doğarken ve gün batarken bir ince rüzgar gibi gelip yakalayacak seni o incecik sızı. Tıpkı etine bir iğne batmış gibi kaçırdığın mutluluk geçiverecek gözlerinin önünden. O koskocaman filmin içinde bir sahne durmadan yankılanacak aklında sanki tüm hayatın o sahneden ibaretmiş gibi... Kızamayacaksın, küfür edemeyeceksin. Çünkü suçlayacak kimsen olmayacak kendinden başka. Bir masumiyetin üzerine kurulan düşlerin bağırsaklarını deşen eline bakmaktan korkacaksın.
Tek istediğin kaçıp saklanmak olacak. O taş duvarlı sokaklarında kentin, kendine sığınacak bir gölge arayacaksın içini kavuran ateşten kurtulmak için. Ve Tanrıya dualar edeceksin silinsin herşey diye. Yeniden ve yeniden görmemek için yeniden ve yeniden kanayıp durmamak için yeniden ve yeniden delirmemek için... O küçücük mutluluk anı, tek bir sahne belki bir gülümseme, belki yüzüne değen nemli bir el, belki sadece tek bir kelime, bir tek kelimecik yankılanıp duracak aklında.
Başka bir yol bulacaksın ya da. Tüm bunların gerçek olmadığına yeminler edeceksin. Bir halusinasyon ya da sarhoş gözlerinin yanılsaması olduğuna yeminler edeceksin. Kendi yeminlerin üzerine basıp geçeceksin sonra o karanlıkta. Hayat o küçücük sahne içine hapsolmuş olacak. Ve sen kaçırılan mutlulukların kitabında yeni bir kahraman olarak yerini alacaksın. Tüm o mutsuzlukları, gözyaşlarının, acının ve birinin koparılmış kanatlarının üzerine kuracaksın hayatını. Bir mezar üzerinde olacak evin her gün hayaletlerden korkacaksın...
Ve en sonunda soracaksın kendine "Ne uğruna neyi feda ettim?" Ve feda edilen bir yerlerde feda edildiğini bilmiş olmanın acısını hayatı boyu bir iz gibi teninde taşıyacak. Her baktığında yeniden ve yeniden ve yeniden feda edilecek. Ve asla affetmeyecek kendini buna izin verdiği için. Ve yeminler edecek kendine "bir daha asla" diye. Acı ve öfkeden dokunmuş bir kumaşı olacak kalan hayatının. O kumaş sarıp sarmalayacak onu. Kışlar geçene dek ve o kumaştan sıyrılıp yeni bir mevsim bulana dek...
Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/142014/
Tek istediğin kaçıp saklanmak olacak. O taş duvarlı sokaklarında kentin, kendine sığınacak bir gölge arayacaksın içini kavuran ateşten kurtulmak için. Ve Tanrıya dualar edeceksin silinsin herşey diye. Yeniden ve yeniden görmemek için yeniden ve yeniden kanayıp durmamak için yeniden ve yeniden delirmemek için... O küçücük mutluluk anı, tek bir sahne belki bir gülümseme, belki yüzüne değen nemli bir el, belki sadece tek bir kelime, bir tek kelimecik yankılanıp duracak aklında.
Başka bir yol bulacaksın ya da. Tüm bunların gerçek olmadığına yeminler edeceksin. Bir halusinasyon ya da sarhoş gözlerinin yanılsaması olduğuna yeminler edeceksin. Kendi yeminlerin üzerine basıp geçeceksin sonra o karanlıkta. Hayat o küçücük sahne içine hapsolmuş olacak. Ve sen kaçırılan mutlulukların kitabında yeni bir kahraman olarak yerini alacaksın. Tüm o mutsuzlukları, gözyaşlarının, acının ve birinin koparılmış kanatlarının üzerine kuracaksın hayatını. Bir mezar üzerinde olacak evin her gün hayaletlerden korkacaksın...
Ve en sonunda soracaksın kendine "Ne uğruna neyi feda ettim?" Ve feda edilen bir yerlerde feda edildiğini bilmiş olmanın acısını hayatı boyu bir iz gibi teninde taşıyacak. Her baktığında yeniden ve yeniden ve yeniden feda edilecek. Ve asla affetmeyecek kendini buna izin verdiği için. Ve yeminler edecek kendine "bir daha asla" diye. Acı ve öfkeden dokunmuş bir kumaşı olacak kalan hayatının. O kumaş sarıp sarmalayacak onu. Kışlar geçene dek ve o kumaştan sıyrılıp yeni bir mevsim bulana dek...
Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/142014/