- Kategori
- İlişkiler
Ve alır başımı giderim ben...

saygı,onur,özgüven...
İnsanın doğayla baş etme ve ona egemen olma çabasında önemli bir özelliğidir saygı eylemi. Etrafı yakıp yıkmadan, kırıp dökmeden ve kendi dışında ne varsa özüne saygı duyarak eşit ve adil koşullarda ilişki, iletişim ve etkileşime girmesi onu yırtıcı hayvanlardan ayırır. Yırtıcı yani bir başka deyişle vahşi... Vahşinin karşıtı uygar değil midir ve uygarlığın yaratıcısı ve üreticisi de insan.
Saygı insana özgü sadece bir kavram değil, eylemdir asıl. Saygı kavramını dillendirmek ve savunmak yetmez, onu bir yaşam biçimi olarak eylemli kılmak da gerekir. Bunu yapmak, insanın önce kendine saygı duymasını zorunlu kılar. Kendine saygısı olmayanın başkasına/başkalarına saygı duyması mümkün olabilir mi? İnsanın kendine olan saygısı ki onurudur, onun yaşamına bir anlam katar. Sadece kendi onurunu bilip başkalarının onurunu çiğnemekte bir sakınca görmeyenlerin –ki kibirdir- bu tutumunun saygı kavramıyla bir paradoks oluşturması bir yana, tersi de aşağılık duygusu şeklinde kendini gösterir.
Ne zaman ki bilinçli bir biçimde onurumun çiğnendiğini, insan olarak özüme ve haklarıma saygısızlık yapıldığını görürüm, o koşullara boyun eğmek eşitsiz ve adil olmayan bir ilişki biçimini kabul etmek demektir. Bu ilişkiyi olması gereken uygar bir niteliğe dönüştürmek ve kavuşturmak için elimden geleni yapmak kendime olan saygım gereğidir. Bunu yapmaz, bizzat ben kendime saygı göstermezsem, başkalarının saygısızlığını da sorgulama hakkım olmayacaktır. Ama bu ilişkinin türünü belirlemek, karşılıklı saygıyı esas kılmak için elim kolum bağlıysa... Alır başımı giderim ben, çünkü sadece bir kavram değildir saygı, eylemdir asıl.