​ Ve Lucifer, "Ata mı yaman, bey mi?" dedi ! / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ve Lucifer, "Ata mı yaman, bey mi?" dedi !

Ve Lucifer, "Ata mı yaman, bey mi?" dedi !
 

Olmayan kuruşlar KK ile ödenir!


Dünyanın dörtte üçünü gezdim; hep söylüyorum, yine söyleyeceğim: Dünyada Türkler kadar akıllı ama aklını en olmadık şeylere kullanan bir başka toplum daha görmedim!

Mesela İngiltere'de olur da arabanızı kaldırıma park ederseniz; insanlar önce bagaj kapağına, sonra aracın tavanına, sonra da kaputa basarak yürüyüşlerine devam edebilirler. Çünkü yoldan yürürlerse ezilme tehlikesi vardır ve başlarına bir şey gelirse, yaralanma ya da ölüme sebebiyetten siz hapse girersiniz! "Neden arabamın tavanına çıktın da ezdin?" diyemezsiniz!

Peki, Türkiye'mizde nasıl durum? Yayalar yolda, arabalar kaldırımda:)

Kadıköy'de zaman zaman arabamı park ettiğim bir yer var ama geçmiş yıllarda iki defa da ceza yedim! Ceza yazarken memur şöyle derdi: "Beyefendi, burası ana arter ve park etmek tehlikeli ve yasaktır." Şimdi aynı yerde arabalar arka arkaya sıralanmış, özgürce park ediyorlar! Bu nasıl mı oldu? Çünkü artık o yol kenarı MisPark'tan soruluyor ve saatine 5 TL verdiniz mi ana arter tehlikesi ortadan kalkıveriyor!

Yolların ve hatta kainatın efendisi minibüsleri ise hiç sormayın! Yol tıkalıysa balkonunuzdan bile geçebilirler! Kuş Gribi'ni, Domuz Gribi'ni filan da boşverin; bence asrın hastalığı minibüsler ve aşısının çıkmasını da kesinlikle beklemeyin!

Kendi ülkemde, sokağa çıktığım anda ettiğim bir dua var!

"Allah'ım, sağımı, solumu; önümü, arkamı; altımı, üstümü ve aklımı gelebilecek her türlü saldırıdan korumama, her şartta sinirlerime hakim olmama yardım et!"

*****
Bir lokantada yemek yesem, kesinlikle hesabı şişireceklerini düşünüyorum. Satın aldığım her şeye karşı bir güvensizlik var içimde. Aynı malın elli yerde elli farklı fiyatı var çünkü!

Aristokrat bir ülkenin yarım asırlık tavuk restoranı bizim sokağa şube açmış! Daha doğrusu, müteşebbis Türklerden biri 500 bin TL franchise bedelini bastırıp, gıt-gıt-gıdak işine soyunmuş!

"Merhaba. Çevirme piliç yemek istiyorum da, fiyatlar nasıl?"

"Yarım 8.60 TL, tam 13.60 TL ama isterseniz 198 otlusu da var. Onun da yarımı 10.80 TL"

"Aa!! Karşınızdaki tavukçuda nar gibi kızarmış tam piliç 7 TL. Neden sizde iki misli pahalı?"

Gariban garson nerden bilsin, patron beş yüz bini acilen bizden çıkaracak!

"Efendim aynı şey mi? Bizim piliçlerimiz özel çiftliklerde her türlü stresten uzak, devamlı klasik müzik dinleyerek neşe içinde büyüyorlar. Bu sağlıklı yaşam tarzı da etlerinin lezzetine yansıyor!"

Neşe içinde sağlıklı büyüyorlarmış!! Mübarek hayvan sanki 50 yıl yaşıyor!

"Deme yaa!! Peki, Çaykovski'nin Keman Konçertosu'nu dinlemiş piliç var mı fırında?"

"Pardon!!"

"Boşver birader, iyisi mi ben karşıdaki tavukçuya gidip, Müslüm Baba dinlemiş bir piliç yiyeyim. Size de bol paralı müzikseverler, pardon tavukseverler dilerim."

*****
Evimin yanında bir bakkal var. Camına kocaman puntolarla yazmış: "5 lt su 1 TL, 10 lt su 2 TL" Hem de Türkiye'nin en ünlü su markalarından biri. Ben de aldım birkaç kez. Geçenlerde merak ettim, girdim içeri sordum.

"Kardeş, bu suyu nasıl bu kadar ucuza satabiliyorsunuz?"

"Abi, biz malı kamyonla kaldırdık ve çok ucuza aldık. Vatandaşa hizmet bizim için bir ibadet."

Ağlamayı eve bıraktım ama kafama da takıldı! Aynı markayı Göztepe'de birkaç bakkala-markete daha sordum ve fiyatlar 2.25 ile 2.75 arasında değişiyordu! İyice işkillendim ve su şirketinin genel merkezini arayarak satış müdürüne bağlandım. Suyun ucuzluğunun garibime gittiğini ve kapağı açıp içine farklı bir su doldurmuş olabileceklerinden de şüphe ettiğimi söyleyip, 1 TL fiyatın doğru olup olamayacağını sordum. Adam şok oldu ve böyle bir şeyin mümkün olamayacağını söyledi. Bizim bakkalın telefonunu verdim ve hemen ilgileneceğini, sonuçtan da beni haberdar edeceklerini söyledi.

Ertesi gün aradılar. Sıkı durun, burası Türkiye!!

O su şirketinin satış elemanlarından biri bir kamyon suyu zimmetine geçirmiş ve ortadan kaybolmuş! Kayıp suların bulunmasını da bana borçlularmış ve duyarlılığımı tebrik ediyorlarmış! Bizim gariban bakkalı da mağdur etmeyeceklermiş! 1 liraya su içen mahalleli duymasın, valla "Sen fazla durdun buralarda, hadi kraliçenin ülkesine marş marş!" deyiverirler :)

*****
Geçen Pazartesi, Göztepe'deki zincir marketlerden birine girdim. Susadım, su alacaktım. Küçük pet şişenin fiyatı 0.49 TL idi ve çok sevindim. Demek ki bu markette 1 kuruş kullanılıyordu. Bu konu beni inanılmaz üzüyor çünkü. Aşağıda o konuyla ilgili diğer blog'umu da göreceksiniz. Neyse, kasaya geldim ve 50 kuruş uzattım ama kasiyerin 1 kuruş geri vermeye niyeti yoktu!

"Afedersiniz, su 49 kuruş değil mi? 1 kuruş vereceksiniz."

Garip garip yüzüme bakıyordu.

"1 kuruşumuz yok efendim."

"Peki, o zaman 1 kuruşluk daha fiş kesin."

"Beyefendi. Suyun fiyatı 49 kuruş. Size 1 kuruş daha fiş nasıl keserim?"

"Kardeşim, suyun fiyatı madem 49 kuruş, neden 50 kuruş alıyorsun?"

"56 kuruş tutan hesaptan da 55 kuruş alıyoruz ama."

"Haa, yani benden önceki Ahmet Amca'ya çektiğin 1 kuruş kıyağı bana ödetiyorsun!"

"Beyefendi, almayın isterseniz."

"Yoo, alacağım ama ya bana 1 kuruş geri vereceksiniz ya da 1 kuruşluk daha fiş keseceksiniz."

"Bütün marketlerde böyle, niye bize kızıyorsunuz?"

"Çünkü suyumu şu anda sizden alıyorum. Yarın da onlara kızarım. Tamam kardeşim, sen ver 50 kuruşumu bana geri; al şu kredi kartını ve çek bakalım 49 kuruş (blog fotoğrafı) ve yarından itibaren de, siz bu saçmalığı düzeltene kadar her gün 10 arkadaşımla gelip, defalarca birer tane su alıp kredi kartıyla ödeyeceğiz, haberiniz olsun."

Ya çıldırmak işten değil. Bu ülkede 1 kuruş basılmadı mı? Nereye gitti o sarı kuruşlar? 5 kuruşun katlarını kullanır hale nasıl geldik? Hadi diyelim ki o hale geldik, fiyat etiketleri neden 5'in katları değil? Neden Ahmet Bey, Ayşe Teyze, Meliha Abla kendi aralarında kıyaklaşıp duracaklar? Avrupa'da olduğu gibi kuruşuna kadar sayarak ödesek hesabı ya da paranın üzerini öyle verseler, olmuyor mu?

Kâbus bitmedi!! Meğerse benim 49 kuruşluk su, aysbergin su üzerinde görünen kısmıymış! Marketin içine şöyle alıcı gözle bir baktım ki, beynimden vurulmuşa döndüm. Tüm fiyatların sonu 9'la bitiyordu!

Alışverişlerinizde sadece Nakit Kart ya da Kredi Kartı kullanarak bu cingözlere dur diyebilirsiniz.

*****
Büyük bankalarımızdan birine girdim. 104 euro ödeme yapmam gerekiyordu. 1 tane 100'lük banknot, 4 tane de madeni 1 euro verdim. Madeni para kabul edemeyeceklerini söylediler!

"Afedersiniz, 1 euro banknot var da ben mi bilmiyorum? 4 euro'yu size başka nasıl ödeyebilirim?"

Ve tam da Türkçe bir cevap geldi !

"Efendim, siz 105 euro verin. Biz 1 euro para üstünü size TL olarak ödeyelim. Ya da 100 euro verin, 4 euro'yu da TL olarak alalım."

Eminim ki sadece anneniz değil, tüm aile fertleriniz güzeldir ama benim rahmetli annem hepsinden de güzeldir demedim!

"Yok, biz öyle yapmayalım. Lütfen siz bana 105 euro'luk bir döviz hesabı açın ve 104 euro'yu da oradan alın; 1 euro hesabımda kalsın." dedim, yüzüne pembe nur geldi kızcağızın!

Bu sefer fazla kaldım ülkede! İyisi mi, Minibüsçüler-Tavukçu-Bakkal-Market-Banka bir araya gelip bana karşı ittifak kurmadan bavulumu toplayıp tüyeyim ben :)

 

 
Toplam blog
: 462
: 1159
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..