- Kategori
- Edebiyat
Vefatının 74. Yıldönümünde Mehmet Âkif

Giriş
Bugün Mehmet Âkif Ersoy'un vefatının 74. yıldönümü. Türk şiirine "Safahat" gibi dev bir eser bırakan Âkif "milli şair" sıfatını gerçekten hakketmiş bir şahsiyettir. Mehmet Âkif Ersoy'u asıl üstün kılan yaşadıkları ile yazdıklarının birebir örtüşmesidir. Âkif özü sözü bir, doğruluğu ilke edinmiş, haksızlığa asla boyun eğmemiş, yaşadığı sürece milletinin sevdalısı olarak yaşamış, milletinin derdini dert edinmiş biridir.
Kimdir Mehmet Âkif Ersoy?
Mehmet Âkif, 1873 yılında İstanbul'un Fatih semtinde doğar. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendi'dir. İlk tahsiline Emir Buharî Mahalle Mektebinde başlar Âkif. ilk ve orta öğrenimden sonra şimdiki karşılığı Veterinerlik Fakültesi olan Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'nde okur. Öğrencilik yıllarında Divan edebiyatı etkisinde gazeller, kıtalar, şarkılar yazarak atılır edebiyata. Sebîlü’r-Reşat dergisinde yayınlanan şiirlerinden sonra çağının en önemli şairlerinden biri olur.
Yurdunun ateşin ortasında ve işgalin altındaki Millî Mücadele yıllarında Anadolu'ya geçer ve ceşitli camilerde verdiği vaazlar ve gazetelerde, dergilerde yazdığı yazılarla Türk milletinin ruhunda "İstiklâl" ateşini tutuşturanlardan biri olur.
Burdur milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurucuları arasında da yer alan Mehmet Âkif, Ankara’da bulunduğu yıllarda Türk milletinin kurtuluş destanı olan “ İstikâl Marşı”mızı kaleme alır.
Kurtuluştan sonra hayatının bir kısmını Mısır’da geçiren Mehmet Akif, 1936’da yurda döner. Onulmaz bir hastalıktan (siroz) muzdariptir. Ölümü ister hâle gelmiştir:
“Çöz de artık ömrümün kördüğüm olmuş bağını,
Bana çok görme ilâhî bir avuç toprağını!”
27 Aralık 1936’da vefat eder.
Şiirlerinin Özeti
Âkif'in 7 bölümlük "Safahat" adlı hacimli eserine bakılınca görülür ki o aruz veznini Türk diline en iyi uyarlayan şairlerden biridir. Bir Çanakkale Şehitleri, bir Leylâ, bir Bülbül ve elbette bir İstiklâl Marşı şiirden öte birer "kısa destan"dır. Çağının, yaşadıklarının, Türk yurdunun bir günlüğü gibidir şiirleri. Ama eserinin önsözünde bulunan bir şiir vardır ki tam da Mehmet Âkif'i ve onun şiirini çok güzel anlatır. Derdi ne süslü sanat yapmaktır ne de şairliktir. "Hisli yürek" olarak tanımlar kendisini:
"Bana sor sevgili kâri', sana ben söyleyeyim,
Ne hüviyyette şu karşında duran eş'ârım:
Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu' bilirim, çünkü, ne san'atkârım.
Şi'r için "gözyaşı" derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa."
Kelimeler:
kâri': okuyucu
eş'âr: şiirler
tasannu: süs
girye: gözyaşı
bizâr: şikâyetçi
Son söz: Mehmet Âkif Ersoy'u vefatının 74. yıldönümünde rahmetle anarken yazımı onun bir sözüyle bitireyim: "Allah u millete bir daha 'İstiklâl Marşı' yazdırmasın."