- Kategori
- Edebiyat
Vefatının 74. yılında Mehmet Akif Ersoy

İstiklal Marş’ımızın büyük şairi, Mehmet Akif Ersoy, ( Doğum tarihi: Aralık 1873 - İstanbul ) aramızdan ayrılalı tam 74 yıl oldu. Mehmet Akif Ersoy, 27 Aralık 1936 yılında İstanbul’da aramızdan ayrıldı. Kara kışın hüküm sürdüğü İstanbul’un o soğuk ayaz ve karlı günlerinde, Türk milletinin büyük şairi Mehmet Akif Ersoy vefat etmişti. Sessiz ve sade bir şekilde Allah’ın rahmetine kavuşmuştu. Oysa koca Akif, Mustafa Kemal Atatürk’ün saflarında yer almıştı. O vefat etmeden önce şunları yazmıştı:
“Çöz artık yükümün kör düğüm olmuş bağını,
Bana çok görme ilahi bir avuç toprağını “
Böyle diyen şairinin cenazesi, soğuk bir kış gününde sadece birkaç kişinin omzunda Sirkeci’den Bayazıd’’a doğru Allah-ü Ekber, tekbirlerle giderken sade tabutu musalla taşına konulduğu zaman. Akif'in vefat haberini duyan yöre halkı heyecanla etrafını sarmışlardı. Acı haber tez ulaştı her tarafa. İstanbul Üniversite gençliği hemen harekete geçmiş ve tabutun etrafında kısa bir zaman zarfında binlerce insanla asıl sahibine kavuşmuştu.
Zaten mizaç itibariyle Mehmet Akif Ersoy, sade bir hayat yaşıyordu. Şan, şöhret, mal, mülk ve makam peşinde değildi. Yine bir başka şiirinde inanmış bir adam olarak şöyle sesleniyordu:
"Rahmetle anılmak ebediyet budur amma,
Sessiz yaşadım kim beni nereden bilecektir"...
O böyle demesine rağmen vefat haberini duyanlar binlerce kişinin omuzlarında İstanbul’da toprağa verildi. Safahat’ın şairi tabutu omuzlarda taşınırken, sel gibi kalabalıklar halinde, Allah'ü Ekber nidalarıyla bir insan topluluğuyla Bayazit’ten Edirnekapı mezarlığına kadar götürdüler. Tabutu halkın parmakları üzerinde taşınmıştı.
Mehmekt Akif Ersoy’un hayatı temiz, vakur ve sade olarak geçmişti. 63 yaşında iken rahmeti rahmana kavuştu. İstiklal Marşı’yla mezarına gömülmüştü. Böyle tarihe kendi eseriyle gömülen en bahtiyar bir ölü olarak tarihe geçmiştir.
Mehmet Akif Ersoy, büyük bir vatanperver, mücadeleyi seven, sosyal ve toplumsal halktan yana bir şahsiyetti. İyi bir şair olduğu kadar iyi bir fikir ve düşünce adamı idi. Aynı zamanda iyi bir hatipti. Milli Mücadele günlerinde Anadolu halkının birlik, beraberlik içinde birlikte yaşamaları ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın saflarında yer almaları için birçok camilerde heyecan dolu konuşmalar yapmış ve halkın Milli Mücadelede madde ve manevi açıdan yardımcı olmalarını sağlamıştır.
Bilinçli bir aydındı. Halkın kahve köşelerinde tembel ve uyuşuk kalmalarını asla istemiyordu. Çalışkan ve üretkendi. Dini inancı yerinde olmasına rağmen aşırı taassuba karşı idi. Zulmü, zalimi, her türlü ahlaksızlığı ve ikiyüzlülüğü asla sevmezdi, bir şiirinde:
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
….
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam,
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Yumuşak başlı isem, , kim dedi uysal koyunum?
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Milli Mücadele günleri sırasında zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrı över tarafından bir Milli Marşın yazılması konusunda memleket çapında bir yarışma açmıştır. Bu yarışmada Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı’yla birincilik ödülü almıştı. Bu yarışma sonucunda İstiklal Marşı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 12 Mart 1921 'de oybirliğiyle kabul edilmiştir.
O günlerde Mehmet Akif Ersoy’a 500 TL ödül olarak verilmişti. Fakat Mehmet Akif bu parayı almamıştır. “Ben bu marşı para karşılığında yazmadım” diyordu. Bu 500 TL, aslında o tarihlerde çok kıymetli bir para idi. Mehmet Akif bu 500 TL. ile o yıllarda şimdiki Ankara'nın en güzel yeriolan ÇANKAYA Mahallesi'nin tamamını alabilirdi...Ama tenezül bile etmedi. Çünkü bu İstiklal Marşı'mızı para karşılığında yazmamıştı...
Mehmet Akif’in oğlu Emin Ersoy anılarında:
”Babam bu esnada beş yüz liraya cidden muhtaç bir adamdı.. Fakir idi, Parası yoktu, Lakin bilindiği gibi gönlü çok zengindi. “der. Onun yakın arkadaşlarından Hasan Basri Çantay, “Akifname” adlı eserinde:
“Üstad Mehmet Akif, hayatını yoksulluk ve ihtiyaç içinde geçirdi. Böyleyken halinden şikâyet ettiği ne ben, ne de diğer yakınları hiç duymadık. Bununla beraber kendisi gayet cömert idi. Kesesinde kaç kuruşu varsa isteyene ve istemeyene , yanına gelenlere dağıtırdı, diyerek , paraya değer vermediğini belirtiyordu.
Paraya ihtiyacı olmasına rağmen bu 500 TL bir hayır kurumuna armağan ediyor. İstiklal Marşı’nı kahraman silahlı kuvvetlerimize armağan edip “Safahat “ adlı kitabına da almamıştır. İstiklal Marşı ve Mehmet Akif için birçok kitaplar yazılmış ve birçok sözlerde yerinde övgüyle söz edilmiştir. Vefatının 74. yılında büyük İstiklal Marşı şairimizi rahmetle yâd ediyorum.
Önümüzdeki 2011 yılı Mehmet Akif Ersoy yılı olacaktır. Bu habere çok sevindim. Ben sözlerimi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İSTİKLAL MARŞI için söylediği şu anlamlı ve manidar sözleriyle noktalamak istiyorum:
“ Bu Marş , bizim inkılâbımızı anlatır. Bunu ne unutmak ne de unutturmak lazımdır. İstiklal Marşında, istiklal davamızı anlatması bakımından büyük bir manası olan mısralar vardır.
Benim en beğendiğim yeri de burasıdır:
“ Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır; Hakk’a tapan milletimin İstiklal .”
Benim bu milleten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Hürriyet ve İstiklal aşkı bu milletin ruhudur. İstiklal Marşının bu pasajı asırlar boyunca söylenmeli ve bütün yar ve ağyar anlamalıdır ki Türk’ün her şeyi en mahrem hisleri bile tehlikeye girebilir, fakat hürriyeti asla. Bu demektir ki efendiler: Türk’ün hürriyetine dokunulamaz!...
Kaynak:
1- İstiklal Marşı'ınınTarihi ve Manası - Beşir Ayvazoğlu, Tercüman Aile ve Kültür Kitaplığı yay, İstanbul 1986
2- Bayrak Mücadelemiz ve İstiklal Marşı, Yaşar Çağbayır-Ötüken Yay, İstanbul 2009.