- Kategori
- Futbol
Volkan Demirel, sahada gol yemedi, ama PFDK'den yiyecek!.

Saha dışında başlatılan, sahada biten, TFF kurullarında sürdürülen bir maç!
Bitmeyince bitmiyor işte!
Bunun ötesinde bir de “mahkeme” olsa, seyreyleyin şenliği!.
Şenlik mi, o da ne?
Sorular kapıda, kuyrukta beklerken, içlerinden biri ötekilerini omuzlayarak, “avane”siyle dalıyor içeri:
Olup bitene bir bakar mısınız?
Kurallar, yasa hükümleri kimine işliyor, kiminin semtine bile uğramıyor. Uğrayanı da, kıyısından köşesinden uğruyor. Böyle olunca da, kimileri, “eskort eşliği”nde gidenlerden farksız. Ağızlardan çıkanları duyması gereken/ler duymuyor, duysalar bile “olağan” işlerden sayıyorlar.
Çekinme mi?
En iyisi susmak mı?
Ya da konuşuyor, iş yapıyor gibi gözükmek mi?
Birileri çıkıyor, ona buna çatıyor, hakaret ediyor, tehdit yağdırıyor. “Ağır ol!.” demesi gerekenler, söylenenleri iltifattan sayıyor!
Abartıyor, birilerine haksızlık mı ediyoruz?
*****
Yakınan yakınana!..
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” deyişini “yaşam felsefesi” yapanlar, canları yanana kadar susuyor. Sonra, benzer can yakmalar başa gelince, bir velvele bir velvele...
Oysa “Damdan düşen, damdan düşünen halinden anlar”, ama...
Kim haklı, kim haksız?
Soruyu nereye, kime, nasıl yontarsan, sonuç, ona göredir. Kayırmalar, haksızlıklar, keyfilikler “yaygın kanı”ya dönüşünce, saflar, doğal olarak keskinleşiyor. “Dur” demesi gereken/ler demeyince, çözüm, Allah’a havale edilmiş oluyor.
Yasa var, yönetmelikler var. Ama sıra uygulamaya gelince "var", "yok" oluyor!
Niye?
Herkes, gerekenin yapılmasını başkasından bekliyor.
(Gel de anımsama: Öğretmen, öğrenciyi müdüre sözle şikayet eder. Bekler ki, müdür, gerekeni yapsın. Müdür, “Dilekçe ver, gereği yapılsın.”, der; öğretmen buna yanaşmaz.)
*****
Bülent Yıldırım, son düdüğü çaldı, Fenerbahçe-Trabzonspor maçı bitti.
Gel gör ki, maç öncesi olduğu gibi, maç, yine saha dışında sürüyor.
TFF, "koridor muhabbeti" için de devreye girdi.
Saha içinde gerçek gol/ler yoktu. Ama saha dışından, ekranlardan da gol atma hevesleri eksik olmuyor. Soyunma odası koridorlarında ağızlardan çıkanlar, ekranlardan anında tüm ülkeye yayılıyor:
Şu, şunu dedi, bu, bunu dedi.
Gözlemci şunu yazdı, bunu yazmadı.
Ne ilginç, herkesin gördüğü yazılmıyor; kimsenin görmediği, duymadığı yazılıyor.
Volkan Demirel, maçta iki önemli pozisyonda gol yemedi. Şimdi, PFDK'den gol yiyecek gibi.
(Volkan, çenesini tutamamış yine!. Neyin, nerede, nasıl konuşulacağını bir düşünse...)
“Top”, penaltı noktasında değil, "altı pas"ta duruyor. Vuruş, oradan yapılacak!. Volkan ise, vuruşun farkında değil; kale direğinin dibinde, “uğurdan” saydığı için, su içiyor.
*****
Bu gürültü patırdı biter mi?
Bitmez; çünkü herkes, gerekenin yapılmasını başkasından bekliyor.
Son söz:
Çenesi kuvvetli olan kimileri, “yasa gücü”ne güvenenden daha etkili, “forslu”...
http://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik