​ Volkan Demirel parladı; Moussa Sow, yüzü dönük attı / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '16

 
Kategori
Futbol
 

Volkan Demirel parladı; Moussa Sow, yüzü dönük attı

Nereden, nasıl, niçin başlamalı?

Maça gidenlerin, ekran başındakilerin  takdir edeceği, kuşkusuz, kaleci Volkan Demirel olacaktır. Bakmayın siz onun, maç sonrası yayıncı kuruluşun mikrofonuna ikide bir “Kötü oynadık” demesine. 3-0 kazanmış bir takımın kalecisi olarak “maçın kahramanı” olması, onu rahatsız ediyor olabilir.  Çünkü "Bir kalecinin istediği gibi olan” bir maçta, kaleci dışında eleştirilecek çok futbolcu var demektir.

Volkan Demirel’in, kuşkusuz, tutup da takımı tek başına kurtardığını söyleyecek hali yok ya... İşi ironiye döküp, “Moussa Sow, golleri iyi ki yüzü kaleye dönük attı” diyecek hali de...

Volkan Demirel, geleni gideni tuttu ya da kornere gönderdi.

Her konuşanın Volkan Demirel’i kutlaması, onun maça damga vurduğunun ifadesiydi.

Volkan Demirel, dünkü çıkışıyla, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’e, biz ona Futbolun Cumhurbaşkanı diyoruz, selam gönderdi. Bir futbolcuyu bir maçta öne çıkmasına, göze batmasına bakarak hemen aday kadroya çağıran Fatih Terim'in bu selamı alıp almayacağı bilinmez.

*****

Nereden, nasıl, niçin başlamalı?

3-0 yenilen bir takım, üzgün olur değil mi?

Sadece skora bakanların, maçı izlememiş olanların, farklı yenilen takımın nasıl olur da üzgün olmadığını anlaması zor. Ama yenilmekten yenilmeye fark olduğu da ayrı bir gerçek. Kadıköy’de Fenerbahçe’yi bu kadar zorlayan, kaleciyi geçemeyen bir takım, ortaya koyduğu “kişilikli” diyeceğiz oyunuyla alkışı hak ediyor. Böyle bir oyun oynatan, maç değerlendirmesinde, Kadıköy’e bir puan için gelen, korkak oynayanları işaret eden Ümit Özat’ı da, oynattığı oyunla kutlamak gerekir.

Maç bu, fırsat ayağına gelir, ya da kendi gücünle yaratırsın, ama rakip oyuncular, özellikle de kaleci karşına çıkar, gole geçit vermez. İşte Kadıköy’de geçit vermeyen Fenerbahçe, fırsatları gole çeviremeyen Gençlerbirliği oldu.

Ümit Özat’ın Gençlerbirliği, Kadıköy’de bir puana yatmaya, gevşek oynamaya değil, mücadele etmeye, sözün açıkçası, futbol oynamaya gelmiş. 3-0 yenilmiş olmak, seyre değer, etkili futbolun karşılığı olmasa da, futbolcuları “yas tutma”ya götürmez.

*****

İyi oynayan değil, gol ya da bir fazlasını atan 3 puanı alıp evine gidiyor.

Fenerbahçe, yan etkenler bir yana, başka maçlarda üstün oynamasına karşın, çoğu kez “eli boş” kaldı. Gol atan, puan/lar götüren rakibinin, övgü üstüne övgü aldığı maçlar oldu; Fenerbahçe’nin üstün oyunu göz ardı edildi.  

Geçen hafta oynan Antalyaspor maçı bunun en somut örneği. Penaltıları ve golü verilmeyen takım, “eli boş” gönderilince, bunu kötü oynamakla açıklamak haksızlıktır.

(Tek akınla golü bulan rakip, 3 puanı götürünce, kötü olan Fenerbahçe oluyor. Cüneyt Çakır’lar sayesinde puan/lar bulanlar karşısında da öyle... Bu kez, çok iyi oynayan rakibi karşısında 3 puanı 3 golle alan da... İyi ki Volkan Demirel, iyi oynamadık dedi. Kimilerinin bakışı şaşı olunca, beraberliği zor kurtaran “Büyükler”den biri için “fırsat tepti” denir, ama sıra Fenerbahçe’ye gelince, şaşılık sürer.)

Fenerbahçe’nin rakipleri içinde, asıl övgü alması gereken rakibin Gençlerbirliği olduğu ortaya çıktı.

Fenerbahçe de sevindi, Gençlerbirliği de...

Gençlerbirliği’nin sevinmesi, Fenerbahçe’nin yenmesiyle değil, alkış alan futboluyla ilgiliydi.

Son söz/ler:

"Son zamanlarda bu statta kimse böyle top oynamadı. Korkaklar gibi beraberliğe oynamaktansa, böyle oynamak lazım.” (Ümit Özat)

"Fenerbahçe'nin sahasında herkes böyle pozisyon bulamaz. Burada Galatasaray, Beşiktaş oynadı; kaleye şut atamadı.” (Serdar Gürler)

 

https://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..