- Kategori
- Mizah
Vuvuzela sesleri!

Vuvuzela denilen bu "uğursuz sesi" duymak da varmış kaderde. Hani, dünya dünya olalı böyle zulüm görmedi, dersek yanlış olmaz... Bir zamanlar Ağrı'lı hemşerilerimizin söylediği gibi...
Hikayeyi bilirsiniz; Tek Parti döneminin silah zoruyla Batıllıştırma projesi çerçevesinde, Ağrılılara Klasik Batı Müziği konseri veriliyor da, canını zor kurtarıp kendini dışarı atan bir Ağrılı şunları söylüyor: "Ağrı Ağrı olalı böyle zulüm görmedi!"...
Şu vuvuzela!.. Arı vızıltısı mı, sinek cızıltısı mı, ne desek.. Tek düze bir ses, durmak bilmiyor... Sanki çalanlar kıçından nefes alıyor... Bizim akordsuz düğün salonları bile, yanında masum kalır...
Bu dünya kupasını izleyenler, oynayanlar, hakemler bir ay sonunda ruh hastası olmazsa iyi... FİFA bununla ilgilenmeli, acilen!!
Vuvuzela'nın bizim Medya ortamına çok benziyor... Metaforik de olsa, biz, bu ses zaten mahkum olmuşuz... Şöyle ki; Medyadaki bazı sesler de aynı vuvuzela gibi... Tek düze ve durmak bilmeyen bir ses... Siyaseti, ekonomiyi, dış politikayı yıllardır kendi "vuvu"suna uydurup alabildiğine üfürüyor arkadaş!..
Ya bir nefes al kardeşim... Bir kere de farklı açıdan bakmayı dene... Yani sana inansaydık, sekiz yıl önce "şeriat devri"ne girmiştik... Türkiye çoktan satılmıştı... Ekonomi batmış, sular kabarmış, her yelleri seller almıştı... Gerçi şu son dediklerim biraz oldu da, o da rahmetin fazlalığından ne yapalım....
Ha bu yaz, yok bu bahar laiklik elden gitti gidiyor, diyip durdun... Hani, hiç bir şeyin gittiği yok!...
Şimdi sen şöyle dersin, "daha dur, daha dur... önümüzdeki son bahar şeriat geliyor"... Yapma, etme bu kadar saplantı sağlığı bozar... Zaten, seni vuvuzela'ya benzetmem de ondan... İnanki aynı teraneleri dinlemek sağlımızı bozmaya başladı...
Vuvuzela gibi tekdüze olmamak için, şu yazıp durduklarına arada bir dönüp bak... Kimlerin gazına gelmiş ve neler yazmışsın ama hiç alakasız sonuçlar ortaya çıkmış, bir düşün... Meydanı boş buldun diye, bu kadar gürültücü olman gerekmez, değil mi?
İnsanın yazıları hem hafızasıdır, hem de haysiyetidir... Bir yazar, "ben demiştim" demenin hazzını yaşarken, "ben halt etmişim" demenin mahcubiyetini de yaşayabilmelidir. Ama mahcup olacak yüz varsa tabii..
Neyse ki, bugünün medyası artık bir "kamusal alan" değil... Farklı sesler, farklı renkler de var Medyada...
Ama, her nedense, "eski vuvuzela"ların sesi daha fazla çıkıyor; çıkmaya devam ediyor.
Siz de diyin ki, burası Türkiye'dir burada eski vuvuzela'ların sesi hiç kesilmez!
Ben de diyim ki, hava kaçırmaya başladılar bile...
İyi pazarlar!