Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '08

 
Kategori
Futbol
 

Wenger'in bebekleri Dede'yi beşledi

Wenger'in bebekleri Dede'yi beşledi
 

Arsenal vitesi çok da yükseltmediği maçta Fenerbahçe'ye 5 gol attı.


Lige olduğu gibi Şampiyonlar Ligine de kötü bir başlangıç yapan Fenerbahçe, Kadıköy’de ağırladığı İngiliz devi Arsenal’e diş geçiremedi. Maç öncesi İngiltere’den gelen sakatlık haberleri tüm Türkiye’de iyimser bir rüzgâr estirmiş ve taraftarın Fenerbahçe’ye olan inancı tazelenmişti. Elbette bu inancın temelinde henüz geçen sezon Saraçoğlu’nda Chelsea’ye karşı alınmış galibiyetin etkileri de vardı. Bir an için kimse Fenerbahçe’nin o Fenerbahçe olmadığını düşünmedi, eksik Arsenal’in gücünden çok şey kaybedip kaybetmediğinin muhasebesini de yapmadı. Belki de hepimizin işine öyle geldi.

Maça arzulu başlayan sarı-lacivertli temsilcimiz sanki kötü gidişe dur demek için sahaya çıkmış gibiydi. 10 dakika süren bu rüzgârdan sonra bu kez Arsenal forvetlerine “Buyur geç” dediler ve tabela bir anda 2-0 oldu. Gerisi ise malum. Bu tür skorlardan sonra tekniğe taktiğe dair analizler yapmanın pek bir anlamı olmuyor. Buna rağmen önemli gördüğümüz bir iki noktaya değinmemiz gerek. Aslına bakarsanız, Saraçoğlu’nda izlediğimiz Arsenal takımı tam da Fenerbahçe’nin işine gelen bir oyun kurgusuyla oynadı. Takım olarak topun gerisine geçmeye dikkat ettiler ama maçın hiçbir bölümünde savunmalarını ceza sahası ön çizgisinden geriye götürmediler. Maçın başında 2-0 geriye düşen Fenerbahçe de rakip kaleye yüklenmek adına ileri çıkınca 20 futbolcunun ikinci bölgede kördüğüm olduğu bir maç izledik. Oyun orta alana sıkıştığında doğal olarak beceri ve çabukluk ön plana çıktı. Her iki takım da defansın gerisine attıkları toplarla çok tehlikeli pozisyonlar yarattılar. Ancak dediğimiz gibi bu sıkışık oyunda beceri ve çabukluğun önemi büyüktü. Wenger’in talebeleri daha becerili olduklarını gösterip daha çabuk oynayınca Fenerbahçe’yi beşlemeyi başardılar.

Her şeye rağmen temsilcimiz adına Alex, Güiza ve Semih’in bahsettiğimiz oyun biçiminde zaman zaman başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Bana sorarsanız Fenerbahçe Arsenal önünde umduğundan fazla pozisyon da buldu. Ancak beceri ve çabukluk dediğimiz şeyin temelinde bireysel taktik ve fundamental konularının yattığını bir an için unuttuk. Ofsayta düşmek ile düşmemek arasındaki o ince çizgiyi biz bir türlü tutturamadık. Maç sonu istatistiklerine baktığımızda iki takımın da 7’şer kez ofsayta düştüğünü görüyoruz. Böyle bir maçtan onlar 5 gol çıkarırken, Fenerbahçe iki golde kaldı. Demek ki, kadro kalitesi ve bireysel beceri bakımından Arsenal ile Fenerbahçe’yi teraziye çıkarmak bir hata. Hele bu sezon izlediğimiz Fenerbahçe’yi…

Anlatmak istediğimizi şöyle örnekleyebiliriz: Adebayor’u bir kenara ayıracak olursak Fenerbahçe kalesine 4 gol gönderen 4 futbolcunun (Walcott, Ramsey, Song, Diaby) yaşlarını alt alta yazıp topladığınızda 79 ediyor. Fenerbahçe’li ise 70’lik Aragones’in listesinde kim bilir kaçıncı sırada olan 34’lük Josico ne zaman oynayacak diye papatya falı açıyor. Geçmişte “Busby’nin bebekleri” tanımını futbola kazandıran çok genç ve bir o kadar da başarılı bir Manchester United takımı vardı. Görülüyor ki Wenger de Arsenal’i “Wenger’in bebekleri” yapmayı kafasına koymuş. “Darısı Fenerbahçe’ye” desem olmayacak dua etmiş sayılır mıyım? Fenerbahçe geçen yıldan bu yana futbol kimliğinden çok şey kaybetti. Bu işte bir terslik var, hem de sezon başından beri var ama kulübün yönetim erkini elinde tutanlar “Ben yaptım oldu” demekten gerçekleri maalesef göremiyorlar. İngiltere deplasmanları zordur. İngiltere deplasmanları çetindir. 5 Kasım’da konuk olacağımız Emirates Stadında Fenerbahçe’yi çok daha tempolu bir Arsenal’in bekleyeceği unutulmasın. Arsene Wenger bu oyun kurgusuyla oynamayı seçerse Fenerbahçe orada da gol atar ama tsunami misali dalga dalga gelişecek ataklara Aragones kimle, nasıl karşı koyar orası muamma.
 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..