- Kategori
- Gündelik Yaşam
X kuşağı...
Geçenlerde işten erken çıktım ve ara sıra oturmayı çok sevdiğim bir cafeye gittim. Uzun zamandır yapmadığım şekilde kendime vakit ayırmak istemiştim. Bir dergi standı var, üstelik güncel... Oturanlar alıp okuyabilsinler çaylarını kahvelerini içerken diye... Ordan bir zamanlar takip ettiğim Varlık dergisinin bir sayısını alıp elime oturdum ve okumaya başladım. Ne çok zaman olmuş ben dergi takip etmeyeli ne özlemişim bu duyguyu diye düşünürken bir makaleye rast geldim. Başlığı X Kuşağı idi. Ve benim kuşağımı anlatıyordu tam hevesle okumaya ve bak sen demek ki bazı şeyler sadece benle ilgili değil kuşaksal sorunmuş bir sürü aynı dönem insanı aynı şeyi yaşıyormuşuz ve birileri de oturmuş bu kuşağın adını koymuş üstelik özelliklerini ve niteliklerini üşenmemiş yazmış diye merakla okurken bir arkadaşım geldi ve daha yarısına gelmeden bırakmak zorunda kaldım makaleyi. Ancak o günden sonra hep aklımda kaldı bu konu bigün tekrar bu konuyla ilgilenmek üzere ilgilenilecekler bölümüne kaydedip kaldırmıştım. Ta ki bugüne kadar.
Bugün tekrar aklıma geldi ve oturdum kendi çapımda küçük bir araştırma yaptım internette... Baktım ki ohooo ben baya bi geri kalmışım herkesler biliyormuş meğerse bu kuşağı... Üzerine bir sürü yazılmış, çizilmiş, okunmuş hatta sonrasında gelen kuşaklara da isimler verilmiş meğerse ben gerçekten çok kendime dönmüşüm bu arada kuşaklar gelmiş geçmiş adları konulmuş, özellikleri belirlenmiş ve sınıflanmış... Ben genede bu konuda benim gibi kalmış bikaç insan vardır belki diye küçük bir yazı yazmak istedim kuşağım hakkında...
X Kuşağı (1965 - 1976): Daha kanaatkar, marka sadakati yüksek, görece daha çabuk tatmin olan ve teknoloji ile ileri yaşlarda tanışmış olan X kuşağı önemli bir ara kuşak. Radikal değerlerin savunucusu bir kuşak aynı zamanda. İş yaşamı ile sosyal hayatlarını dengelemeyi tercih ediyorlar. Diye tanımlamış internet sitelerinden birinde bu kuşak...
Can Dündarda bir yazısında "Onlara x kuşağı da deniliyor; ölü kuşak ya da ne idüğü belirsiz nesil anlamında" diye bir tanım yapmış. Ve eklemiş "En belirleyici özellikleri yalnızlıkları"...
İzlediğim bir filmde "İstatistikler birey için anlamsızdır" diyordu. Genelleme ve tanımlamalarında ben bu cümleye eklenebileceğini düşünüyorum. "İstatistikler, genellemeler ve tanımlamalar birey için anlamsızdır"... Ancak genel bir durumu yada görünüşü açıklamak içinde gereklidirler diye de düşünüyorum. Ne kadar X kuşağıyım bilmem... Ama oluşum koşullarının insanın kimlik oluşum sürecinde etkilerine inanan biri olarak kuşağımın getirdiklerinden mutlaka izler taşıdığımı da inkar edemem.
Ben en son 80 kuşağında kalmıştım... Hani şu üzerinden lo taşıyla geçilen ve yerle bir edilen kuşak ondan sonrasını hiç kuşaktan saymamışım... Daha doğrusu kuşak olacak kadar özellikli şeyler yaşamadıklarını düşündüğümden olsa gerek... Belki de özelliksizliğinde özellik olduğunu belki de özellik anlayışının değiştiğini veya kuşak terimi içinde yer alacak kadar yaşlandığımı kabul etmek istemediğimdendir...
Üniversiteyi kazanıpta başka bir şehirde gideceğim zaman babam beni karşısına alıp ilk ciddi konuşmasını yapmıştı. "Aman kızım gidiyorsun sakın oralarda sağ-sol davasına bulaşma... Okuluna git gel... Kim ne derse desin sesini çıkarma..." bu minval üzere belki bikaç cümle daha... Annelerimiz ve babalarımız koskoca bir kuşağın başına gelenleri birebir görmüş, yaşamış ve ürkmüşlerdi. Örgütlülüğün insanların başına neler açtığını bundan ancak kendi işine bakarak, kimselere bulaşmayarak, kendi bireysel işlerin dışında başka hiç bir konuyla ilgilenmeyerek korunabileceklerini, çocuklarını da böyle koruyacaklarını düşünmüşlerdi.
Yaşanılan süreç insanları daha çok kendi içine, kendi ailelerine, küçük dünyalarına kapanıp; kapıları da sıkı sıkı kapatarak savunmaya geçmeye zorlamıştı. Tam da o dönemlerde serbest piyasa ekonomisi ile tanıştı ülke ve daha önce sadece kitaplarda okuduğumuz, dergilerde resimlerini gördüğümüz, filmlerden dolayı yenilip içildiğini bildiğimiz nesneler, markalı giyecekler gelmeye başladı ülkeye... Markalar, farklılıklar daha da ayrı düşürdü zaten ayrılmış olanları... Ve bilişim teknolojisinde devrim niteliğinde olan gelişmeler gene aynı kuşağa denk geldi. Cep telefonu, bilgisayar, internet... Karşılıklı oturup iki çift laf edemeyen, düşüncelerini ve duygularını paylaşamayan insanlar saatlerce yazıştılar karşılıklı, saatlerce konuştular. 900 telefonların çıktığı ve çok rağbet gördüğü dönemdi. İnsan tanımadığı insanla ne konuşur demeyin. Bu işten çok ciddi paralar kazandı insanlar. Aynı zamanda AİDS hastalığının adının konduğu, tüm dünyada özgür seksten tek eşliliğe dönüşün teşvik edildiği yıllardı bu yıllar... Apolitik, asosyal, aseksüel olmaya çalışan ancak insani yanlarını yokedemediği içinde bunu bir türlü başaramayan iki arada bir derede, kafası karışık, bu arada eline ne geçerse belki budur diye tutunan; gerçektende ne idüğü belirsiz bir kuşak olup çıktık.
Matematikte (yahu ne çok matematikten örnek veriyorum ben... Bide okula giderken ne işe yarayacaksa bu matematik hayatımızda boşuna öğretiyorlar diye kızıyorduk... Yarıyormuş... Yazarken...) çok bilinmeyenli denklemlerde ilk bilinmeyendir x... Tek bilinmeyenli denklemlerde bilinmeyen x'tir, iki bilinmeyenlide x,y, üç bilinmeyenlide x,y,z... Hiç tek bilinmeyenlide bilinmeyen z olmaz nedense... O yüzden en bilinmeyendir x...
En bilinmeyen, çarpanları ve bölenlerinden etkilenen, denklemdeki diğer elemanlarla arasında sıkı bir bağ olup eşitliği ona göre bulunan x adı pekte yakışmış benim kuşağıma...;)
Sevgiyle...