Ya kapıyı çalan sütçü değilse? / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '11

 
Kategori
Öykü
 

Ya kapıyı çalan sütçü değilse?

-Bey, uyan! Ramiz bey, uyansana! Beni duymuyor musun? 

-N’oldu hanım? Kaç dakikadır ne dürtekleyip duruyorsun? 

-Demek ki beni duyuyormuşsun da duymuyormuş gibi yapıyorsun! 

-Tamam öyle olsun Suzan hanımefendi! Ne var, sen onu söyle! 

-Bir de “ne var?” demez mi? Birileri kapıyı çalıyor, duymadın mı? 

-Duydum veya duymadım, ne fark eder? Kalkıp açıver! Sütçü gelmiştir. Bunun için mi benim uykumu böldün? 

-Bu vakitte sütçünün işi ne? Daha ortalık bile aydınlanmamış. Hem bizim sütçü saat dokuzda gelmiyor mu? 

-Bak hanım, cahil cahil konuşma! Ne dedi, bir parti başkanımız? İleri demokrasinin uygulandığı ülkelerde saat 5-6 civarında kapı çalınırsa gelen mutlaka sütçü imiş. 

-O kadarını ben de biliyorum çok bilmiş Ramiz bey! Ama senin şu anda saatin kaç olduğundan haberin var mı? 

-Yook, saat kaç? 

-Üçü biraz geçiyor. Bu saatte ne bizim sütçü, ne de ileri demokrasi sütçüsü gelir. 

-Öyleyse kapıyı çalan kim? 

-Bilemem, onu da sen bil. İyisi mi kalk aç ve kim olduğunu öğren. Bak, zili bırakıp yumrukla kapıya vurmaya başladılar. 

-Duydum, duydum. Sıcacık yataktan çıkıp da bakamam doğrusu. Üşürüm. Sahi, bu saatte gelen kim ola ki? Polis olmasın? 

-Ah, tam üzerine bastın! Durmadan internetde yazı yazan, facebook’a yorum atan bir adamın kapısına, bu saatte de gelse gelse polis gelir. Kalk ve kapıyı aç! 

-Açmam. Çalar çalar giderler. 

-Gelen polis ise gitmez. Kapıyı kırar, gene içeri girer. 

-Ben suç işleyecek bir şey yapmadım ki polis kapımı kırıp içeri girsin! 

-İnternette dolaşan siyasi yazıları ben mi yazdım? Arkadaşlarınla telefonla konuşurken söylediklerini, küfürlerini hep duydum. Senin telefonunu da dinliyor olabilirler. Ya da moda deyimiyle, teknik takibe takılmışsındır. 

-Telefonumu dinlediklerinden şimdi emin oldum. Konuşurken yankı yapıp duruyordu da, ben hatlarda bir arıza var diye düşünüyordum. 

-Konuşmayı bırak da git kapıyı aç. Başımızı daha büyük belalara sokma. Kapıdakilerin gideceği filan yok. 

-Hanım pencereden bir bakıversene polis evin etrafını kuşatmış mı, polis araçları görünüyor mu? 

-Bakıyorum, ama dışarıda in cin top oynuyor. Araba falan da yok. Şiddetli bir fırtına var, ağaçlar sallanıyor. 

-Tamam, gidip bakacağım. Senden ricam, geçen hafta pazardan aldığımız pijamamı, birkaç iç çamaşırımı, cep telefonumu ve 4-5 paket sigaramı bir valizin içine koyuver de giderken telaştan unutmayayım. 

-Hepsini anladım da cep telefonunu ne yapacaksın? Seni Silivri’deki bir tatil köyüne mi götürecekler? Orada sigaranı tellendirip telefonda benimle muhabbet mi edeceğini sanıyorsun? 

-Öff be, her sözüme de bir lafla cevap verirsin. Kafam şişti. 

-Gittiğin yerde 3-4 metrekarelik bir odada kafanı dinlemeye bol bol zamanın olur. 

-Gidiyorum kapıya bakmaya. Sen de biraz sonra benden kurtulursun. 

** 

-Ramiz bey yüzün gülüyor. Demek ki gelen polis değilmiş. Alacaklı gibi kapıyı çalan bu münasebetsiz kimmiş? 

-Alttaki komşu. 

-Derdi neymiş gecenin bu saatinde? 

-Sigara içtikten sonra balkonun kapısını açık unutmuşum. Dışarıda da oldukça şiddetli rüzgar varmış. Çarpan kapı sesinden uyuyamamış adamcağız. 

-Haydi, bu sefer ucuz atlattın. Bu sana ders olsun. Yarından tezi yok, interneti kapattırıyorsun, cep telefonunun da hattını iptal ettiriyorsun. Yoksa bu geceki korkun yakında gerçeğe dönüşebilir. 

-Ama hanım, memlekette ileri demokrasi varmış! 

-Bırak şimdi ileriyi geriyi! Varsa da sana bana değil, kendilerine var. Uyuyalım artık. 

-Tamam. Allah rahatlık versin. 

** 

-Ramiz bey, Ramiz bey! Kapı çalıyor, bakıversene. 

-Tamam karıcığım bakıyorum. Bu sefer gelen garanti bizim sütçüdür. 

-Nerden bildin? 

-Baksana saat sekizbuçuk olmuş. Ne kadar süt alayım? 

-Bir kilo al, yeter. 

** 

-Ne kadar süt vereyim Ramiz bey? 

-Hanım “bir kilo al” dedi. 

-Tamam. 

-Sen sütü neden bu saatte dağıtıyorsun ? 

-Sizin için erken mi? 

-Hayır, bazı ülkelerde sabah 5-6 civarında sütçü çalarmış kapıyı da. 

-Biz o saatte uykuda oluruz. Hangi ülkeymiş buralar? 

-İleri demokrasinin uygulandığı ülkeler. 

-Eee,  

-E’si devlet büyüklerimiz bizde de ileri demokrasi olduğınu söylüyorlar da… 

-Beyim, siz onların lakırdılarına aldırış etmeyin. Gülün geçin. Bilirsiniz, bu adamlar yıllar önce “devrim” adını verdikleri bir arabayı benzin koymadan yürütmeye kalkmışlardı, şimdi de “demokrasi” adını verdikleri bir arabaya bindiler; ancak buna da ileri vites koymayı unuttular. İşte o yüzden bizdeki “demokrasi” arabası hep geri vitesle gider ve oraya buraya da toslar. 

** 

-Aldın mı sütü bey? 

-Aldım hanım. İki liraya hem bir kilo süt, hem de önemli bir ders aldım! 

 
Toplam blog
: 1081
: 980
Kayıt tarihi
: 30.07.10
 
 

Uzun yıllar çeşitli sitelerde Oruç Yıldırım adı ile yazı yazdım. Dört tane romanım ve çokca da de..