- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Yabancı Sermaye'nin ve sıcak paranın götürdükleri...

Ülkemiz 24 Ocak 1980 yılında alınan ekonomik önlemlerle, dünya ekonomisiyle bütünleşmiş(!) olup, serbest piyasa ekonomisine adım atarken, bir yandan ekonomik olarak büyüyüp, öbür yandan da çağ atlıyordu!
Bu ekonomik önlemler, önce askeri darbeyi getirip, ardından da ANAP iktidarını ülkeye soktu. ANAP iktidarı ile ülke resmen ve alenen “ÇAĞ ATLADI”!..
Öyle bir çağ atlama yaşadı ki; bu atlamanın verdiği hızla 2002 yılına kadar gelindi. Bu aradaki dönemlerde en az üç büyük, birkaç kez de küçük ekonomik kriz başarı ile atlatıldı.
2002 yılı içerisinde, 2001 yılında baş gösteren ekonomik kriz atlatılıp, düzlüğe Dünya Bankasından ithal bakan Kemal Derviş sayesinde çıkılırken, yurt dışından oluk oluk para akmaya başladı. Başta Dünya Bankası ve IMF olmak üzere, ülkeye kredi açmak için birbiri ile yarışmaya başladılar.
Dünya Bankası ve IMF’nin bu güven arttırıcı(!) hareketleri ile dünya sermaye kuruluşları ve özel yatırımcıların dikkatleri ülkemize çevrildi. Bu arada iktidardaki üçlü koalisyonun gitmediği görülerek, dış kaynaklı koalisyonu bozma girişimleri hız kazandı. İthal Bakan Kemal Derviş’in başı çektiği yeni siyasi hareket, iktidarın büyük ortağı DSP’den epey milletvekili kopartıp, iktidarın iyice zayıflamasına neden oldu. Buna dayanamayan MHP, seçim tarihini açıklayıverdi!
Bir yandan dış sermaye akımı, bir yandan seçim çalışmaları ülke gündemini ekonomiden başka yönlere çekti. 2002 yılının Kasım ayında yapılan seçimlerle AKP iktidar olup, ülke yönetimine gelince, hiç ummadıkları bir ekonomik mucize(!) ile karşılaşıp, bu mucizeyi kendi lehlerine çevirmek için harekete geçtiler.
Şimdi gelelim yaratılan ekonomik mucize’nin ülkemize getirdiklerine ve götürdüklerine:
2002 yılının başından 2009 yılının temmuz ayına kadarki yabancı sermayenin götürdüklerini kapsayan, Merkez Bankası ödemeler dengesi verilerinden yapılan hesaplamaya göre;
Evet, yabancı yatırımcıların, 2002 başından 2009’un Temmuz sonuna kadar olan 8.5 yıllık dönemde Türkiye’deki doğrudan yatırımlarından yaptıkları kâr transferleri ile ‘sıcak para’ olarak gelen dış sermayenin portföy yatırımlarından elde ettiği getirilerden ülkelerine aktardığı tutarın toplamı 34 milyar 778 milyon dolara ulaşmış.
Bu anılan dönemde yabancılar, Türkiye’deki doğrudan yatırımlarından elde ettikleri kârlarından 10 milyar 866 milyon doları götürmüşler.
Sadece para oyunundan ibaret olan ve istihdam arttırıcı, üretime yönelik bir eylem olmayan, borsa, devlet iç borçlanma senetleri gibi finansal araçlara yaptıkları portföy yatırımlarından kazandıkları 23 milyar 912 milyon doları yurtdışına transfer etmişler.
Böylece yaratılan ekonomik mucizeden, mucizeye katkı yapanlarında paylarını aldıkları, anılan dönemde Türkiye’de elde edilen kârların 34 milyar 778 milyon dolarlık bölümü ülkeden çıkarak, başka ekonomilere yatırdıklarını görüyoruz.
Bu verilerin son dönemlerine baktığımızda; kriz nedeniyle doğrudan yabancı sermaye girişleri azalırken, ‘doğrudan’ yatırımlardan elde edilen kârlardan yapılan transferlerin de son bir yılda azaldığı gözleniyor.
Geçen yıl 7 aylık dönemde doğrudan yatırımlarda 2 milyar 98 milyon dolar kâr transferi yaşanırken, 2009 yılının aynı döneminde bu rakam yüzde 23.7 oranında azalarak, 1 milyar 600 milyon dolara gerilemiş.
Bu verilerin anlamına gelince; ekonomik mucizenin nasıl yaratıldığı, mucizenin kimlere ne gibi bir getiri sağladığı açıkça görülüyor.
Ülkemizin “Kaz gibi” yolunduğunu söylemek için kâhin olmaya gerek var mı?