- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yağmur vardı İstanbul' da

Yağmur damlaları birleştiler önce, akıp gittiler kaldırım kenarlarından. Beton yollarda, taş kaldırımlarda direndi bazı damlalar. Kimi arabaların hızla dönen lastikleriyle uçuştu gökyüzüne, kimi de kaldırımlarda ayak izleriyle oynaştı bir süre.
Dünkü yağmurdan geriye mahalle aralarında nadiren boş kalmış arsalarda, irili ufaklı ağaçların diplerinde toprakla buluşmuş damlalar saklı şimdi. Güneşin gün boyu aralıksız sürdürdüğü hakimiyetine direnmeye çalışsalar da nafile. Buharlaşıp ayrılacaklar onlar da topraktan.
Kıpır kıpır bir rüzgar var, ağaçların dalları sağa sola, yukarı aşağı salınıyor dans edercesine. Yapraklar titreşiyor neşe içinde. Akşam güneşi solgun ışıklarıyla yaprakların dansına katılıyor.
Günlük güneşlik bir hava var hoş esintilerin eşlik ettiği. Akşam yaklaşmakta, şehrin üstüne lacivert örtüsünü çekmeye hazırlanmakta doğa. Ufuk kızıllaşacak biraz sonra, mavilikler yerini önce grilere sonra derin bir laciverte bırakacak. Bulutsuz gökyüzünde yıldızlar oynaşacak karanlığı delmeye çalışırcasına. İrili ufaklı bulutlar belirecek belki bir vakit. Yıldızlar ve ay bulutların ardına gizlenmeye çalışacak rüzgarın izin verdiği ölçüde.
Ama içimde bir sıkıntı var, tuhaf bir ağırlık sarıyor her yanımı. Akşam olmasın istiyorum. Şu anki görüntüyü, bu ışıklı dansı dondurup bir karenin içinde, hemen o karede yerimi almak istiyorum. Hareketsiz belki ama akşama, karanlığa varmadan da durmuş işte, aydınlıkta.
Oysa akşamı umursamayacağım haller de tanıyorum ve hatta biliyorum ki, o hallerde ne akşamın farkındayım ne de sabahın. Güneş, ay, gökteki yıldızlar, aldığım nefes, mutluluk, huzur, herşey ama herşey bir bedende, bir ruhta toplanıp karşımda olunca, ne gece ne gündüz fark ediyor.
Şimdiki yokluk, şimdiki yoksunluk, bu uzaklık, yarına dair tüm umutlarıma, tüm inançlarıma rağmen bugünü zorlaştırıyor.
Bir çocuk düşünün... Bir bahar günü bir eliyle annesinin elini tutmuş... Diğer elinde de bir uçan balon... Küçücük ellerinden kaçıp gökyüzüne gidecekgibi çekiştiren balona merak ve mutluluk dolu gözlerle bakışını canlandırın gözlerinizde. Ve ara ara annesinin gülümseyen yüzüne attığı kaçamak bakışları düşünün. Katıksız bir mutluluk, başka hiçbir şeyi barındırmayacak kadar dolu dolu bir mutluluk halidir o.
Yolun yarısından sonra bu halleri, böylesi derin mutluluk anlarını yaşamak, uzaklığa tahammülü tüketiyor. Ama bir yandan da bileyliyor insanı, azmini, kararlılığını pekiştiriyor. Çünkü bu mutluluğun daha büyüğü, daha anlatılması imkansız olanı gözlerde görülecek bir küçük gülümseme...