- Kategori
- Aşk - Evlilik
Yağmur ve sen (Hüzün)

Yağmur o gün o kadar sessizce yağıyordu ki; ağustosun bu son günlerinde cumartesi gününde yazın bitimiyle birlikte tabiat son sıcaklarıyla düne kadar yakıyordu. Yaz bitiyor yine . Dışarıdaki serinlik dünkü sıcaktan sonra üşütmüyordu. Doğa dengesinden ibaret bir tavırla önce yakıyor sonrada yağmuruyla birlikte serinletiyor. Yaşam bu şehirde başladı yeniden. Ancak dünden bir farklı olarak bugün kimisi için tatil. Sokaklar dünkü yoğunluğunda çok uzakta.Herkesin elinde bir şemsiye. Yağmur sabah erken başladığı için kimse yağmura gafil yakalanmış durumda değil. Gökyüzü yoğun siyah bulutlarla kaplanmış, bugün o tenimizi yakan güneşe izin vermiyor. Bugün bende sıra dermişçesine ona engel oluyor. Ama biliyor ki o yoğun bulutlar kendi mevsiminin gelmesiyle birlikte zamanı eline geçirecek, bu kez yaz boyunca ona izin vermeyen güneşe aynı şekilde acımasızca davranarak kış boyunca izin vermeyecek , Ama her şeydeki merhamet onda da yüzünü göstermiyor mu? Güneş arada da olsa insanlara bulutların arasından kimi, zaman bir merhaba diyebiliyor.
Bugün tatil. Evde her zamankinin aksine bir şey olmayacak. Sıcak bir gecenin ardından yataktan kalkmakla birlikte kahvaltı, temizlik ve sonra gün bizim için ne emrettiyse o yapılacak. Ama bugün dünden biraz farklı olacak. Bugün onun yanına gideceğim. Çünkü bugün yıldönümü. 5 yıl önce bugünde beni insafsızca umursamadan terk ettiği yere onu ziyarete gideceğim. Tesadüfçesine her yıl bugünde hep yağmur yağıyor. Ben her yıl bugünde ağlamak isterim ama yağmur hep benden önce davranır İzin vermez gözyaşlarıma.
Evden çıkışım elimde dün bahçeden koparttığım tek bir gülle oldu. O bana hep tek bir gülle gelirdi. Beni uzaktan görüşüyle birlikte beni her zamanki o yerde bekleyen o somurtkan yüz güler, bir bakışıyla beni süzdükten sonra o tatlı sesiyle günaydın derdi. Şimdi o köşeden geçiyorum. Nede güzeldi her sabah onunla güne başlamak.
Yolum uzun değil ama ben şimdiden yoruldum. Ayaklarım gitmek istemezmişçesine onun yanına hep geri basıyor. İşte oradayım. Bugün ağaçlar ıslak yine ve de onun üzerini örten toprak. Başındaki iki üç çalılık ektiğim çiçekleri örtmüş bile. Canımın içi sevgilim 5 yıl önce bugün gitme dedim sana. Seven kalp kırılımı be sevdiceğim. Gittin de ne oldu. Bak cansız bir beden geldi gittiğin yoldan. Seni bu kadar severken bu revamıydı bana. Gitme demiştim sende bana söz vermiştin dönecektin. Her zamanki gibi tuttun sözünü geri geldin ama ruhunu bedeninden ayırarak.Şimdi senden hatıra kalbimdeki sen ve evdeki eşyalar. Gerisinde kalan hiçbir şey yok. Ama hala aşkım ilk günkü tazeliğinde. Oradan çıktığımda yağmur hala yağıyordu. Şikayetim de yoktu aslında. Yine yağmur vardı ve yine gözyaşlarımı gizleyebiliyordum. Cadde boyunca umarsızca yürüdüm. Ayaklarımın beni götüreceği yeri biliyordum Biliyordum çünkü oraya ilk elini tuttuğum, ona sarıldığım yere gidiyordum ve yine yalnızdım. Oraya vardığımda yağmur şiddetini azaltmış, bulutlar dağılmaya başlamıştı. Hava serindi yinede, ancak ben üşümüyordum. O köşeye oturdum. Yılın tek bugünü tek bir sigara içerim. Bu sigara onun son sigarasıydı. Ben hep nefret ederdim onun sigara içişinden. Tatlı da olsa hep bu yüzden kavga ederdik. Ben her sigarayı eline alışında kızardım oda yalvarırcasına tatlı bir sesle izin vermemi, isterdi. Her zaman nekadar karşı çıksam da yine de o sigarayı içer benimki tatlı bir başkaldırış olarak kalırdı.
Kavgalarımız bu kadarla da bitmezdi. Her şeyde tartışır, olur olmaz birbirimize karşı çıkardık. Her kavganın sonunda yine o kazanır; o tatlı sesiyle “Bende seni seviyorum birtanem” sözüyle içimdeki tüm hınç gider, yerini tatlı bir öpücük, saran kollar ve en güzel haliyle “SENİ SEVİYORUM” haykırışları alırdı. O zaman için dayanılmaz gelen o kavgaları şimdi ne kadar çok arıyorum. Derler ya insan sevdiklerinin değerini kaybedince anlar, gerçekten de öyleymiş. Canım sevgilim seni çok özledim. Yine yanımda olsan, kollarına yaslansam.
Oradan ayrıldığımda saat 5 e yaklaşmıştı. Yerimden kalktım evime doğru yürümeye başladım. Her adımımda onu sevdiğimi haykırarak yol alıyordum. Bu nasıl bir aşktı, kendini bana nasıl sevdirmişti de hala ben onun için bu kadar yanabiliyorum. Yağmur yeniden başladı. Ve hava yine soğumaya başladı. Yağmurun şiddeti sabahkinden daha fazla bu sefer. Aklıma son günümüz geldi. O sabah evden ayrılırken alnımdan öpüşün bir veda busesiymiş meğer. Kara sabahın gecesi ömrümün senle geçirdiğim son ama en güzel vaktiydi. Ben o gece sen sen o gece ben olmuştun. Ben senindim zaten ama o gece karşı koyuşlar boşunaydı. Gözlerime bakışın hep titretirdi içimi. Bu kez kitlenmiştim gözlerine. Senin olmuştum. Tüm gece kollarında okadar güvendeydim ki hiçbirşey umrumda değildi. Bilemedin sevgilim ogeceden sonra bende bıraktığın hatırayı hiç göremedin. Şimdi 4 yaşında hatıran. 3 ay önce doğumgünüydü. Seni sordu ilk defa. Ben diyemedim öldü diye. O ne bilirki ölümü. Ama iyiki var sevgilim. O da olmasa ben yaşayamazdım bu dünyada. Onu hiç getirmedim yanına, getiremedim. Belki birgün kendi gelmek ister. Ama inan sevgilim mükemmel bir kızın var. Aynı sen. İsmi yağmur. Okadar güzelki. Aşkımız kadar güzel.
Yoldan eve gidişim bu düşüncelerle geçti. Evimdeyim. Yağmur şiddetini daha arttırdı. Kızımın kollarıma atılışıyla kendime, gerçek sensiz dünyama döndüm. Hayat yinede sensiz ama seninle geçiyor bir tanem. Kızım yağmur ve sen. Hayatımdaki en değerli iki şey. Bırak hep yağsın yağmur. Biliyorum ki uzaklarda bize bir yerlerden bakıyorsun canım sevgilim. Kendini gör yağmurda. Bak ne kadar güzelsin. İyi ki varoldun ve hayatıma girdin..........