- Kategori
- Aşk - Evlilik
Sevgisizlikle öldürmek en kolayı!

Bir yerlerde okumuştum; denek hayvanlarını iki gruba ayırmışlar ve tamamen aynı şartlarda yaşamları sürdürmelerini sağlamışlar. Tek fark; bir gruba her gün bakıcılar özel ilgi ve sevgi göstermiş; diğer gruba ise hiçbir surette böyle bir iletişimde bulunulmamış. Belli bir süre geçtikten sonra iletişim kurulmayan hayvanların yemeden içmeden kesildiği ve hastalandığı daha sonra da öldüğü gözlemlenmiş.
Ben de inanıyorum ki bir canlının ki bu çiçek bile olabilir, hayatı boyunca yaşayacağı en kötü açlık duygusal açlıktır. Hepimiz zaman zaman kimimiz ise ne yazık ki uzun yıllarca bunu yaşamış, koskoca evrende bir böcek kadar yalnız ve sevgiden tecrit edilmiş olduğumuzu hissetmişizdir. Pek çoğumuz töreler, adetler adına babamızı, ağabeyimizi, kocamızı şöyle sevgiyle kucaklayamadan, onlardan gelecek bir baş okşamaya, sevgi dolu bir sözcüğe bile hasret yaşayarak büyür, yaşlanır ve ölürüz. Şımartma tepene çıkar, yüz verme astar ister, ağır ol sana yakışmaz gibi öğretilerden beslenen, “etraftakiler ne der kaygılarıyla” koca bir hayatı yüreğimiz buz gibi sevdiklerimize zehir etmez miyiz? Gençlikte, aşık olup bunu bile dile getirmez, seni seviyorum demeyi bir türlü beceremeyiz. Medeniyetle tanışır, okur yazar, “cool” olma sevdasına kapılırız. Serzenişlere mazeret cepte hazırdır, babadan oğla geçer lanetli bir miras gibi; anlamıyor musun? niye seninleyim? niye evlendim seninle? niye sevdiğin elbiseyi giydim? niye seni gezmeye götürdüm? niye senden bir çocuk yaptım? Anlamalı mıyız? Ya da anlamanın dışında biraz olsun duymak da hakkımız değil mi? Ya görmek gözlerimizin içine bakarken gözlerinizdeki pırıltıyı? Ya da hissetmek sevgiyle vücuduma sarılan kollarınızdan geçen sevgi dolu enerjiyi? Neden yaratan bizi böylesine mükemmel duyularla bezemişken sadece bir özürlü gibi aklımızla anlamamızı istiyorsunuz bizden?
Sevin bizi; dokunun bize ve gözlerimizin içine bakarak sevginizi dile getirin, ne olur. Eğer gerçekten seviyorsanız, bunların dünya üzerinde alabileceğiniz tüm hediyelerden daha değerli olduğunu bilin. Bizi çok daha fazla mutlu edeceğini ve mutluluğumuzun dev bir aynadan yansıyan ışıklar gibi size döneceğini bilin. Her insanı narin ve nadide bir çiçek yetiştirir gibi sevginizle sulayın, övgülerinizle toprağını kabartın, parmak uçlarınızla yapraklarını okşayın; bakın nasıl harikulade bir çiçek açacak size.
Ama sevmiyorsanız gerçekten, gibi yapıyorsanız sadece, o zaman da aldatmayın; doğruyu söyleyin önce kendinize sonra karşınızdakine. Bir denek hayvanı gibi, “karnımı doyurduğuna göre ha bu gün ha yarın beni sevecektir de” diye bir umut bekleye bekleye gözünüzün önünde ölüp gitmesine sebep olmayın. Belki sizden gerçekleri duyup kendine gelince o da kendini gerçekten sevecek ve bunu korkmadan söyleyecek birini bulur şu koca yeryüzünde.