- Kategori
- İzmir
Yağmur

BU SABAH YAĞMUR VAR İSTANBUL' DA...
İzmir' de de yağmur var. Ve burada yaşıyorsanız şemsiye ile ayrılmaz bir bütün olmalısınız ya da her yağmur yağdığında ıslak fare kıvamına gelmeniz kaçınılmaz. Benim gibi, şemsiye taşımayı ve dahi kullanmayı bilmiyorsanız böyle havalarda sokağa çıkmanızı hiç tavsiye etmem.
Yağmurun hemen sonrasında şu an olduğu gibi temiz güzel bir havayla karşılaşırsınız. Güneş tepede bir görünür bir kaybolur. Sanki canı sıkılmış da bizimle saklambaç oynuyor gibi.
Havada mis gibi toprak kokusu var. Yollar temizlenmiş, ağaçların üzerindeki toz toprak artık yok. Sarıdan kızıla dönmüş ve yerlere dökülmüş sonbahar yapraklarından da bahsedersem tam olacak. Olaya bu yönleriyle bakınca kendimi biran aptal kız Pollyanna' ya benzettim.
İçinde yaşadığımız dünya bu kadar basitmi de hemen mutluluk oyunu oynadım?
Ben bu satırları sıcacık evimde, dinlediğim müzik eşliğinde, içtiğim neskafem ve yediğim çikolatamla yazıyorum.
Sokaklarda yaşayan insanları hiç düşünmeden...
Sabah erken saatlerde yürüdüğüm için sık karşılaşıyorum, minicik bedenleriyle banklar üzerine kıvrılmış uyuyan çocuklara, veya her yaş grubundan olup, taşa toprağa uzanıp uyuyan insanlara. Kimbilir nasıl bir hayatları var ve onları o şekilde yaşamaya mahkum eden sebepler neler?
Sokaklarda gördüğümüz zaman başımızı çevirdiğimiz, acıyarak baktığımız hatta içimizdeki hayvanî dürtülere yenik düşerek alay ettiğimiz o insanların, günün birinde belki de bizim gibi bir hayat sürdüğünü hiç düşünmeyiz. Yada günün birinde bizim de onlar gibi yaşamak zorunda kalmayacağımızı kim garanti edebilir!
Sabah TV ye ağzımı açarken bir programda ünlümüz, bir organizasyona katıldığını ve oradan aldığı tüm geliri, ' barınak ' lara bağışladığını huşû içinde anlatıyor. TV' yle polemiğe girip, ' n'apalım madalya mı istiyorsun ' derken kendime geldim.
Canlılara yaşam hakkı tanımak onlara yardım etmek elbette çok insani bir duygu, ama insanların aç-susuz ve işsiz yaşadığı ülkemde yatırımın insana değil hayvana yapılmasını bir türlü anlayabilmiş değilim.
Adettendir nerede bir felaket olsa önce çocuklar, yaşlılar ve kadınlar kurtarılır. Çocuklara bütün dünyada sözüm ona öncelik tanınır ama ülkelerde yaşanan en olumsuz şartlardan ilk nasibini alanlar da hep çocuklar olur her nedense. Burada bir çelişki yok mudur sizce de...
İzmir kış mevsimiyle tam anlamı ile tanışmamış olsa da heryerde kış mevsimi çoktan kendini gösterdi. Devletin kurum ve kuruluşların, sokaklarda yaşamak zorunda bırakılan büyük-küçük, genç-yaşlı, kadın-erkek demeden herkese sahip çıkmaları en büyük isteğim ve onların da görevleri. Yani bu konularda kimse onlardan borç istemiyor, bahse konu isimler bu işleri zaten yapmak zorunda...
Umarım herkes üzerine düşen görevleri yerine getirir de insanlarımız insan gibi yaşar...