- Kategori
- İnançlar
Yakında öleceğim ey cemaat!
Annem anlatmıştı.
Teyzem bir akşam çağırmış onu.
“Ayşe, bu akşam zikir yapılacak bizde; sen de gel istersen! Nasıl olduğunu görürsün!”
Yakın komşumuz köyde!
Dedem de hoca biliyorsunuz ama bizde olmazmış böyle şeyler! Dedem kızarmış bu tür işlere!
Gittim diyor!
Kapılar, pencereler siyah perdelerle kapatılmış! Dışarıya en ufak bir sızıntı kaçırılmıyor! Hanımlar başka odadalar!
Başlamışlar bağdaş kurup “Hu…hu..hu Allah… La ilahe illallah!” Demeye! Sayıyorlar peş peşe! Gittikçe de hızlanıyorlar!
Fitilli lambalar sönmüş tabi!
Ardından, başlamışlar hani bir zamanlar görmüştük ya televizyonlarda, Aczimendiler gibi sallanmaya!
Annem zor tuttum gülmekten kendimi demişti!
Duyardık radyolarda haberlerde!
“Nur ayini yapan bir grup yakalandı!”
Böyle şeyler yapıyorlardı işte!
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım!
Bu yaptıklarını Hz. Peygamber zamanında yapsalar bir ton sopa yerlerdi! Yeni bir ibadet mi icat ettiniz ulan diye!
Kıldıkları namaz, tuttukları oruç yetmiyor bu insanlara arkadaş!
Efendim, Hz Ali (ya da Hz. Ömer!) öyle sesli Hu Allah çekermiş ki mahalle ayağa kalkarmış!
Sanki beraber yatıp kalkıyorlardı!
Bunların bir hocaları vardı Kâmil Efendi isminde! Dedemle arası bozuktu.
“Tövbe kapıları kapandı ey cemaat! Mehdi’nin gelmesi yakındır! “ Diyerek Milleti korkutmuştu.
En son öleceği tarihi de vermiş!
“Ölmem yakındır! Falan gün öleceğim!”
Ölmemiş!
Üzülmüş sevineceği yerde! Karizması söndü gitti!
Herkes deliye hasret, canım ülkem akıllıya!
Çevrenize bakın doludur bunlardan!