- Kategori
- Futbol
Yalancı bahar

Ne kadar bağırıp çağırırsan o kadar ekmek misali!
Fenerbahçe’ye karşı oynayan takımlar son dönemlerde alışkanlık olduğu gibi, daha maçın oynanmasına birkaç gün kala bağırıp çağırmaya, ortalığı velveleye verip, karamboldan bir şeyler koparmaya çalışıyorlar!
Melik Gökçek geçen hafta geç kalmıştı! Cemal Aydın uyanıklık yaparak, yaygarayı erken kopardı. Ve Fenerbahçeli oyuncuların konsantrasyonunu(!) bozarak, iki puan kaybetmelerine neden oldu(!)…
Bu olaylar Fenerbahçe’nin dışında gelişen ve rakipleri tarafından koparılan fırtına idi.
Gelelim Fenerbahçe’ye tıpkı yalancı bahar gibi bir açıyor, bir kapanıyor. Eğer şemsiyesiz(!) dışarı çıkarsanız, bir anda bozan havanın hışmına uğrayıp, sırılsıklam ıslanabilirsiniz!
Baharda havalar genelde böyle oluyor. İşte bir bahar ayı daha! (Kasım da son bahar olduğu için) tıpkı bahar aylarında olduğu gibi Fenerbahçe de birkaç hafta iyi(!) birkaç hafta kötü…
Birkaç hafta kendi evinde maç kazanınca göklere çıkartılan Aragones, bu maçtan sonra ne yapılacak bakalım!
Şimdi Fenerbahçeli oyuncular, maç sonrası sorulan sorulara, aklımız Porto da idi(!) deyip, kaybedilen iki puana hemen bir mazeret bulurlar!
Ancak özürleri, mazeretlerinden büyük! Al birini vur ötekine! Siz Türkiye’nin en büyük kulübü olarak, bu güne kadar oynadığınız 6 deplasman maçında, sadece bir kere kazanıp, onu da ligin son sırasındaki Kocaeli Spora karşı + 6 da atıyorsanız, durup bir düşüneceksiniz ve sonra kendinize bakacaksınız.
Ülkenin milyonlarca Avro dövizini vererek alınan ve varlığı ile yokluğu belli olmayan Daniel Guiza’yı İspanyol ve İngiliz kulüpleri istiyormuş(!). Hemen verin! Onun yerine İlhan Parlak oynasın. Nasıl olsa Guiza da gol atamıyor. İlhan da atmasın varsın. Hiç olmazsa tecrübe kazanır!
Guiza bu güne kadar 12 lig maçında kaç gol atmış? Sadece 2! Maçlarda Guiza ne yapıyor dersiniz. Bir sağa, bir sola koşuyor. Bal etmez arı misali! O kadar…
Bakın iki maç kazanılırken Alex takımda yoktu. Ne zaman takıma girdi, takım yine eksik oynamaya başladı! Deivid, Deivid diye göklere çıkartılan ve menejerinin pazarlama çabasına çanak tutan Türk medyası, bu gün onunda sahada bir şey yapmadan dolaştığını gördü.
Ya bizim küçüklüğünden beri Fenerbahçeli(!) olan Emre’ye ne demeli? Diyecek her hangi bir şey yok! Aziz Yıldırım’ın gözü aydın! Emre iyileşip, artık takımın ilk 11 inde sahaya çıkmaya ve takımı her zaman olduğu gibi yine eksik bırakmaya başladı!
Fenerbahçe takımı, Aragones olmasaydı ve sıradan bir Türk Teknik direktör veya yerli bir çalıştırıcı ile maçlara çıksaydı, şu anda lider olurdu! Aragones’in aldığı o kadar paraya yazık değil mi?
Fenerbahçe’nin ligdeki puan durumu ve yerine bakmadan, sözleşmesi biten oyunculara, her gün yeni, yeni talipler çıkıyor ve bu taliplerle görüşüyorlar! Amaç, bu oyuncuları Fenerbahçe’ye daha büyük paralarla pazarlamak! Sanki Fenerbahçe bu ülkenin takımı değil!
Bu oyun yapısı ve kadro itibarı ile Fenerbahçe’nin şampiyonluğu hayal gibi görünüyor. Hele bu görüntüsü ile Şampiyonlar ligi için hiç ümit vermiyor.
Koskoca Fenerbahçe takımını el birliği ile bu günlere getirdik! Gözümüz aydın! Bazılarının etekleri zil çalıyor! Özellikle dört bir yanını hüzün saranların!