​ Yalanlar Saltanatı ve İnsanın görevi / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '12

 
Kategori
Sosyoloji
 

Yalanlar Saltanatı ve İnsanın görevi

Yalanlar Saltanatı ve İnsanın görevi
 

Yaşamı belirleyen insan


Tolstoy, 1897 yılında yayımladığı bir yazısında “Yalanlar” saltanatının son bulacağı günlerin mutlaka geleceğini fakat o günleri bir an önce getirebilmek için gerçekler meşalesini yakmak gerektiğini belirtirken şöyle der; “Nasıl ki bir ormana ya da ot yığınına atılan ateş kıvılcımı herşeyi yakıp kül ederse, gerçekler için dahi durum budur. Gerçekler (tıpkı kıvılcım gibi) çevrelerinde kendilerini yok etmeye çalışan yalanları söndürünceye kadar iş görürler. Gerçekleri ortaya koymak ve olumlu bir çıkış noktası bulmak, genellikle zaman alan bir şeydir. Fakat bu oluşum kendisini (yazı ile ya da söz, fikir sair biçimlerde) gösterdiği an yalan denen şey en kısa sürede silinip gider.

Aydının ve vicdanlı insanın başlıca özelliklerinden biri de “yalana” karşı savaşmak, “yalan “denen musibeti insan kişiliğiyle uyuşmaz kılmak ve gerçekleri araştırmaya kendisine kutsal görev saymaktır. Bunu yaparken içinde yetiştiği ortamın kendisine “gerçek” diye bellettiği şeyleri akıl süzgecinden geçirip değerlendirmeli ve belli bir çevreye karşı değil, fakat halk yığınlarına karşıda şaşmaz bir dürüstlük ve ahlakla konuşmalı ve yalana dayalı inanışları kökünden kazımalıdır.

Haksızlıklar karşısında susan kimdir sorusuna cevap o ünlü hadis sözüdür, “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.” “ Dünyayı ıstıraplardan, acılardan, yoksulluklardan kurtaracak olan şey nedir? Sorusuna Solon vaktiyle şu cevabı verdi: “haksızlığa maruz kalanları seyredenlerin, onlardaki infial ( kızgınlık ) sahip olmaları.”

Maxim Gorki, kişinin insanlığa karşı görevlerini dile getirirken şöyle derdi: “Bir insan için kendi hemcinslerinin yazgısına karşı ilgisiz kalmaktan daha büyük bir ihanet olamaz.”

Adı az duyulan yazar, William Howitt, geçen yüzyılın başlarında yayımladığı bir kitabında, her aydının, her fikir savunucusunun, her vicdan sahibi insanın yaşam parolası olması gereken görevi şöyle belirledi:

“Bu yeryüzünde bize düşen bazı görevler vardır ki bunları ihmal etmek, bizleri başkalarına karşı suçlu duruma sokar. İnsanlığın ıstırapları karşısında, bir takım bencil ve kurnaz ya da hilekâr bahanelerle susup oturmak, alçaklıktan, ihanetten, köle ruhluluktan başka bir şey değildir. Bu davranışlar yüzünden değimlidir ki hemen her yerde haksızlıklar, sömürüler (ve benzeri pislikler) güçlenmekte, halk yığınlarına musallat olan belalar insanlık tarihi ile birlikte sürüp gitmektedir.

Halk yığınlarına karşı ahlaklı, dürüstlükle konuşan insan konuşmalarını, davranışlarına ve yaşamına yansıtmalı, haksızlıklara karşıda sessiz kalmamalıdır.

 

Nizamettin BİBER

Uzman İnşaat Mühendisi

 
Toplam blog
: 887
: 2743
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..