- Kategori
- Psikoloji
Yalnız kalabilmek..

Yalnız kalmak.
Kalabalığın içerisin de yalnızlığı tercih etmek gerekiyor bazen belki de.
Dinlemek kendini. Yapılan konuşmalara sadece kulak kabartmak. Bazen o'nada gerek duymuyor insan.
Kulağını kapatıvermek tüm seslere. Ne televizyon, ne bilgisayar, ne insan sesi. Sadece sessizliği dinlemek.
Tabii bu bir göl kenarında, bir deniz kenarında olabilse daha muhteşem olabilir ama. İmkansız olduğunda ne yapmalı ?
En kuytu odaya çekilmeli. Hafif bir müzik belki. Sadece gün ışığı aydınlatmalı odayı. Bir kitap.
Ama böyle günler de kitapta iyi seçilmeli. Kalabalık olmamalı kitap da. İnsan akıp gidivermeli öyküler içerisin de. Dinginlik yaşamalı.
Uykunun gazabına uğramak olmaz ama. Uyku yarı ölüm biçimidir çünkü. Zamanın kısa bölümü uykuda geçmeli aslında. En verimli saatler bize kalmalı. Ne kadar az uyku o kadar çok yaşam !
Çok uyumak enerjiyi de alıyormuş. Doğrudur. Ne zaman çok uyusam yorgun kalkıyorum yataktan. Uyudukça uyuyasım geliyor deriz ya.
Yalnız kalmanın ; (ama istenen yalnızlığın) bir nevi meditasyon olduğunu düşünüyorum. Gün için de yaşananları düşünmek, kızgınlıkları bastırmak için en iyi yöntem bana kalırsa. hani öfkelendiğimizde karşımızdakine bağıramdan önce derin bir nefes alıp ona kadar saymalıyız ya . Onun gibi bir şey. Sakinlik.
Yalnızlık dipsomani olmadığı sürece en iyi dost bence. Dozunda yaşayabilmek . Ve de bilinçli yaşayabilmek .
Tıpkı tüm duygularımız da olduğu gibi.
İstenen yalnızlıklarla ruhumuzu dinlendirebilmemiz, hayatımızı kendi isteğimizle rölantiye alabilmemiz gerekiyor arasıra.
Ve o zaman yeni bir "biz" doğuyor belki de çöken "biz" 'den. 20/07/02007