- Kategori
- Deneme
Yalnızlaştık

YALNIZLAŞTIK
Önceleri yalnızdık…
Tek başımızaydık.
Doğduk ;tanıştık.
Tanıştıkça sevdik.
Sevdikçe kalabalıklaştık.
Kalabalıklaştıkça yalnızlaştık.
Yalnızlaştıkça uzaklaştık.
Uzaklaştıkça yabancılaştık.
Sevgilerimizi erteledik
Sözlerimizi esirgedik.
Bir candan dokunuşu çok gördük
Kendimizle temasımızı kaybettik.
Evrenle diyalogumuzu kopardık.
Ve yalnız, ve küskün, ve suskun;
Ve mutsuz kaldık…*(1)
Amerika’da bir şehrin merkezinde bir trafik kazası dramatize edilmiş. Yaralılar, hayatını kaybedenler…İlginçtir, gelip geçenlerden hiçbiri oralı olmamış .Yalnız kalabalıklar’ın ülkesi Amerika’daki çevreye bu ilgisizlik , başkalarının dertleriyle dertlenmemek, Türkiye’nin de sorunlarından biri oldu. Son yirmi beş yılda içe dönük, kapalı bir toplum oluverdik. İnsan ilişkilerini kaybettik, sohbeti özler olduk .Dünün, selamını esirgemeyen insanları hızla kültürel bir erezyona uğradı. Apartman hayatı insanların iletişimini baltaladı. Evler dikey oldukça, topraktan uzaklaştıkça insanlar da birbirinden uzaklaştı. Gökdelen ormanları insanı ezdi. İnsanlar birbirine yabancılaştı.
Köy hayatını, eski günlerimizi özler olduk. Biz o yıllarda sıcak duygularla, hoşgörüyle tanışmıştık .Biz bugün , amansız bir koşuşturmaca içinde büyük şeyleri ararken, hayatın özünde olması gereken şeyleri unuttuk. Apartmanımızdan cenaze çıkarken görüyoruz, kim ölmüş, niye ölmüş bilmiyoruz. İşin doğrusu, bizim bundan utanmamız lazım. İnsan sevgisi, insanlara karşı sorumluluğumuz öncelikle komşunun yüzünde başlamalı. İnsan ilişkilerindeki bu soğuma , insanlardaki efendiliği kaybettirdi. Hayat şartları, geçim sıkıntısı, şehirlere denetimsiz göç kapkaç’ı, hırsızlığı , dolandırıcılığı, sahtekarlığı hızla artırdı .Mahalle hayatı bitti, yerini kimsenin kimseyi tanımadığı insan yığınları aldı. Bunun sonucu: kimselere güvenemeyen, inancını kaybetmiş kişilikler oluştu. Bunda televizyonların, gazetelerin payı da var. Sürekli aldatan ve aldatılan eşleri, insanları öne çıkarıp güven kavramını ortadan kaldırdılar.
İnsanımız yalnızlaştı. Televizyon karşısında, bilgisayar başında herkesten uzak, kimsenin kimsenin kapısını çalmadığı insan kitlesi oluştu. Sohbet bitti. Bunun yerini ’sanal sohbet’ aldı. İsmi yalan, cismi yalan, ne idüğü belirsizlerin tarzanca yazışmalarına döndü güzelim sohbetler. Bu akşam televizyonda sevdiğim dizi var, diyerek, kimse kimseye gitmez oldu.
İnsanların birbirlerine her zaman ihtiyacı var. Arkadaş ihtiyacı, güvenilir bir dost ihtiyacı, tıpkı besin gibi, olmazsa olmaz, bir ihtiyaçtır. Kimse sizi aramıyorsa, kimse size yazmıyorsa, bu psikolojik sorunların başlangıcıdır. Karamsarlık, umutsuzluk, kendine güvenini kaybetmek, kalp hastalıkları, uyku bozuklukları….insan vücudunun bu tabloya olan bedensel ve psikolojik tepkisidir.
Her birimizin çok zengin bir telefon defteri mutlaka olmalıdır Bu telefonlarla bağımız hiç kopmamalıdır. Dostlarımıza, arkadaşlarımıza bir’ nasılsın’ dememiz çok çok anlamlıdır, çok çok değerlidir. Mutlu ve başarılı olmak için insanların çevresiyle ilişkileri iyi olmalıdır. Herkesin malumudur ki çevre ile başarı doğru orantılıdır.
Şimdi, dost elini uzatan ilk biz olalım. Birbirimizi görebilmek için ortak mekanları çoğaltalım. Selamlaşma kültürümüze sahip çıkalım.Bir kontörün hesabını yapmayalım.Dostlarımızın halini hatırını soralım..Hormonlu gıdalar gibi hormonlu ilişkilerin bizi özümüzden uzaklaştırmasına müsaade etmeyelim. İnsanların içine düştüğü bu ‘yalnızlık’ bataklığından kurtulmaları için biz kendi payımıza yapılması gerekenleri yapmaya çalışalım. Kendimize güvenelim, başkalarına da güvenmeyi, sadece kendimizi değil, başkalarını da sevmeyi öğrenelim. Birbirine kenetlenmiş bir toplum olmayı başarmak için çalışalım.
Yalnızlaşmak:dağılmaktır. Göz göre göre dağılmamıza zemin hazırlamayalım.
***(1) ilgili şiir, Zafer Dergisi, Ekim 2001, 298.sayısından alınmıştır.