- Kategori
- Deneme
Dünyayı değiştirmek

Gönüllerden beyinlere
Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken,
Dünyayı değiştirmek isterdim.
Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım.
Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak,
Sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim.
Ama o da değişeceğe benzemiyordu.
İyice yaşlandığımda,
Artık, son bir gayretle, sadece ailemi,
Kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim.
Ve şimdi, ölüm döşeğinde yatarken, birden fark ettim ki,
Önce yalnız kendimi değiştirseydim,
Onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim.
Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla,
Memleketimi daha ileri götürebilirdim.
Kim bilir belki de dünyayı bile değiştirebilirdim.*(1)
Toplum içinde yaşıyoruz. İçinde yaşadığımız toplumun, çevrenin sorunları üzerine düşünmeden edemiyoruz. Her birimiz çevremize, insanlığa gücümüz nispetinde katkı sağlama arzusu ve gayreti içindeyiz. Öğretmen sınıfında, siyasetçi alanlarda, sivil toplum örgütleri meydanlarda, gazeteci köşesindeki yazısında güzel bir dünyanın, insanca bir hayatın hayalini kuruyor.
Anlatılanların özü, karşı tarafın anlayabildiği kadardır. Çok şeyler verilmek isteniyor; fakat geribildirime bakıldığında tam bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Bunca söz, bunca uyarı, tartışma götürmez bunca örnekler nereye gitti. Yine birbirimizi dinlemede nezaket kurallarını çiğniyoruz, trafikte kural tanımıyoruz, yine sözlerimiz pervasız, yine öfke doluyuz, tahammülsüzüz. Halbuki biz bu konularda az mı konferans vermiştik. Şu gökkubbe altında söylenmedik söz, verilmedik mesaj bırakmamıştık. Söyleye söyleye eskimiştik. Şimdi bakıyoruz da sanki hiçbir şey söylememişiz. Tüm söylenenler bir duvara çarpıp bilinmeyen bir istikamete gitmiş.
Bir yerlerde sorun olduğu kesin; fakat bu sorun’un adı ne? Öyle bir sorun ki bunun cevabını insan ancak belli bir yaşa, belli bir birikime erişince bulabiliyor: İletişimde Üslup Sorunu. İnsana ulaşabilme sorunu. İnsanlar neyin, nasıl söylenilmesinden hoşlanırlar. Karşımızdakinin benliğini coşturmanın iletişimdeki önemi, samimi iltifatların muhatabı motive etmedeki gücü, beyne hitap etmenin ilk şartının kalbe hitap etmek olduğunun bilinmesi, eleştiriden, kötümserlikten, karamsarlıktan kaçınılması, iyimserliğin ön planda tutulması, her durumda muhatabın yüceltilmesi , kesinlikle tenkit edilmemesi, ben, sen yerine biz’li konuşmalar iletişimde başarıyı artıracak, olmazları olura çevirebilecek marifetli anahtarlardır.
Bu mücadeleye önce kendimizi değiştirerek başlamalıyız. Kendi zaaflarımızı gözden geçirip bunları ıslah etmedikçe karşımızdaki insanları etkilemenin, istendik davranışlara yönlendirmenin kesinlikle mümkün olamayacağını kabul edersek, doğru yolda, emin adımlarla yürümeye başlamışız demektir.
Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola agulu aşı, yağ ile bal ede bir söz
Kişi bile söz demini, Demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz
Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden
Pek sakın o sah katından, Seni ırak ede bir söz (Yunus Emre)
* (1) ilgili bölüm Westminster Manastırındaki bir metinden alınmıştır.