- Kategori
- Deneme
Değerlendirme yanılgıları

organik sevgi
Yunus Emre: Yaratılmışı hoş gör, yaratandan ötürü, diyerek insana yaklaşımın en sağlam temelini atmıştır. Atalarımız: Hatasız kul olmaz. Kusursuz dost arayan dostsuz kalır, diyerek çevremizdeki insanları tenkit ederek, kötüleyerek bir yere varamayacağımızı özlü bir şekilde ifade etmişlerdir. Kendimizin dışındakileri kötülemek yerine onları anlamaya çalışmak, onların yaptıkları şeyleri ne için yaptıklarını anlamaya çalışmak ve her insanı kendi şartları içinde değerlendirip anlayışla bakmak bence en iyi yaklaşımdır.Ancak bu şekilde birbirimize hoşgörü ile yaklaşabiliriz. Önyargı ile yaklaşım olumlu bir yaklaşım değildir.
Bence her insan iyidir. İyi olmayan şeyler varsa onları anlamaya çalışmak gereklidir.Ne var ki biz insanları “iyi-kötü” diye değerlendirirken anlaşılması güç ölçütler kullanıyoruz. “ Güzel” kavramının tanımlanması nasıl zor ise - kişiden kişiye farklılık arz ediyorsa- “ iyi insan” tanımlaması da günümüz toplumunda zihnimizi karıştırıyor.
İyi insanın özellikleri nelerdir? Bu soruya şöyle bir cevap verilebilir: Kötü alışkanlıkları olmayan, küfretmeyen, görevini layıkıyla yapmaya çalışan, ardniyetli düşünmeyen, ibadetini yapan, yardımsever, vatansever, maddiyatçı değil maneviyatçı, dinine bağlı, insanlara saygılı, başkalarının hakkını yemeyen, kimsenin namusunda gözü olmayan….şeklinde uzayıp giden özellikler sıralanabilir. Kimler kötü insanlardır, sorusuna da bunların zıttı cevaplar alırsınız. Kriter olarak bize evde, okulda, camide telkin edilen hususlar bunlardı. Günümüzde değerlendirme ölçütleri çok farklılaştı ve bu ölçütler yüzünden karmaşa yaşanmaya, kafalar karışmaya, ilişkiler kopmaya başladı.
Bir yönetici açısından; kendisinin dalkavukluğunu yapan kişiler iyi insan olarak değerlendirilmekte. Eğer düşünceleriniz ve davranışlarınız yöneticilere hoş geliyorsa siz iyi insansınız. Nabza göre şerbet veriyorsanız siz iyi insansınız. Haksızlıklar karşısında kişisel menfaatlerinizi dikkate alarak sessiz kalıyorsanız, iyi insansınız. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, diyorsanız iyi insansınız. Tüm sohbetleriniz laga-luga’dan ibaretse, haha-hihi ile zaman öldürüyorsanız siz iyi bir insansınız. Çünkü sizin iktidar sahiplerine hiçbir zararınız olmaz. Onların keyiflerini hiçbir zaman kaçırmayacağınız için siz gelmiş geçmiş tüm zamanların iyi insanlarından biri olarak anılacaksınız. “ Salla başını ; al maaşını !” zihniyetinde iseniz, siz iyi bir insansınız. Bizim partiden iseniz siz iyi bir insansınız. Bizim cemaatten iseniz iyi insansınız. Bizimle aynı ideolojiden iseniz iyi insansınız. Bizim derneğin üyesi iseniz iyi insansınız. Paranız varsa iyi insansınız. İş bitirici bir mevkide iseniz iyi insansınız. Çevrenizde sayısız dost(!)göreceksiniz. Bu iyi(!)insanların çevrelerindeki her duruma kolayca uyum sağladıklarını görüyoruz. İzledikleri bu akıllı politikanın sonucu mükafat olarak çok çabuk köşeyi dönmektedirler.
İnsanlık tarihinin bir de kötü(!) insanları var. ”Dünya dönüyor.”diyen Galile, devrin yöneticileri tarafından ” kötü insan” ilan edilmişti. Ünlü Fransız düşünür Descartes, soruşturma korkusundan yurt dışına kaçmak zorunda kalmıştı. Batı dünyasından Shakespeare( Şekspir), Dante ..gibi niceleri buna örnektir. İslam dünyasından çok değerli astronomi uzmanları, felsefeciler, tefsirciler, tasavvufçular, örneğin: Fahreddin Razi, İbn Arabi, İbn Rüşd, İmam-ı Ahmed Bin Hanbel, İmam Ebu Hanife.. gibi ilk akla gelen isimler topluma suçlu gibi takdim edilmiş, kimileri hapislerde çürütülmüş, eleştiri bombardımanına tutulmuş ve hepsi yaşadıkları dönemde bazı kesimler tarafından kötü olarak değerlendirilmişlerdir. Halbuki bunların eserleri Avrupa’da kaynak kitap olarak yıllarca okutulmuştur. Avrupalılar bunlardan dersler almışlardır. Fakat dikkat edilirse, düşünce tarihinde iz bırakanların ve önemli dönüşümleri sağlayanların hepsi dönemlerinde” kötü adamlar” olarak değerlendirilerek cezalandırılan kişilerdir. Bunların hepsinin isimlerini biliyoruz. Ya o dönemde “iyi insan”(!) diye nitelendirilenlerin isimlerini…?
Birbirimizi değerlendirirken kabul edilebilir kriterler kullanmazsak, bizim gibi düşünmeyen, yaşantısı bizim gibi olmayan her insanı “kötü” ilan edip aramızdaki köprüleri yıkmış oluruz ki bunun kime ne yararı olur.
Yunus Emre’nin, Mevlana’nın insan sevgisini, hoşgörüsünü kendimize rehber edindiğimizde birbirimizi değerlendirirken kullandığımız kriterler daha sağlıklı olacaktır.