Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
312
 

Yalnızlığı ben seçmedim, yalnızlık beni seçti

Yalnızlığı ben seçmedim, yalnızlık beni seçti
 

akıp giden zaman gibi


Yağmur sesiyle uyandı. Gözlerini yavaşça açtı etraf henüz karanlıktı belli ki saat erkendi, saate baktı göremedi boş verdi tekrar uzandı ama uyuyamadı. Cama vuran yağmur damlaları gecenin sessizliğini bozuyor, kışkırtıcı bir çağrıyla onu çağırıyor gibiydi. Yorganı kafasına çekti aslında artık uyumakta istemiyordu öylece durdu. Yağmurun birden bastırdığı o günde onunla nasıl koşmuş bir sığınak bulana kadar nasılda sırılsıklam olmuşlardı. Bir iç çekti pencereye arkasını döndü onu tekrar hatırlattığı için yağmura kızdı. Islanan saçlarından dökülen damlaların nasılda tüm tenini sararak akıp gittiğini o damlaların yerinde olmak istediği anları hatırladı. Bu duygu karmaşası içerisinde söylenerek,  yatağından kalkıp pencereye doğru yürürdü. Akşamdan kalan, masanın üzerinde ki cay bardağı, içinde kalan çayıyla birinin gelip kaldığı yerden devam edeceğini bekler gibiydi. Demlik çoktan ısısını kaybetmiş terk edilmiş duyguların yeniden alevlenmesini bekler gibi duruyordu. Ekmek kırıntıları arasında buruşuk kağıt masada bir tezat oluşturmuştu, bir sandalye çekti, pencerenin önüne oturdu, artık uyuması mümkün değildi tüm uykusu kaçmıştı. Dönüp yatağa baktı dağınık bir halde, çarşaf yere kadar inmiş, çıkardığı elbiseleri sağında solunda yayılmış hayatının dağınıklığını, sessizliğin içindeki kendini yansıtan gölgedeki hayatı gibi. İçini çekti odanın içine dışarıdaki direkten yayılan, içerideki eşyaları görünmekten utandırmayacağı kadar ışıtan sokak lambası yalnızlığını anlar gibiydi.  Yağmur bazen şiddetini artırıyor pencereye daha şiddetli vurarak kendini hatırlatan küçük şımarık bir çocuk gibi davranıyordu. Işığın etkisiyle dışarıyı seçebiliyordu yağmur çizgiler halinde görüntüyü bölümlere ayırıyordu. Sokak lambasının pencereye vuran ışığı altında camdan kayarak inen damlalar zamanın çizgileri gibi arkasında iz bırakarak kaybolurken hemen yerini bir başkası alıyordu. Elini cama dokundurdu soğuktu içi ürperdi soğuktan mı? Yaksa odadaki yalnızlığından mı? Anlayamadı. Dışarıda yağmur hırçın bir sevgili gibi ışıkla dans ediyordu. Işık tutkuyla onu sarmaya çalışırken yağmur elinden kayıp gidiyordu. Bu dans hiç bitmeyecek gibiydi oysa birazdan yağmur duracak, ışık bir müddet arkasından bakarak onun geri gelmesini bekleyecek ve günün ilk ışıklarıyla lambanın bekleyişi son bulacak. Oysa nasılda coşkuyla sarıyor yağmur damlalarını, birazdan yalnız kalacağını bilerek, her damlaya ışığıyla dokunarak, dansın her anının mutluluğunun tadını, güzelliğini yaşamaya çalışıyor. Zaman akıp giderken, onu kendisinden alıp götüreceğini bilerek. Arkasını döndü odanın içine doğru baktı, eliyle yüzünü ovaladı. Bu oda şu eşyalar sanki hep buradaydılar benden önce benden sonra şu duvarlar, resimdeki kadın hep orada olacak gibi. Birkaç gün önce o da buradaydı şu sandalyenin üzerinde, pencerenin önünde dışarıyı seyrederken baharın ne zaman geleceğini soruyordu. Şu yatak o içindeyken böyle çirkin görünmüyordu. Ona sarıldığında yağmurun ışıkla dansı gibi ıslak bedenlerin ılık kokusu nefesleri kesecek kadar mutluluk veriyordu. Her göz göze geldiklerinde tenleri hazzın aracısı olup sevgilerinin vücutlarındaki her hücreye ulaşmasını sağlayarak mutluluğun Nirvana’sına çıkmasını sağlıyordu.

İşte yağmur durmuştu. Her şey bitiyor diye düşündü. Sevgi, aşk, aklın bir aldatmacası mı? Yoksa zamanın bir oyunu mu? Yaşanan biter mi? Onu bitiren biz miyiz? Bu karmaşık duygular onu yoruyordu yoksa yalnızlık mıydı onu yoran ama o yalnızlığı istememişti galiba yalnızlık onu seçmişti. Sabahın ilk ışıkları içeri vururken “işte yeni bir gün başlıyor” dedi. Yeni bir gün, yeni bir hayattır yeni bir aşktır. Ceketini giyerken kendini dışarı attı nefis bir toprak kokuyordu derin bir nefes aldı. Bahar geliyordu, yeniden canlanıyordu doğa. Her şey bitecek fakat yerine yeniden başlayacak,  aşk gibi. Bu hayatın döngüsüdür. “Yalnızlığı ben seçmedim yalnızlık beni seçti ama ben yalnızlığı seçmeyeceğim” diyerek sokak lambasının altından yeni bir hayata doğru yürüdü.

Özkan ŞANAL 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 476
Kayıt tarihi
: 11.08.16
 
 

Anadolu Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği ve Eğitim Bilimleri Enstitüsü Karekter ve Değerler Eğitim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster