​ Yalnızlık ya da boşa düşmek / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

MAKBULE KISAKUREK TASDEMIR

http://blog.milliyet.com.tr/kisakurek

12 Kasım '08

 
Kategori
Deneme
 

Yalnızlık ya da boşa düşmek

İçimdeki derin boşluğu anlatamıyorum. Fırsat verseler, görecekler neler yapacaklarımı ama verilmiyor... Engeller, kişiler, olaylar, bu böyle uzayıp gidiyor. Ne içimi dökebiliyorum ne de anlatmak. Anlayabilmek, anlatabilmek, anlatılmak bir sürü nedenler sıralanıp gidiyor. Başta bir kişiydi sonra kişiler en sonunda olaylar...

Ya terketip gitmekti çare ya da savaşmak! Ne için kimin için, hangi amaçlar için? Amaç varmıydı, bir hedef varmıydı ki ortada. Anlatılacak, dinlenecek belki de çare bulunulacak. Yoktu belki; belki de en yakınındakindeydi bu çare. Bir kelime, laf ya da susmak hep susmak.

Ağlamak mı? Hayır basitlik olur, güçsüzlük olurdu. Zaten yenilmişken, hapsedilmişken kendi kendine olmazdı, bu güçsüzlük olmazdı. Anahtarın nerede olduğuna dair ipuçlarının hepsi bende birikmişken, niye? Susmak ya da bırakmak en ateşinde. Ağlamak, delice ağlamak, rahatlamaktı belki. Sonsuza kadar.

Aslında herşeyi yapar, başarır, zafer onun olur ama terkedip gitmek varken, ağlamak varken, anlatamamak belkide anlaşılmamak varken olur muydu. hayıkarabilir miydi içindekilerini. Yeter kelimesi çıkarmıydı o minicik ağızından. Onlardan, olaylardan ya da kişilerden korktuğundan belkide utandığından değil. utanmak en son şeydi onun için. Neydi?

Bir sürü hayali vardı. Şimdi ise bir sürü nedenler, olaylar, kişiler... Bir sürü sebebi vardı bunları yapmak isterken, şimdi ise bir sürü nedeni var terketip gitmek için!!! Aslında yok...

Hayaller vardır içimizde büyüttüğümüz, büyüdükçe engeller çıkan. Sebeplerimiz vardır, çoğaldıkça baş edemediğimiz. Geleceğimiz vardır, gün geçtikçe gideceğimiz. Umutlarımız vardır, gece oldukça kararan. Susmaktı belki de bunu böle yapan, bu hale getiren. Karamsarlık içinde bizi boşluğa ya da yalnızlığa düşüren.

Kimbilir belki önümüze çıkmasalar, olacak gibi. Sanki sen bu hayatı kurtaracakmış gibi, sanki sen gelecek gibi, umut gibi, hayalleri gibi.

Bırakıp gitmek, ya da güveniyorsan kendine kalmak. Sebepleri, olguları araştırıp, sormak. Kendinle tartışmak, büyümek, hedeflere koşmak. Kendinde başlatığ bitirmek herşeyi. Sonra çıkarmak ortaya, sunmak. Korkusuzca, ölesine, nedensiz, sebepsiz, bir çocuk gibi. Bir çocuğun hayalleri gibi, gözleri gibi.

Gitmeyeceksin, terketmeyeceksin, kendini. Hedeflerini. Gerekirse onlar gidecek ama sen kalacaksın. Kendine fırsar vermiyorlarsa verdireceksin, ya da o fırsatı yaratacaksın. Göstereceksin kendini, benliğini. Varlığını hissettireceksin. Bir ömür boyu. İlerleyeceksin! Ne olursa olsun. Yağmur, çağmur...

Kendinle yarışacaksın gerekirse ciddiye bile almayacaksın çoğu zaman başkalarını bazen de kendini. Hayat nasıl giderse değil hayata sen yön vereceksin. Gerekirse incilterek belkide yaşanmamışlıkları yaşatarak. Sebepleri bir sebep haline getirerek. Gecenin sesliğinde yürürmüş gibi. Aslında koşarak...

Bazende şu yanılgıya varırsın insanlar tarafından, sen bile varabilirsin. kendi benliğin bile. Öle birşey olur ki; "Ne kadar yükselirsen, uçmayı bilmeyenlere o kadar küçük görünürsün." (çoğu zaman aslında, bilenlere)

 
Toplam blog
: 19
: 367
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İşletme fakültesi mezunuyum. Ben yaşamayı, her şeye rağmen umut etmeyi, hayal etmeyi seviyoru..